Şevvâlü'l-mükerremin yirmi dokuzuncu günü âfitâb-ı ʿâlemtâb bir parmak kalıncaya dek münkesif ve iki sâʿat mürûrunda müncelî vü münkeşif oldu. Necl-i necîb-i Nebevî olan hazret-i İbrâhîm'in vefâtı günü zuhûr eden küsûfu, o nahl-i cemenistân-ı nübüvvetin sukûtundan neş'et eylediğine baʿzı nâs zâhib olduğunu Fahr-i ʿâlem sallallâhü aleyhi ve selem hazretleri istimâʿ buyurup: İnne'ş-şemse ve'l-kamere âyetâni min âyâti'llâh lâ-yenkesifâni li-mevti ahadin [M1 185] eser-i belîgiyle iʿtikādlarını islâh ve sebeb-i husûf u küsûfü îzâh buyurdular.
Hükemâ kavlince eğer ictimâʿ, ʿukde-i re'sden ya zenebden birinin havâlîsinde vâkiʿ olur ise kamer-i basar ile âfitâb beyninde hâyil olup, vech-i âfitâbı setr etmekle küsûf vâkiʿ olur, gâh tamâmen setr eder ki küsûf-i küllî olur ve gâh baʿzan setr eder ki küsûf-i cüz'î olur. O zemân rûy-i âfitâbda mür'â olan siyahlık reng-i kamer olup, küsûf cânib-i garbdan zuhûr ve yine o cânibden incilâya başladığı erbâbına maʿlûmdur. Ve cumhûr-i hükemâ katında hüsûf-i kamer kürre-i arz cirm-i şems ile cirm-i kamerin mâbeynine tavassut etmekle kamerin nuru zevâlinden ʿibâretdir. Ve vakt-i inhisâfda safha-i kamerden şekl-i dâ'ire gibi nümâyân olan zulmet kürre-i arzın zıllidir demişler ve dâ'ire şeklinde görülmesi kürriyyet-i arza delildir dediler.
Su'âl: Şems ile kamerin beher mâh ictimâʿları vâkiʿ olup, küsûf ve husûf her ayda zuhûr etmek lâzım gelür idi.
Cevâb: Şems arzdan büzürg-ter olup, eğer şems mikdâr ü cirimde arza müsâvî olsa idi her şehrde küllî olmazsa da cüz'î olsun kamere inhisâf târî olur idi.
Vukūʿ-ı küsûf
Attribution
- Citation:
- "Vukūʿ-ı küsûf", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_381.html
Item Details
- Title:
- Vukūʿ-ı küsûf
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1173
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota