ʿAvdet-i sefîr-i Leh ve hülâsa-i takrîr-i û

İhbâr-ı cülûs-i hümâyûn ile Leh cumhûruna sefîr olan Sadrıaʿzam Selâm Ağası, hıtâm-ı hidmetiyle ʿavdet edüp, Der-i devlet-mekîne takdîm etdiği takrîr-i dil-pezîrdir ki, bu mahalle kayd ü sebt olundu. Leh cumhûr cânibine irsâli musammem olan nâme-i hümâyûn-i Cihânbânî bu kullarına hirez-cân-ı kâmrânî kılınmağla, sene-i mezbûra mâh-ı rebîʿulevvelinin nısfında Âsitâne-i ʿaliyye'den rû-be-râh-ı savb-ı me'mûriyyet olup, elli birinci günü hısn-ı hasîn-i Hotin'e vusûlümüz müyesser olmuşdur. Der-ʿakab cumhûr cânibine, hidmet-i me'mûre-i sefâretle kalʿa-yı merkūmeye vürûdumuzu tahrîrâtımızla ihbâr eyleyüp, haberleri zuhûruna intizâr ile kırk gün mikdârı Hotin'de evkāt-güzâr oldukdan sonra cumhûr tarafından maʿiyyetimize taʿyîn eyledikleri mihmândârları vürûdunun ferdâsı Hotin'den müretteb alay ile hareket ve mâh-ı Cumâdelâhıre'nin onuncu günü re's-i hudûd olan İzvaniçe Kasabası'na dâhil olup, ertesi cânib-i maksûda sevk-i sütûr-ı ʿazîmet olundu. Tâ'ife-i mezbûrenin el-hâletü hâzihî makarr-ı hükûmetleri olan Varşova nâm şehre varınca reh-güzârda vâkî Huşateyn ve İlbol ve Zamoviç ve Lublin isimleriyle nâmdâr dört ʿaded hisâr-ı üstüvârlarına dûçâr ve ʿale't-tertîb her birine duhûlumüzde aʿyân ve ehâlîleri ʿalâ kader-i tâkātihim tubûl ve mezâmîrleriyle alaylar tertîb eyleyüp, top ve tüfeng şenlikleriyle emr-i istikbâlimizde sarf-ı nakdîne-i iktidârları kemâl-i sadâkat-tûtîlerin izhâr eder idi. Bu mâbeynde vâkî Wisla ve Pelçe nâmân iki ʿaded nehr-i şedîdü'l-cereyândan -ki her biri nehr-i Turla mânendidir- Pot taʿbîr olunur sâl hey'etine müşâbih tahta-bendler ile güzâr olunup, bi'l-cümle re's-i hududlarından hareketimizin yirmi yedinci günü hükümet-gâhları olan merkūm Varşova şehrine ʿalâ kaderi'l-imkân alay ile duhûlümüzde bir muʿteber binbaşı ve kırk elli mikdârı bey-zâdeleri istikbâlimize şitâbân olup, Kral cânibinden peyâm-ı haber-i makdemi inhâ ile ʿale'r-resm getürdükleri esb-i sîmîn-i sitâm-ı zî-bende-hırâmı rükûbumuz içün müheyyâ eylediklerinde, biz dahi [M1 139] kāʿide üzere süvâr olup, tâ'ife-i merkūme ile muʿayyen olan menzilimize duhûl ve hîn-i nüzûlümüzde rahş-ı maʿhûdu istirdâd eylemişlerdir. Yevm-i mezbûrun ferdâsı ferden ferdâ Baş-hatman ve Baş-mareşal ve sâ'ir ricâl-i cumhûr taraflarından istifsâr-ı hâl ü hâtır-ı vâfir ve peygām-ı hoş-âmedî üç gün ʿale't-tevâlî mütevâtir olup, memleketlerine vurûd eden süferâ Kral'dan mukaddem Baş-hatmanlarına buluşmak ʿâdetleri olmağın, rûz-i çârumda hatman tarafından birkaç müzeyyen hintov ve mikdâr-ı kifâye donanmış atlar ile bir kerre mahsûs daʿvetimize geldiklerinde, biz dahi takımımızla süvâr ve devletlü sâhib-i devlet efendimizin mektûb-i ʿinâyet-üslûbların zîver-i dü dest-i iftihâr eyleyüp, alay ile serâyına vâsıl olduğu odaya dâhil olduğumuzda mahallinden kıyâm ile hutuvât-ı çendîn istikbâle dâmen-çîn-ihtimâm olucak, Fakīr dahi teblîg-i peyâm-ı nevâziş-i encâm-ı hazret-i Velîyyü'n-niʿamî ile gûyâ olarak nezdîk olup, mektûb-i telattuf-mashûbu baʿde't-telsîm yeden be-yed teslîm eylediğimde, kemâl-i iʿzâz ile ahz ü takbîl ve nihâde-i ser-tebcîl eyledi. Baʿde'l-kuʿûd vesâtat-ı tercemân ile istifsâr-ı hâl ü hâtır ve merâsim-i musâfâta dâ'ir vâfir güft ü şenîd ve iktizâ eden her su'âline ecvibe-i sâ'ibe-i hakîmâne temhîd olunarak, bir sâʿat mikdârı dostâne sohbetden sonra meclis-i mükâlemeye nihâyet verüp, geldiğimiz alay ile konağımıza ʿavdet eyledik. Çend rûz murûrunda teslîm-i nâme-i hümâyûn içün Kral tarafından birkaç müzeyyen hintov ve mücevher-pûş yedekler ve on beş kadar donanmış atlar ile bir gürûh-i enbûh gelüp daʿvet eylediklerinde, mârrü'z-zikr alaylardan maʿnûn cemʿiyyet ile Kral serâyına varılup, nâme-i hümâyûnu ser-i ibtihâcıma refʿ ile dîvân-hânelerine duhûlde cümle ricâl-i cumhûr dîvân-gâh-ı mezbûrda mevcûd olmağın, küllîsi yerlerinden kıyâm eyleyüp, Kral kendi resm-i istikbâli icrâya müsâraʿat ile pîşgâh-ı tahtından birkaç kadem mübâʿadet eyledikde, Fakīr dahi muʿtedilâne reftâr ile karîb varup, nâme-i hümâyûn-i şevket-makrûnu baʿde't-telsîm yeden be-yed teslîm etmekle ahz ve şifâh-ı tebcîl ile takbîl eyledikden sonra Baş-kancılara verüp, ol dahi bir mahall-i mürtefiʿa vazʿ eyledi. Baʿdehû Kral ve cümle ricâl-i cumhûr mahallerinde ve mukābele-i Kral'da müheyyâ olan iskemle üzerinde bu Fakīr dahi kuʿûd eylediğimizde, ibtidâ feth-i kelâm eyleyüp, [M1 140] “Bi-hamdillâhi Teʿâlâ bu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede dest-yârî-yi hazret-i Bârî ile revnak-efzây-ı serîr-i Cihânbânî ve şeref-bahşây-ı erîke-i Gîtî-sitânî Sultânü'l-berreyn ve Hâkānü'l-bahreyn şevketlü kerâmetlü kudretlü mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn Veliyy-i niʿmetimiz efendimiz hazretleri bi'l-irs-i ve'l-istihkāk taht-ı fîrûz-baht-ı ʿOsmânî üzere cülûs-i meymenet-meʾnûs-i hümâyûnlarının nüvîdlerini müşʿir ve siz hürmetlü Kral ve cumhûruyla mâ-beynde maʿkūd olan musâfât ve müvâlâtın ber-mûceb-i ʿahidnâme-i hümâyûn idâme ve istikrârına müsâʿade-i ʿaliyye-i Hüsrevâne'lerini muzhir nâme-i hümâyûn-i ʿinâyet-ʿallâmeleri îsâline dergâh-ı şevket-penâhlarından bu kullarını me'mûr buyurdular” deyü îfây-ı merâmla kelâma encâm verdiğimde, vesâtat-i tercemân ile mefhûmu Kral'ın maʿlûmu olıcak ʿazîm sürûr u beşâşet ile izhâr-ı memnuniyyet ve bir sâʿat mikdârı mahalle münâsib musâhabetden sonra yine alay ile menzilimize mürâcaʿat olundu. Bu hâlde evvelâ teslîm-i nâme-i hümâyûn günü Kral tarafından müretteb ve mahsûs ziyâfet-i ʿazîmede ve bir iki günden sonra Baş-hatmân ve Baş-mareşal ve sâyir ricâl-i cumhûrun ʿâlâ merâtibihim mahsûs-i ziyâfetlerinde müşâhede olunan sunûf-i ikrâm fevka'l-gāyedir. Bu minvâl üzere şehr-i mezbûrda bir mâh mikdârı meksden sonra cevâb-nâme-i ʿubûdiyyet-i ʿallâmeleri teslîmi içün tekrâr daʿvet ve kemâ fi'l-evvel alay-ı ʿazîm ile serây-ı Kral'a varılup, bi-ʿaynihi teslîm-i nâme tarzı üzere ahz-ı cevâb-nâme ve lâ'ik olan vechle merâsim-i tevdîʿî hitâma îsâlden sonra ʿâdetleri üzere Baş-hatman serâyına ʿazîmet, andan dahi ahz-ı mektûb ile mekânımıza ʿavdet eyledik. Bir iki gün murûrunde öteden berü taraflarına vârid olan sefîrlere hîn-i rücûʿda ancak bin altûn ikrâm eylemek ʿâdetleri olmağın, bize dahi Kral tarafından muʿteber ve muʿtemed âdemleri yediyle bir kîse içinde bin altûn gelüp, seyr-i çeşm-i bendegân-ı Devlet-i ʿaliyye izhâriyçün muvâcehelerinde nakd-i merkūmu dokuz etbâʿ kullarına bahş eylediğimizde, bu hâl-i istiğnâ-meʿal zuhûrundan ʿazîm müteʿaccib olmuşlardır. Baʿdehû birkaç gün dahi tedârük-i levâzım-ı râhı itmâm içün meks ü ârâmdan sonra şehr-i mezbûra vusûlümüzün otuz sekizinci günü -ki mâh-ı şaʿbânü'l-muʿazzamın nısfıdır- itmâm-ı hidmet-i sefâret ve ihtitâm-ı [M1 141] emr-i me'mûriyyet ile mürâcaʿat ve mihmândârları maʿiyyetiyle on yedinci günde re's-i hudûda duhûl ve andan dahi tayy-i merâhil ederek mâh-ı şevvâli'l-mükerremin on beşinci günü Âsitâne-i saʿâdet'e vusûlümüz müyesser olmuşdur. Leh Kralı ve cumhûru ahvâllerinden mesmûʿ olan havâdis, Prusya Kralı olan Brandeburg Herseki -ki Lehlü'nün kendü takrîrleri üzere iki yüz bin mikdârı askere mâlik imiş- Leh Kralı'na olan husûmeti sebebiyle bir iki seneden berü müteʿaddid ceng ü cidâlleri vâkiʿ olup, bundan bir sene mukaddem taht-gâh-ı kadîm-i Leh olan Saksonya şehrini teshîr ve Leh Kralı'nın ʿavretini esîr etmekle, el'ân Saksonya'dan elli altmış sâʿat berü merkum Varşova şehri taht-gâhlarıdır. Bu esnâda Kral-ı Leh iki sulbî oğulların Nemçe ve Moskov ve Fransa krallarına imdâd recâsına irsâl eyleyüp, anlardan dahi kırkar ellişer bin mikdârı asker ve mikdâr-ı kifâye hazîne ile imdâd olunmağla, asâkir-i mezkûre mahall-i muhârebeye karîb geldikleri söylenür idi. Lâkin biz anda iken kâr zâra şurûʿları mesmûʿ olmadı.
Attribution
Citation:
"ʿAvdet-i sefîr-i Leh ve hülâsa-i takrîr-i û", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_302.html
Item Details
Title:
ʿAvdet-i sefîr-i Leh ve hülâsa-i takrîr-i û
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1172
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota