Zikri sebk eden Silezya Sancağı mahall-i nizâʿ u cidâl ve mebnây-ı kīl ü kāl olup, taʿrîf ve tavsîfi muktezây-ı hâl olduğuna binâ'en, makāle-i muʿarrefesinin bir mukaddime-i lâzimetü'l-iʿtibâr ile temhîd ü terşîhine tahrîk-i hâme-i garâ'ib-nigâr olunmuşdur.
Cenâb-ı Hak hikmet-i Samadâniyye'siyle Anadolu ve Rumeli'nin [M1 251] ʿalettedrîc karârgâh-ı ümmet-i cenâb-ı hâtemiyyet olmasın irâde buyurmağın, evâ'il-i zuhûr-i nûr-i Muhammedî'de Mısır ve Şâm dest-yârî-yi samsâm-ı muhâlif-endâz ile me'vây-ı ehl-i İslâm oldukdan sonra mürûr-i zemân ile gayret-keşân-ı ashâb-ı îmândan birâz merdân-ı şecâʿat-nihâd ʿalem-efrâz-ı meydân-ı gazv ü cihâd ve pîşvây-ı erbâb-ı ısdâr ü îrâd ola gelmek tarîkasınca, beş yüz târîhleri hılâlinde Anadolu'da Dânişmendlü ve Âl-i Selçuk ve Benî Artuk tâ'ifeleri ve altı yüzde Ekrâd-ı Eyyübiyye şubeleri, yedi yüzde ʿOsmâniyye-i ʿâlîşâniyye Devleti, sekiz yüzde Timur-i pûr-zûr savleti, dokuz yüzde Sultân Selîm ve Sultân Süleymân hazretlerinin debdebe-i memleket-güşâlarıyla Şâh İsmâʿîl-i Safevî'nin âsâr-ı tugyân ve fücûru vech-i meşhûr üzere cilveger-i zuhûr olmuş idi.
Dokuz yüz elli haddinden sonra bi-hikmetillâhi Teʿâlâ dünyânın kuvâsına rehâvet ü herem ʿârız olup, devlet-i müstecidde-i müstemirre mümehhidi bir sâhib-zuhûr intâcında izhâr-ı fütûr ve câ-be-câ isbât-ı vücûd dağdağasına düşenler nihâyetü'l-emr ʿasrımızda hâdis olan Mîr Veys ve Nâdir Şâh misillü zemân-ı istiʿlâ ve istîlâları yirmi otuz seneye mütenâhiz ve efʿâl-i ikbâlleri kendi zâtlarını müteʿaddî ve mütecâviz olmamak sırrından zühûl ü gaflet ve mücerred tedbîr u himmet ile pezîrây-ı sûret olur mülâhazasıyla hâlâ Brandeburg Kralı mârrü'z-zikr Friderikos'un Cermanya ve Alamanya eyâletlerine ve belki Avrupâ'nın ekserine istîlâ sevdâları dimâğında galeyân ve maʿîşetgâh-ı kadîmi Brandeburg Sancağı'na muʿâdil Silezya gibi güzîde ve müntefaʿun bihâ nâhiyeye dest-res ve Saksonya'ya feres-rân-ı heves olmak zımnında taraf taraf hasmına gâlibiyyet ile gûyâ ki mâ-fi'z-zamîri mukaddimesi nümâyân olmuşidi. Ammâ çün düstûr-i mestûr üzere mazhar-ı takdîr-i cenâb-ı Kadîr olan tabîʿat-ı dehri tağyîr emr-i mümtenîʿ u müteʿazzir ve düvel-i Nasârâ beyninde ʿale'd-devâm münâfese ve müvâzene kayıdları mültezem, yaʿnî kendülerden pes-pâye olanlara ʿunvân ve emâret
cihetleriyle haddini tecâvüz etdirmemek belki husemâsıyla musâlaha veyâ bir hânedân-ı muʿteberden münâkaha murâd etdiği sûretde encâm-ı kâr fikriyle re'y ü meşvereleri munzam olmadıkca, husûl-pezîr olmamak hâletleri merʿî ve mübremdir. Françe ve Rusya devletleri mûmâ ileyhin sevret ü şiddetini kesr ve evvelki mertebesinde habs ve kasr içün Nemçe Devleti tarafına muʿâvenete kıyâm ü imtisâl ve takrîb-i mücâveretle evvelâ Prusya [M1 252] Sancağı bilâ-ceng ü cidâl Rusya haşerâtına pâymâl oldukdan sonra Brandeburg Sancağı'na hücûm u iktihâma mübâderet ve yüz yetmiş dört târîhi hilâlinde makarr-ı emâret Brandeburg olup, Kral-ı merkūmun mâye-i ibtihâc ü iftihârı olan Berlin şehrine ve etrâfında ekser dâr ü diyârına biribiri ardınca cereb-i frengî gibi sirâyet ve ehâlî-i bilâddan bî-nihâye mâl-i emân tahsîli ile küllî hasâret ve Kral'ın cebe-hâne ve kâşânelelerin nehb ü gāret etmeleriyle, savlet-i ʿalevgîr ve hiddet-i ʿadüv ü tedmîrînin inhitât ve fütûruna ʿillet olmalarına müteʿâkib Rusya Devleti'ndete bdîl-i Çâr hudûsu ve Nemçe tarafında telef-i asker ve nefâd-ı hazîne husûsu ve Kral-ı mevsûfun Devlet-i ʿaliyye ile muʿâhedesi mâddesi eğerçi beynlerinde şimdilik vech-i maʿhûd üzere mütâreke ve müsâleme vukūʿuna bâʿis olmuşdur. Ammâ Silezya Nâhiyesi havsala-i hazmdan hâric bir büyük lokma olup, Nemçe Çâsârı'nın kuvvetu'z-zahrı ve mâ-bihi'l-iftihârı olan Çeh, nâm-ı diğer Bohemya Eyâleti ile Leh memleketi miyânında cânib-i şimâlîsi Brandeburg Sancağı'na muttasıl ve cânib-i cenûbîsi Tımışvar semtinde olan Macaristan'a mütekârib aslında birkaç dükalıkdan mürekkeb otuz kırk bin asker oturmağa mütehammil, vefret-i hâsılât ve nefâyis-i me'kûlât ile müşârün bi'l-benân kılâʿ ve husūnu müştemil, husūsan Breslav gibi kalʿa-i nâmdâr ve me'vây-ı tüccârı mutazammın ekall-i müteyakkan tûlen yüz ve ʿarzan altmış sâʿat çeker tûlânî bir hıtta olup, ez-cümle Uyvar Sulh-nâmesi'nde taʿdâd-ı bilâd ü emsâr ve mevkiʿ-i mübâhât ü iftihârda Aşağı Silezya ve Yukarı Silezya deyü îrâd olunan nâhiye olmağla, olur olmaz ʿavârız ile ne Nemçelü tarafından kasr-ı yed mutasavver ve ne Brandeburg cânibinden redde semâhat müyesserdir. Belki iki tâ'ife miyânında gudde-i baʿîr (deve vebâsı) gibi bir derd-i nâ-devâ ve bir meşgale-i ârâm-fersâ olup, Nemçelü'ye göre müsāʿade-i rûzgâra intizâr ile mağdūriyyete mülâbis sâhib-i evvellik istihkākı mülâhazası oldukca vesîle-i tesliyyet ammâ Brandeburg'a göre bir tarîkle redd iktizâ etse ʿâr-ı mağlūbiyet ve şinâr-ı hamiyyetden başka yirmi beş seneden berü çekilen meşakkatler heder olmağla, hasım tarafında galebe zuhūru elbetde mahall-i iztirâb ve hayretdir. Binâ’en ʿalâ zâlik ya hasmını cânib-i âhardan işgālle Silezya tarafına teveccühden menʿ vâdîlerine intihâc veyâ memleketlerinin baʿzısını konşulara pîşkeş çekmekle, kuvâsına îrâs-ı zaʿf esbâbına teşebbüse
muhtâc olmağın, bi'z-zarûre ümmîdvâr olduğu mâddenin husûlüne [M1 253] talebkârlıkda ibrâm ve ısrârdan gayri çâresi olmadığı zâhir u bedîdârdır.
Ber-vech-i muharrer cumâdelûlâ gurresinde Berlin'e vusûl ve cânib-i garbîsinde ferş ve müheyyâ kılınmış hâneye nüzûl ve on günden sonra Başvekîl'e varılup, 'inâyetli sâhib-i devlet efendimizin mektûb-i ʿâlîleri iblâğ ve Kral'a buluşmak günü müzâkere ve taʿyîn olunmağın, hedâyâ-yı hümâyûndan otâk-ı behcet-nümûn evvelâ konağımızda kurulup, etrâf ve levâzımına bakıldıkdan sonra Kral'a varmakdan bir gün mukaddem ʿakkâmlarımız ile Kral serâyına irsâl ve anda bir münâsib mahalle nasbla mefrûşâtı bast ü ikmâl olundu. Ertesi gün sorguc ve atlardan gayri hedâyâ-yı mütenevviʿa boğçaları üzerinde ism ü resmlerini mübeyyin yâfteler ile ʿarabaya tahmîl ve baʿzı havâss-ı etbâʿımız maʿrifeti ve tercemân maʿiyyeti ile Kral serâyına gönderilüp, yedlerinde olan defter müterceme tatbîk olunarak dîvânhâne kenârında ʿAcem kālîçeleri üzerinde tertîb ve teslîm olundukdan sonra hedâyâdan üç re's at dahi tesrîc ü tezyîn ve Hâs ahur'dan taʿyîn olunmuş âdemler yedeğine verilüp ve kendi atlarımız dahi mükemmel raht ü bisât ile yedek etdirilüp, kendimiz ʿâdet üzere Kral'dan gelen hinto[y]va ve havâss-ı etbâʿımız ʿOsmanlı bisâtıyla yine Kral'dan gelen atlara râkib olup, bizi daʿvet ve istikbâle gelen karşucular ardınca altmış kadar tevâbiʿ u levâhık ile alay tertîb olunup, Kral serâyına varıldı. Nemçeliler tarafından sûret-i defter getürdilüp, onların rüsûm ve âdâbına riʿâyetle hareket etmeleriyle nâme-i hümâyûn Dîvân Efendisi yedinde ve sorguc-i behcet-nümûn zarfıyla kethudâmız elinde on beş kadar etbâʿıyla dîvânhâneye girilüp, mor katîfe ile döşenmiş üç kademeli bir suffe üzerinde bir tarafında mufazzaz sandalî ve bir tarafında nâme koyacak serîr ortasında mâ'î katîfeden siyâb-ı her rûze-i gubâr-âlûd ile Kral'a ayak üzerinde mülâkāt: “Hâlâ erîke-pîrây-ı saltanat-ı ʿOsmânî şevketlü mehâbetlü Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh Sultân Mustafa efendimiz hazretlerinin siz haşmetlü menziletlü dostlarına temhîd-i müvâlât zemîninde ihdâ buyurdukları hedâyâ-yı Hüsrevâne'lerini müşʿir nâme-i meveddet-ʿallâme-i Mülûkâne'leridir” deyerek nâme ve sorgucu biribiri ardınca Kral yedine iʿtâ ve ol dahi vâhiden baʿde vâhid alup, sorgucu gûşe-i çeşmle mülâhaza ederek, yanında duran serîr üzere vazʿ u ibkā ve tercemân vesâtatıyla Devlet-i ʿaliyye'den kendü hakkında zuhûra gelen iltifât ü ʿinâyetden [M1 254] minnetdâr ve elçiliğimizden mahzûz olduğun yâd ü tezkâr eyleyüp, vardığımız heyetde konağımıza ricʿat olundu. Rucûʿumuz ʿakabinde Kral hediyye atları Hâs ahurlular yediyle serây havlusu içinde iki üç defʿa dolandırup, havluya nâzır pencereden mülâhaza ve: “Kendiler soyup, âdemlerine teslîm edeler” deyü tenbîh esnâsında mücevher rahtlar ve mutallâ kesmeler şaşaʿası safâsından Kral kendüyi bitirüp, kimesneye bir şey vermek ʿâdetleri değil iken, hâs ahurlulara bir sâʿatle birkaç altûn iʿtâ eylemişdir. İblâğ-nâme ve hedâyâ bu keyfiyyetde hitâm-pezîr oldukdan sonra kış behânesiyle Berlin'de altı ay ikāmete niyyet ve Âsitâne-i saʿâdet'de kendi elçilerine on sekiz ayda verilen taʿyînât behâsı tarafımıza altı ayda verilmek üzere kavl ü karâr ve kendisi ekseriyyâ ekline geldiği Potsdam
nâm beldeye reftâr eyledi. Birkaç günden sonra tenakkul ve zıyâfetle bizi Potsdam'a daʿvet ve serây ve askerini ve kendünün bizzât tertîb ve nizâmlarına kıyâm hâletlerini seyr etdirüp, birâder-zâdeleriyle iki üç gün Potsdam korularında sayd u şikâr temâşâsı etdirdikden sonra, bir gün bizi yanına tenhâ daʿvet ve hoş âmed makūlesi nevâziş ve istînâs zımnında derûnunda câygîr olan ittifâk mâddesin dermiyân ve yanında olan harîta ile ʿavâ'id ve fevâ'idin beyân etmeğin, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'e ʿarz olunan vech üzere me'yûs olmayacak sûretde cevabı verilüp, yine Berlin'e ricʿat olundu.
Potsdam, Berlin'in cânib-i garbîsinde Berlin'e yedi sekiz sâʿat buʿd ile Berlin içinden cereyân eden su üzerinde bir mütevassıt şehir olup, ekser mahalli Kral'ın ihyâ-kerdesi olmağla, bunda mükellef serây ve bağçe ve av-gâhları olup, Berlin'de elçiler zihâmından ve ashâb-ı maslahat ve şikâyet dağdasından âzâde-i hâtır olmak içün ekser-i evkātda bunda eğlenüp, tedbîr-i mülkiyye ile hiyel-i harbiyye bâbında hâtırına gelen umûru mülâhaza ve zabt ü tahrîrden ve ricâl ve sergerdelerine ihtâr u tenbîhi iktizâ eden umûru başka başka telkīn ve taʿlîmden hâlî değildir. Minvâl-i muharrer üzere Berlin'de ikāmetimiz eyyâmında hâtırhâhımız olan mahallere varmak içün konağımıza bir koçu taʿyîn ve aʿyân ü ekâbiri bizi daʿvet ve ikrâm eylemek hâleti tenbîh ü telkīn olunmağın, birâder-zâdeleri ve sâyir ricâl ve zâbitânı bizi iki üç günde bir bağçe ve hânelerine daʿvet ve nihâyet vüsʿ-i behcetleri olan şeker zıyâfetleriyle icrây-ı levâzım-ı üns ü ülfet etmeleriyle, dârihim mâ-dümte fî dârihim mazmûnuna riʿâyetle imrâr-ı zemânına bezl-i miknet olundu. Eyyâm-ı şitânın uzun gicelerinde Kral Potsdam'dan Berlin'e gelüp, [M1 255] hilâf-ı muʿtâd iki ay kadar Berlin'de ikāmet ve komadiye taʿbîr olunur hayâlhâne nizâmına sarf-ı himmet etmekle, bizim içün bir suffe tahsîs ve birkaç kerre daʿvet ve kendisi aʿvân ü akrıbâsıyla hâzır-ı meclis olanlara bahşende-i lutf ü beşâşet olup, rakkās kızlar ve yoğurtcu (يوغورتجی) nâmına mukallidler lisânından ʿaşk u mahabbet ve ʿâşık u maʿşûk miyânında teshîl-i maslahata dâʾir vesâtat ve kıyâdet hikâyetleri ve aralıkda sâz ü söz inbısâtlarıyla üç dört sâʿat imrâr-ı zemân-ı kâmrânî ve izhâr-ı şâdmânî ederler. Baʿzı kerre redûd (ردود) [redoute] nâmına başka bir cemiʿiyyet tertîb eyleyüp, ricâl ü nisvânı karma-karış kırmızı sandal ve cânfesden cilbâb ve kerrâke resminde üzerlerine birer şey geyüp ve yüzlerine âdem çehresi sûretinde birer burunduruk tutup, kim olduğu bilinmekden kaldıkdan sonra kârhâne içinde deverâna âgāz ve harekât ü sekenâtından his ile herkes gönlü çekdiği bânûyu elinden tutup, beynlerinde gayret ve hamiyyet dağdağası bertaraf olmağla, dûr u dırâz neşîb ü firâz olta ile icrây-ı levâzım-ı ihtizâz ederler.
ve gûyâ mestûru'l-hâl olmak zuʿmuyla kol kol beğendikleri mahalle giderler. Bu cemʿiyyet ʿakabinde kârhânenin bir odasında Kral sofrası döşenüp, ref-i nikāb-ı vahşetle güzelce nüdemâyı yanına daʿvet ve sâʿat beşe ve altıya varınca ʿîş ü ʿişret ile izhâr-ı meserret ve bu bezm-i hâssa dâhil olanlar istîfây-ı lezâyiz-i müfâharet ederler. Bu esnâda Kral bir gice konağımıza yakīn aʿyân-ı beldeden bir kimesnenin hânesine gelüp, bizi yanına daʿvet ve: “Eyâ Devlet-i ʿaliyye'nin birkaç sene zarfında ceng ü cidâle niyetleri var mıdır?” deyerek kelâmı semt-i âhara tevcîh ve: “Yüz yirmi üç târîhinde Prut Suyu kenârında vech-i maʿhûd üzere tazyîk olunan Moskov Çarı ahz ü esîr olunmak mümkün iken niçün müsâmaha olundu?” deyü su'âl eyledikde: “Vakʿa-i mezkûre Devlet-i ʿaliyye'nin dört kralla on yedi sene ʿale't-tevâlî müdâfaʿa vü mücâdele eylediği evkātdan çok uzak olmadığına binâ'en, öyle etrâfı açık mahallerde reʿâyâ vü berâyânın pâymâl olması tecvîz-kerde-i cenâb-ı Hudâvendigâr olmayup, mücerred defʿ-i sâ'il ve sedd-i Sikender gibi Seyl-i ʿArim'e hâ'il olmak içün ol vakt bir asker taʿyîn olunmuş idi. Çâr-ı mezkûr kendinin sû'-i ʿameli belâsına giriftâr ekl-i evrâk-ı eşcâr misillü meşakkatlere dûçâr olmağla, istîmâna müsâraʿat ve etrâfıyla Azak Kalʿa'sın teslîme mübâderet etmeğin, el-ʿafvü zekâtü'z-zafer medlûlünce recâsına müsâʿade ve sebîli tahliye olunmak şîme-i kerîme-i [M1 256] Pâdişâhâne'ye münâsib olan umûrdandır” deyü cevâb verilüp, eğerçi kabûl sûretinde sükût eyledi. Ammâ Moskovlu'dan gāyetde âzûrde-hâtır olmağla, elli dört yıl mukaddem mazhar oldukları ʿafv ü ʿâtıfetden hâlâ müte'essif ü dilgîr olduğu ihsâs olunmuşdur.
Murûr-i eyyâmla altı ay temâm olmağa ve kış nihâyet bulmağa yaklaşmağla, mâh-ı şevvâlin yirminci günü yine üslûb-i sâbık üzere nâme-i hümâyûn cevabın almağa Kral tarafından daʿvet ve bu kerre başka bir odada ʿakd-i cemʿiyyet olunmak tarîkı üzere Kral yanına girilüp, itmâm-ı levâzım-ı müsâferetle ʿavdete ʿazîmet üzere olduğumuz ve nâme-i hümâyûn cevabın almağa vardığımız takrîr ü tefhîm olundukda, elçiliğimizden izhâr-ı şükrân ve bizden Âsitâne-i saʿâdet'de merâmları husûlüne dâ'ir dostluk ümmîdinde olduğun zikr ü beyân ederek cevâb-nâmeye müteʿâkıb Başvekîl yediyle baʿzı hedâyâ-yı cüz'iyye itâ olundu. Bundan sonra bizi hudûddan istikbâl eden mihmândâriyle Leh hudûduna ircâʿ u îsâl içün ʿaraba ve bârgîr ihzâr etmeğin, gurre-i zilkāʿdede Berlin'den hurûc ve on dört günde makarr-ı emâret-i Silezya olan mârrü'z-zikr Breslav şehrine vülûc olunup, anda beş altı gün ikāmet ve müceddeden ʿaraba maslahatına temşiyet verilmekle, kurây-ı hudûd-i Leh'den Utripeça nâm karyeye dâhil ve katʿ-ı merâhil olunarak zilhiccenin beşinci günü Hotin'e on beş sâʿat buʿdu olup, Leh ile Boğdan toprağı miyânında hadd-ı fâsıl olan Horodenka nâm kasabaya vusûlümüzde üslûb-i sâbık üzere Boğdan Voyvodası mihmândârı istikbâl ve ihzâr-ı levâzım-ı hatt ü
tirhâl ederek on sâʿat berüde Nehr-i Prut üzerinden mürûr ile Çernaviç nâm karyeye bundan dahi Podşan nâm kasabaya gelüp, ʿîd-i adhâ tevassut ve yağmurlar mütemâdî olmağın, bunda üç gün ikāmet ve bu mahalden dahi üç günde makarr-ı emâret-i Boğdan olan Yaş'a vâsıl ve henüz vârid olmuş Boğdan Voyvodası Üçüncü Ligor Bey'e musâdefe ve bundan dahi tekrar ʿaraba ve bârgîr mâddesine nizâm verilüp, Kalas ve Maçin yolu iktizây-ı vaktle zahmetli olduğu maʿlûm olmağın, Burlat nâm mahalden Eflâk'a doğru teveccüh ve üç günde Boğdan ile Eflak miyânında hâdd-ı fâsıl olan Fohşan nâm şehre varılup, bunda dahi Eflak Voyvodası'nın mihmândârı istikbâl ve Bükreş'e uğramaksızın dört beş günde Tuna ile Arces [=Argeș] nâm nehir miyânında Oltelic [=Oltenita] nâm karyeden gurre-i muharremde Tuna üzerinde Tutrakan nâm kasabaya [M1 257] dâhil ve bunda on aydan berü hasret-keş olduğumuz câmiʿ ve minâre müşâhedesiyle küllî meserret hâsıl olmağın, secde-i şükre mübâderet ve duʿây-ı devâm-ı Devlet-i ʿaliyye'ye muvâzabet zımnında Hezargrad ve Karînâbâd ve Kırkkilise üzerinden Âsitâne-i saʿâdet'e bâl-güşây-ı müsâraʿat ve bi-fazlihî sübhânehû sene-i kâmile temâmı olan mâh-ı muharremin on dördüncü günü İstanbul'a duhûl ile bir müddetden berü etrâf u eknâfa perîşân olmuş havâss-ı arâmiş ü müsûl menzilgâh-ı evvelîne rücûʿ u hulûl eyledi. Fe hamden sümme hamden sümme hamden.
Sâniha
Attribution
- Citation:
- "Sâniha", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_520.html
Item Details
- Title:
- Sâniha
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1178
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota