üçüncü Sadâretlerine târîh vâkiʿ olmuşdur. Mesnedinde fıkdân-ı istiklâl ve kelâmında ʿadem-i nüfûz-i istidlâliyle nefsini tahlîs dâʿiyesine düşüp, umûrunda tesâhül ve terâhî ihtiyâr ve Şaʿbânın yedinci günü ʿazl ve Kızkullesi'ne habs ile iʿdâmı izmâr olunmuşiken, enfâs-ı maʿdûdesini tekmîl etmemiş bulunduğundan, ʿismetlü Vâlide Sultân şefâʿatıyla reh-yâb-ı selâmet ve ibtidâ Kıbrıs'a ve baʿdehû Rodos'a tagrîb olunup, altmış dokuz Muharremi evâsıtında sâniyen Mısr-ı Kāhire hükûmetiyle pâ-nihâde-i merkez-i rifʿat oldu. Yetmiş birde Anadolu Eyâleti tevcîh olunup, bir müddet İzmir'de ve sâyir mahallerde ârâm [M1 136] ve Kütahya'ya vürûdundan birkaç gün sonra enfâs-ı hayâtını itmâm eyledi. ʿAhd-i Mahmûd Hânî'de iki defʿa ve asr-ı ʿOsmân Hânî'de bir defʿa, Sadâret müddetleri beş sene ve bir mâh ve sinni-yi ʿömrü yetmiş bir senedir.
Müşârun ileyh sûfî-nihâd ve sahiyy ü cevâd, himmeti ʿâlî ve tavr-1 pesendîde-i eʿâlî ve nazarında hâk ile zer berâber ve cevher ü hazef hem-ser olup, bir mahalden bir mahalle ʿazîmetinde dâiresinde müctemiʿ fukarâ vü dervîşân sevâd-ı cemʿiyyetinin nısfına müvâzî ve sunûf-ı askerî gibi her tarafdan râyet-keş-i ser-efrâzı olduklarından gayri, tesviye-i metâliblerine ez-dil ü cân saʿy ü dikkat ve inkisâr-ı hâtırlarından tevakkī ve mücânebet eyler idi. Geşt ü güzâr etdiği memâlikde tecrîm-i fukarâ ve müsâdere-i zuʿafâ nâdir vâkiʿ olup, ne mahalde bulunsa vüzerây-ı ʿizâm kîse-i ser-be-mühr-i zer ile celb-i hâtırına ihtimâm ve: “Ağniyây-ı nâsdan dahi kasr-ı celb-i mâl ile ganî vü fakîre inʿâm ve yüz fakîri tecrîmden ise bir şahs-ı tüvângerin mâlını almak ehvendir” dediği maʿlûm-i enâmdır. İhrâk-ı dem ve izhâk-ı rûh-i benî Âdem'e dahi ikdâmâtı mervî ve bâhusûs baʿzı etbâʿına kemâl mertebe taʿyîn verilüp, meclûbât-ı cevânib ile tesmîn ve behâne-i cüzʿiyye ile hûnunu pâşîde-i safha-i zemîn eyler idi. Talebe gürûhundan Velî Efendi'ye fevka'l-ʿâde iʿtibâr ve nüfûz-i kelâm ile şânını, resîde-i felek-i devvâr edüp, taşrada kitâbçı ve baʿdehû Kethudâ nasb etmişidi. Sadâret-i sâlisesinde ricâl-i devlete rağmen merkūmu Sadâret-i ʿuzmâ Kethudâlığı'yla sâhib-i iştihâr ve bezâzet-i lisânıyla kulûb-i sıgār ü kibârı dâğdâr edüp, baʿde'l-ʿazl Resmo'ya iclâ ve bir müddetden sonra sebîli ihlâ olunmuşidi.
Sâhib-i terceme Kütahyâ Vâlîsi bulunup, merkūm dahi istizlâl-i himâyeti kasdıyla dâyiresine gelür iken “Sadâret'den ‘azlime sebeb oldu” evhâmıyla ol fâzıl-ı bî-nazîri iʻdâm ve ser-i maktûʻunu Celâlî-başı gibi Devlet'e irsâl ile muzga-i efvâh-ı hâss ü ‘âmm oldu. Maʻa-mâ-fih müşârun ileyhin livâsı mansûr ve ne mahalle vardıysa aʻdây-ı devlet seyf-i mehâbetiyle makhûr olup, debdebe-i Vezâret'i ‘âlem-gîr ve sît-i bülend-i sevreti muhît-kûrre-i çarh-ı esîr bir Vezîr-i bî-nazîr idi.
Müşârun ileyhin şiʻir u inşâya selîkası olup, ‘Âlî mahlası ile İlâhiyyât'ı ve kabûle mukārin makālâtı vardır. Bu gazel cümle-i eşʻârındandır:
Bize lutf etdi Hüdâ şöyle ki gelmez kāle [M1 137]
Şükrü mümkin mü ola bu keremin her hâle
Ol kadar verdi ginâ bana Cenâb-ı Mevlâ
İʻtibâr eylemezem cevhere cem‘-i mâle
Sûdü yok hırs u tamaʿ eylemenin dünyâda
Vermeyince sana Bârî ne edersin nâle
Bî-vefâ deniyyeye hergiz sakın etme rağbet
Bildi ʿirfânı olan anı hemîn muhtâle
İştiyâkım o kadardır ki cemâl-i bedre
Gâh olur safvet-i dilden görünür bî-hâle
Bire rabt eyle süveydâ-yı derûnun zînhâr
Mürg-i dil zabt ola tâ konmaya daldan dala
Uyma vesvâsa hele hâtırayı defʿ eyle
Sana reng eylemesün uğrama ʿÂlî ele!
Câ'e Nizâmü'l-mülk (جاء نظام الملك)
Attribution
- Citation:
- "Câ'e Nizâmü'l-mülk (جاء نظام الملك)", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_299.html
Item Details
- Title:
- Câ'e Nizâmü'l-mülk (جاء نظام الملك)
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1172
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota