Yekfi'r-reşîde rüşdehü muʿallimen

mefhûmunca az vakitde destyârî-yi zihn-i vekkād ile vâsıl-ı ser-menzil-i meleke vü istiʿdâd olup, kalem-i mezbûra müdâvemet ve dekāyik-ı kaleme baʿde'l-vukūf kesb-i hüsn-i sît ü şöhret edüp, sene hamse ve selâsîn ve mi’e târîhinde ser-satır-ı fetih-nâme-i İrân-zemîn olan şehr-i Tiflîs tahrîrine meʾmûr ve ber-mefhûm-i: Hevvin ʿaleyke yekûnü mâ-hüve kâ'in gurbete rızâ-dâde olarak ahbâb ü asdikāsından mehcûr olmuşidi. O havâlîye vusûlünde Tiflis'in tahrîri Revân fethine vâbeste olduğundan, meʾmûriyyeti tesvîf ve kendüsü tevkīf olunmuşidi. Fazl-ı Sübhân ile revân-ı cism-i İran olan Revân Kalʿası kemend-i teshîre bend olmağla, tahrîrine mübâşeret esnâsında Defterdârlığı dahi taraf-ı devletden tenbîh ü işâret olunup, bir zemân Defterdâr-ı Revân ve baʿdehû serʿaskerler maʿiyyetlerinde Riyâset ve Defter Emâneti vekâletleriyle varak-gerdân-ı sahâyif-i hadsân olup, baʿde'l-lüteyyâ velletî sâyik-i takdîr-i ʿinân-ı ʿazîmetini semt-i Bağdâd'a sarf u tahvîl ve Vâlîsi olan Ahmed Paşa'nın nazar-ı iltifât ve rağbeti ile tarh-ı endîşe-i ehl ü cîl eyleyüp, hattâ: “Ne kadar var ise esnâf-ı hüner dünyada” kasîdesini nazm ve arz eyledikde, yirmi bin guruş câyize ile kadrine hürmet etmişidi. Eyyâm-ı gurbeti yedi seneye bâliğ oldukdan sonra Âsitâne-i saʿâdet'e celb olunup, kırk iki târîhinde Der-i devlet-medâra vâsıl ve Mâliyye ve Cizye mansıblarıyla mükâfâta nâyil olup, ʿAcem ve Moskov ve Nemçe süferâsıyla bi'd-defeʿât vukūʿ bulan mükâlemelerde nâmûs-i devleti sıyânet eyleyerek îfây-ı lâzime-i hidmet eylediği, teveccüh-i Şehriyâr-ı vakte sebeb ü ʿillet olmağla, Sadrıaʿzam Mektûbçusu nasb olunup, haysiyyet-i zâtiyye ve sadâkat-i fıtriyyesi yevmen fe-yevmen hârice çıkup, dâmet lehü'l-merâtib ʿadedini câmiʿ olan elli üç târîhinde Re'îsülküttâb ve hâmil-i esrâr-ı devlet-i ebed-meʾâb olmuşidi. [M1 223] Dört sene kadar o hidmet-i hatîrede izhâr-ı mâye-i ʿakl ü dirâyet ve ibrâz-ı meʾâsir-i kiyâset eyleyüp, hifz-ı bilâd ve himâyet-i ʿibâd hidemâtına kesb-i istiʿdâd eylediği maʿlûm-i Şehriyâr-ı vâlâ-nijâd olmağla, ʿâm-ı sebʿa ve hamsîn evâyilinde mertebe-i ʿulyâ-yı Vezâret ile kadr ü iʿtibârı terfîʿ ve Mısr-ı Kāhire Eyâleti ile dâyire-i debdebe vü şânı tevsîʿ olundu. Rehâvet-i vülât ile berhemzede-i ihtilâl olan iklîm-i Mısır'ı zemân-ı kalîlde nizâma rabt ve baʿzı mütegallibeyi iʿdâm ile izâle-i fesâd ve habt eyleyüp, beş sene kadar o tarafda neşr-i ahkâm-ı ʿadl ü dâd ve tesviye-i mesâlih u mevâdd eyleyüp, bir mahalde kesret-i ikāmet bâʿis-i hudûs-i kelâl ü seʾâmet olduğundan; Kelâl geldi tasarrufdan Umm-i Dünya'yı Yeter şu Kāhire'nin kahrı ʿazm-i Rûm edelim gazelini inşâd ve Devlet-i ʿaliyye'ye irsâl ile sûret-i istiʿfâ îrâd eylediğini evliyây-ı devlet fehm edüp, altmış birde ʿazl ve Aydın mansıbına nakl olunmuşidi. Kürsî-yi memleket olan Güzelhisar'a vusûl ve bir müddet o diyârda reviyyet-i umûr ile meşgûl olup, altmış sekiz rebîʿinde Rakka ve ʿâm-ı kābilde Halebü'ş-şehbâ Eyâleti'yle ikrâm ve yetmiş rebîʿulâhıranın on yedinci günü Şâm Eyâleti tarafına tevcîh olunmuşiken, se-rûze mürûrunda mühr-i hümâyûn ile zâtına tevkīr ü ihtirâm olundu. Cumâdelâhıre'nin dokuzuncu ehad günü vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve ruhsây-ı ʿatebe-i gerdûn-menzilet olup, bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr olduğu gün vefât ve ʿazm-i dâr-ı mücâzât eyledi. Müddet-i Sadâretleri altı buçuk seneye karîbdir. Müşârun ileyh rüşd ü zekâda İbn İyâs, inşâd-ı şiʿirde Ebû Nüvâs, inşây-ı bedâyiʿ-i nigârı revnak-şiken-i âsâr-ı Nergisî ve telfîk-i kelâm ve ifâde-i merâmda sânî-yi Veysî olup, elsine-i selâsede nazm ü nesri makbûl-i fuhûl ve cihet-i ʿilmiyyesi müsellem-i erbâb-ı menkūl ü maʿkūl olduğundan gayri, re'y ü tedbîrde Felâtûn-i zemân ve idâre-i mülkiyyede Restâlîs-i devrân olup, insân-ı kâmil denmeğe sezâ ve Sadru'l-vüzerâ elkābına revâ bir Vezîr-i bî-hemtâ idi. Sefînetü'l-ʿUlûm nâmıyla mevsûm olan mecmûʿası'ndan gazâret-i ʿilmiyyesi ke'ş-şems-i fi'l-hevâ cerr-i zâhirdir. Matlaʿu's-Saʿdî'nin rubʿu mikdârını tercüme edüp, hattıyla manzûr-i Fakīr olmuşdur. Mîrhand'ın Ravzatü's-Safâsı'nı dahi tercümeye başlayup, ʿavâyık-ı kevniyye iktizâsıyla o dahi nâ-temâm kalmışdır. Fenn-i ʿarûza dâ'ir ve Tevfîk ve Tahkīk ismiyle [M1 224] müştehir olan risâleleri ve telhîsât ve suver-i mekâtîb ve münşe'âtı ve sâyiresi pesendîde-i hâss u ʿâmm ve mâ yuʿavvelü ʿaleyhi münşiyân-ı eyyâmdır. Eşʿârı her ne kadar şâyiʿ ve müstefîz ise dahi teberrüken birkaç beyit bu mecelleeye kayd olundu. Biz hatt-ı dil-keş-i kalem-i sunʿu görmüşüz Hayrân-ı nakş-ı hâme-i Behzâd olur muyuz? Olsak hezâr zahmle meʼyûs-i ʿâfiyet Memnûn-i lutf-i merhem-i hussâd olur muyuz? Tâ bilmedikçe kayd-ı rehâdan halâsımız Mağrûr-i dâm-ı şîve-i sayyâd olur muyuz? Ve lehû: Muharrik-i dil olur dil-rubâya muhtâcız Zemân-ı zaʿf-ı kavâdir-i ʿasâya muhtâcız Ne nâ-hudâdan iʿânet ne hod sabâdan eser Bu yemde şurta-i lutf-i Hudâ'ya muhtâcız Ve lehû: Mâye-i feyz verir revnakı zînet vermez Zîver-i cevher ile rûşen olur mu kandîl? Saçdı âteşlerini görüldü ol şûh yine Gālibâ neft-i nakkāka rukbâ etdi fetîl Münkeşif olmadadır zıddı ile çün eşyâ Taʿn-ı aʿdâ gibi Râgıb olamaz zikr-i cemîl Ve lehû. Dil-teşnelere kalmadı yek-katre-i feyzin Ser-çeşme-i ihsânını ağyâr kurutdu Teng oldu zemîn sıkleti defʿ etse münâsib Râgıb kalemin minder-i endîşe çürütdü.
Attribution
Citation:
"Yekfi'r-reşîde rüşdehü muʿallimen", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_472.html
Item Details
Title:
Yekfi'r-reşîde rüşdehü muʿallimen
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1176
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota