ʿAvdet-i Ahmed Resmî Efendi ez-Sefâret-i Nemçe

Küçük Evkāf Muhâsebecisi olup, bâ-rütbe-i Şıkk-ı Sânî Nemçe İmparatoru tarafına iʿlân-ı cülûs-i meymenet-me'nûsu mutazammın nâme-i hümâyûn ile taʿyîn olunan el-Hâc Ahmed Resmî Efendi'nin itmâm-ı maslahat-ı Sefâret'le Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdetinde eser-i kalem-i nâdire-rakamı olarak ʿatabe-i felek-kevkebe-i Şâhâne'ye ʿarz u takdîm eylediği takrîr-i dil-pezîr, tafsîl ü ıtnâb ve mâ-lâ yaʿnî vü ishâbdan vâreste olduğuna binâʾen, min gayr-i tahrîf ü tagyîr ʿayni ile bu mecelleye sebt ü tahrîr ve merciʿ-i süferây-ı devlet-i ebed-masîr kılındı. Bi-ʿavnihi sübhânehü ve Teʿâlâ işbu bin yüz yetmiş bir senesi [M1 121] saferu'l-muzafferinin yirminci pençşenbih günü İstanbul'dan hareket ve sekiz günde Edirne'ye varılup, andan Cisr-i Mustafa Paşa'dan murûr ve Filibe ve Sofya ve Şehir-köyü'nde berf ü bârâna musâdefe ve yirmi sekizinci gün Morava Nehri güzergâhına ibtidâr olundu. Nehr-i mezkûrun cisri olmayup, açık taʿbîr olunur geçit ile murûra ihtiyâç mukarrer ve ekser-i etrâfı müncemid bulunup, geçid istiʿmâli nâ-müyesser olduğuna binâ'en, imkân müsâʿid olunca dört gün dahi anda ikāmet iktizâ ve erbaʿîn içinde erbâʿîn çıkararak kırk gün temâmı olan cumâdelûlâ gurresinde Belgrad-ı Dârü'l-cihâd'a vusûl ve duhûl sûretleri rû-nümâ olmuşdur. Belgrad'da on üç gün ikāmet esnâsında Zemun zâbitinden Varadin kumandanı vesâtatıyla Ösek Cenerali'ne kudûmümüz ihbâr ve Beç'den istikbâlimize me'mûr ve muʿayyen olan tercemân ve mihmandâr Zemun'a ve andan Belgrad'a gelüp, me'mûriyyetimizden mahzûziyyet izhârı zımnında selâm ü kelâm iblâğından sonra murûrumuz içün Zemun cânibinde ʿâdet üzere âmâde kıldıkları sâl icrâsı mümkin olmayacak ve buz üzerinden murûrur müteʿazzir olacak mertebe Sava Nehri nîm-puhte müncemid olmağın, iktizây-ı vakt ü hâle göre piyâde kayık murûr edecek kadar bir cedvel açılmak ve cumâdelûlânın on beşinci günü ʿubûr olunmak üzere Belgrad Vâlîsi Vezîr-i mükerrem İbrâhîm Paşa huzûrunda kavl ü karâr olundukdan sonra vech-i muharrer ve mukarrer üzere iki tarafdan tekeffül ile tekellüfü irtikâb ve buz kırılarak cedvel-i ma'hûd suret-pezîr ve Sava Nehri miyânına nişân nasb ve zemân-ı muʿayyende istikbâlimize me'mûr olan tercemân ile Zemun kumandanı bir münakkaş ve müzeyyen kayık ile nişâne gelüp, bu çâkerleri dahi Belgrad'da muʿtâd olan alay ü ihtişâm ile Sava sâhiline baʿde'n-nüzûl Belgrad Defterdârı ile maʿan bir kayığa süvâr ve nişân yerine yanaşup, Belgrad Defterdârı, bu bendelerin altmış nefer tevâbiʿ u levâhik ile Zemun kumandanına teslîm ve yedinden temessük ahzıyla vazîfesi olan resmi tetmîm eyledi. Sava'nın öte kenârında kendimiz ve etbâʿımız içün hintov ve ʿarabalar ile iki bayrak askerleri âmâde olmağın, toplar atılmak ʿakabinde ʿarabalara süvâr ve Sâve sâhilinden iki sâʿat mesâfesi olan Zemun Kasabası'nda müheyyâ eyledikleri konakda karâr olundu. Anda yedi gün ikāmet ve itmâm-ı levâzım-ı [M1 122] müsâferetden sonra maʿiyyetimize me'mûr olan iki tercemân ve iki mihmandâr ve bir tabîb ve altmış kadar neferât ile bir kapudan yanımıza düşüp, taʿyînât-ı müstevfâ ve ikrâmât-ı müntehâ ile kasabadan kasabaya günde üçer beşer sâʿat giderek üç günde bir ârâmiş ü istirahat ederek on günde Ösek [=Osijek] Kalʿası'na varıldı. Kalʿa-yı mezbûra Drava Nehri'nin Tuna'ya munsab olduğu mahalden iki sâʿat yukarıda Drava Nehri kenârında yire gömülmüş bir hısn-ı hasîndir. Karşusunda yine nehr-i mezkûr kenârında Şans nâmına bir küçük hisâr ve Bosna hudûduna takrîben yirmi sâʿat buʿd ile cânib-i şarkī ve garbîsinde mükellef varoşları vardır. Nehr-i mezkûrdan açıklar ile gelüp, geçilüp öte tarafı gāyet batak ve sulak mahaller olmağın bir sâʿât çeker tûl ü dirâz cisrler görülmüştür. Ösek'den on beş günde İstoni Belgrad'a [=İstolni Belgrad] varıldı. Cânib-i garbîsinde vâkiʿ bir büyük göl kenârında iʿtibârdan sâkıt etrâfı vahl-zâr bir eski hisârdır. İstoni Belgrad'dan [=İstolni Belgrad] sekiz günde Yanık nâm kalʿaya varıldı. Kalʿa-i mezkûre Raba ve Rapçe nâm nehirler miyânında ve Tuna kurbunda vâkiʿ etrâfı müteʿaddid ada ve tâbyalar ile istihkâm bulmuş bir metîn kalʿadır. Bundan dahi Altenburg nâm şehre altı günde varıldı. Şehr-i mezkûr bir nehrin üzerinde toprakdan şeranpo ile ihâta olunmuş bir belde olup, derûnunda Kraliçe'nin mükellef zahîre anbarları ve değirmanları görülmüşdür. Nehr-i mezkûr Macaristan ile Beç Sancağı'ndan ʿibâret olan Aguşîr nâmiyânını fâsıldır. Bundan dahi dört günde Beç'e iki sâʿat buʿdu olup, Beç'in mahallesi menzilesinde olan ʿİşveket'den [=Schwechat] nâm kasabaya gurre-i receb-i şerîfde vusûl müyesser olup, anda üç gün ikāmet ve maʿiyyetimize me'mûr olan Baştercemân vesâtatıyla Çâsâr tarafından hoş-âmede dâ'ir selâm ü kelâm cereyânı zımnında Beç'e duhûl sûretlerine nizâm verilmişdir. Receb-i şerîfin üçüncü günü ʿİşveket'den [=Schwechat] alay ve 'unvân ile Beç'e ʿazîmet ve Beç kurbunda vâkiʿ Köprübaşı'nda Çâsâr tarafından bir Sır-kâtibi nâmına tercemân ile bir beyrek süvârî asker karşılayup, müretteb alay ile Beç Kalʿası içinden murûr ve Beç Kalʿası'nın cânib-i şimâlîsinde vâkiʿ Lobdoş Cezîresi [=Leopoldstadt] varoşunda Tuna'ya ve Beç Kalʿası'na müşrif olup, öteden berü elçiler içün müheyyâ kılınan konağa nüzûl olundu. Beç'e duhûlümüz eyyâmı nevrûz ve behâra musâdefe ve Grandebur'un ihtimâm-ı temâmla Kraliçe'nin hâss mülkü olan Çeh [=Çek] Eyâleti'ne teveccühü zemânı Beç tarafından dahi [M1 123] askerî tesyîri evânı olup, Grandebur bu defʿa Beç'e gelmek havfında olmalarından nâşî tedârük-i hâriciyyeden başka Lât ve Menât misillü esnâmdan istimdâd ü istinsâr ve her gün iʿtikādlarına göre mazanna-i icâbet olan kenîsâlara evlâd ü aʿvânlarıyla mâşiyen gidüp, Grandebur'un mağlûbiyyeti hakkında tazarrûʿ u duʿâya iştigāl ü ibtidâr ve nâme-i hümâyûn telakkīsine vakitleri olmamak üzere iʿtizâr ederek gurre-i şaʿbâna dek te'hîr ihtiyâr olundu. Gurre-i şaʿbânda Çâsâr'ın Baş-vekîli tarafından kendüye mahsûs olan altı bârgîrli hintov ile daʿvetçisi ve istikbâle me'mûr bir bayrak askerleri ve havâss-ı etbâʿımız içün altı re's eğerli bisâtlı atlar gelüp, vakt-i muʿayyende alay ile hintova süvâr ve Baş-vekîl hânesine reftâr olundu. Binek taşında ve nerdübân başlarında taraf taraf müteʿayyen âdemleri karşulayarak ricâl ü nisvân ile dolmuş Baş-vekîl olduğu odaya varılup, bizi görünce oturduğu sandalyeden kıyâm ve bizim içün iʿdâd olunmuş sandeli üzere kuʿûda işâretle ihtirâm eyledi. Baʿde'l-kuʿûd elçiliğe ve dostluğa dâ'ir hâl ü hâtır su'âline dâ'ir musâhabete şurûʿ ve tablalar ile mütenevviʿ meyve ve şekerlemeler îrâdından sonra kahve ve şerbetler içilüp, ʿinâyetlü sâhib-i devlet efendimiz hazretlerinin mektûb-i ʿâlîleri iblâğ ve Çâsâr'a nâme-i hümâyûn îsâli günü taʿyîn olunmağla, vardığımız hey'etde yine ʿavdet olundu. Üç günden sonra sûret-i mezkûrede Çâsâriçe'nin Baş-vekîli tarafından dahi daʿvetçi ile hintov ve atlar ve karşucular gelüp, ona dahi vech-i muharrer üzere mektûb-i saʿâdet-üslûb-i Veliyyü'n-niʿamî iblâğ u iʿtâ ve resm-i meveddet icrâ olundu. Mâh-ı şaʿbânın onuncu günü yine vech-i mezkûr üzere Çâsâr tarafından daʿvetçi ile kendi hintov ve maʿhûd atlar ve karşucular gelüp, alay ile Çâsâr Serâyı'na varıldıkda, kezâlik binek taşında ve nerdübân başına karşucular mülâkātdan sonra Teşrîfâtçı nâmına bir âdemleri önümüze düşüp, Çâsâr dîvânhânesi kurbunda bir odada tevkīf ve istîzân eyledikden sonra, Kapucular Kethudâsı menzilesinde bir âdemleri karşulayup, dîvânhâne kapusun küşâd ve bizi bilâ-tekellüf yedi nefer havâss-ı etbâʿıyla idhâl ve îrâd eyledi. Nâme-i hümâyûn dîvân efendisi yediyle odanın iki tarafı ricâl ü nisvân ile dolmuş dîvânhâneye girilüp, dîvânhâne nihâyetinde tûl ü ʿarzı tahmînen beş zirâʿ bir kademe ʿAcem kālîçesiyle döşenmiş bir suffe [M1 124] üzerinde sarı dîbâ ile örtülmüş bir sandalî yanında Çâsâr siyah kadîfeden masnûʿa elmâslı ilbâs ile ayak üzere durup, suffenin kenârına vâsıl ve: “Hâlâ şeref-bahşây-ı serîr-i Saltanat-ı ʿOsmânî olan şevketlü, mehâbetlü, kerâmetlü Pâdişâh-ı ʿâlem-penâh efendimiz hazretlerinin cülûs-i hümâyûnları ihbârını mutazammın siz dostlarına nâme-i beşâret-i ʿallâmeleridir" dediğimizde, Çâsâr işâretiyle nâme-i hümâyûn yanında âmâde olan serîr üzere vazʿ olunup, tercemân hulâsa-i takrîrimizi Çâsâr'a ifhâm ve Çâsâr cevâb vermek üzere duran Baş-vekîline işâret eyledikde, Baş-vekîl tercemâna cülûs-i hümâyûn-i hazret-i Cihândârî'den ve kendülere nâme-i beşâret-nümûn ile elçi gönderilmeye ʿinâyet buyurulduğundan, ziyâde mahzûz u memnûn olmalarıyla cülûs-i meymenet-makrûnların tebrîk eyledikleri mefhûmunu tercemâna telkīn ve tercemân dahi bu bendelerine tefhîm ü tebyîn eyleyüp, bu sûretde ricʿat ve üç günden sonra hey’et-i mezkûrda yine mahall-i mezbûrda Çâsâriçe'ye dahi iblâğ-ı nâme-i hümâyûn ile itmâm-ı resm-i sefâret olundu. Vech-i muharrer üzere Baş-vekillere ve Çâsâr'a ve Çâsâriçe'ye buluştuğumuz günlerde kendü aşçılarımız matbûhâtıyla konağımızda bize ziyâfet tertîb ve her birinde Re'îsülküttâbları nâmına olanlar ile aʿyân-ı devletleri gelüp, kendülere mahsûs taʿamlar ihzâr ve bizim kendü taʿamlarımızdan dahi tenâvül ile istibşâr ederler idi. Bundan sonra konağımızda ârâm ü karâr ve konağımızı muhâfaza içün altmış kadar neferât ile dört günde bir kerre tebdîl olunmak tarîkası üzere bir kapudan taʿyîn ve irâde olunan mesîrelere gitmek üzere her gün konağımızda mevcûd bulunmak şartıyla bir hintov tahsîs olunup, hâtır-hâhımıza riʿâyet sûretleri irâ'et olundu. Bu minvâl üzere dört ay Beç'de meks ü ikāmetimiz esnâsında ʿale'l-ittısâl Grandebur'a asker tesyîrinden ve Beç'e gelür, mülâhazasıyla Beç Kalʿası derûnuna zehâyir iddihârından ve varoşlarına asker yerleşdirmek dağdağasından hâlî olmadıkları, mü'eddî-yi teşvîş-i fikr ü zamîr ve câzibe-i şevk-i Âsitâne-i ʿaliyye dâmen-gîr olmağın, bir müddet dahi ikāmet câyiz iken, baʿzı aʿzâr ve ʿavârızı dermiyân ederek istîzân ve anlar dahi bir mikdâr tereddüd ve teʿallülden sonra ruhsat ve rızâyı iʿlân eyleyüp, Tuna ile gelinmek üzere yedi ʿaded çam taʿbîr olunur sefîne ihzârına şurûʿ hilâlinde nâme-i hümâyûn cevâbları alınmağa [M1 125] mübâşeret ve nâme-i hümâyûn iblâğ olunan sûretlerde yine alay ile ibtidâ Çâsâr'a varılup, makām-ı evvelinde kā'imen mülâkāt ve itmâm-ı rüsûm-i sefâret olunmağla, ʿavdete ruhsat dâʿiyesinde olduğumuz takrîr olundukda, yine Baş-vekîl ve tercemân vesâtatıyla sefâret ve harekâtımızdan mahzûz oldukların ve inşâ'allâhü Teʿâlâ Âsitâne-i saʿâdet'e çehre-i sâlik ile müşerref olduğumuzda müvâlât ve musâlahaya kemâl mertebe riʿâyet üzere oldukların ifâde eylememiz recâsında niyâz eylediklerin ifhâm ederek yanında hâzır olan nâmeleri Baş-vekîl vesâtatıyla tarafımıza iʿtâ olundu. Bu sûretde üç günden sonra Çâsâriçe'den dahi cevâbnâme tahrîririnden sonra ahzına müteʿâkib Baş-vekîller tarafından başka başka daʿvet ve izhâr-ı merâsim-i mahzûziyyet olunarak bir mikdârı Çâsâr ve Çâsâriçe taraflarından ve bir mikdârı kendü yanlarından olmak üzere birer altûn zencîr ile evânî-i sîme müteʿallık baʿzı hedâyâ ʿarzı zımnında mektûbların iʿtâ ve kusûr ve küsûrden istiʿfâ eylediler. Bu minvâl üzere işler temâm olunca evâhır-ı şevvâlde maʿiyyetimize me'mûr-ı Mihmândâr ve Tercemân ve neferât ve Kapudan ile ihzâr olunan sefînelere süvâr ve otuz beş günde Belgrad'a gelinmek üzere kavl ü karâr olundu. Bu sûretde şevvâlin yirmi beşincisi cumartesi Beç'den kalkulup, Tuna kenârlarında Hamburg ve Tîn ve Macar Krallığı tâcı hıfzına mahsûs olan Pojon nâm hisârlardan geçilüp, beş günde Komran nâm kalʿaya gelinmiştir. Komran [=Komorn] Şebet [=Schüt] nâm bir büyük cezîrenin şarkīsinde vâkiʿ etrâfı Tuna ve Dağ nâm nehir ile ihâta olunmuş kalʿası iki kat ve handeki ʿarîz u ʿamîk ve Tuna suyu ile memlû edevât ve iʿtibârdan hâlî bir hısn-ı müstahkem ve ʿâlîdir. İki günden sonra Estergon nâm kalʿa-i meşhûre önünden murûr olunmuşdur. Estergon puşte üzerinde bir muhtasar kal'a olup, Tuna kenârında vâkiʿ aşağı kalʿası mahsûr ve mahdûd ve iki tarafında uzunca varoşu mevcûddur. Ve Beç'den hareketimizin sekizinci günü zât-ı besâtîn ü eşcâr kurâ vü kasabâtdan güzâr olunup, Budin'de karar olundu. Budin Kalʿası Tuna sâhilinden kurşun menzili bir sırt üzerinde cenûbdan şimâle mümted olmuş bir tûlânî kalʿadır. Çokluk metânet ve taʿmîrine iltifât olunmayup, hey'et-i kadîmîsinde kalmışdır. Cânib-i cenûbîsinde [M1 126] Kraliçe'nin Macaristan Krallığı'na müteheyyi' olan Yozebus [=II. Joseph 1741-1790] nâm oğlu içün bir serây binâsına şurûʿ olunup, Grandebur seferleri gāʾilesiyle henüz temâm olmamışdır. Kalʿa-i mezkûrenin Tuna sâhilinde yarım sâʿat çeker tûlânî maʿmûr ve mükellef varoşu olup, varoş-ı mezkûrda güzelce ılıcalar görülmüşdür. Budin karşusunda Peşte nâm bir maʿmûrca kasaba vardır. Aslında burc u bârûsu olup, şimdi burcları iʿtibârdan sâkıtdır. Budin'de iken üç gün kadar ârâmiş ü karar ve Tuna kenârlarında kasabât ve kurâdan güzâr olunarak yirmi iki günde Varadin'e varıldı. Kalʿa-i mezbûra aslında yalçın kayadan bir yüksek püşte üzerinde olup, el-hâletü hâzihî Tuna sâhiline muttasıl Aşağı Kalʿa nâmına bir sûr ve etrâfına müteʿaddid tâbya ve hendekler ile kemâl mertebe istihkâm verilmiş bir hısn ve karşusunda bir şans binâsına mübâşeret olunmuş bir hısn-ı maʿmûr ve muʿtenâdır. Budin'den beş günde Zemun'a [=Semlin] gelüp, Belgrad Vâlîsi Vezîr-i mükerrem Hasan Paşa hazretleriyle baʿde'l-muhabere âhir-i zilkaʿdede Belgrad'a murûr sûretine nizâm verilmişdir. Murûrumuz içün bir tarafı yeşil ve bir tarafı siyâh boya ile boyanmış biribirine muttasıl iki şıklı bir sal istihzâr ve Sava'nın hâkk-ı vasatında kıyâm verildikden sonra, bu bendeleri maʿiyyetimize meʾmûr olan tercemân ve Zemun Kumandanı ile bile bir kayığa râkib ve Belgrad Defterdârı dahi Belgrad'dan bir mükellef firkateye süvâr olup, vakt-i muʿayyende iki tarafdan berâber sâl-ı mezkûre çıkılup selâm ü kelâm merâsimi icrâ ve şerbet ve kahve ikrâmları îfâ olundukdan sonra Zemun Kumandanı bu kulların Belgrad Defterdârı'na teslîm ve elçiliğimizden hoşnûdluğa dâ'yir evsâfı taʿdâd ederek mukaddemâ verdiği temessükü istirdâd eyledi. Bi-ʿavnihi sübhânehû bu sûretde Belgrad'a vusûl ve anda iki gün meksden sonra aslında süvâr olduğumuz çamlar ile gurre-i zilhicce-i şerîfede Ruscuk'a doğru ʿazîmet ve ol gün Hisarcık önünden güzâr ve ol gice Semendire Kalʿası kenâresinde beytûtet ü karar olundu. Semendire [=Semendria] Kalʿası ekall-i müteyakkan dört yüz yıllık binâ iken sûr u burcuna vehn ü halel sereyân etmemiş ve İstanbul Kalʿası resminde otuz kadar ʿâlî kulleler ile ihâta olunmuş iki kalʿa ve hendek ile istihkâm verilmiş Tuna kenârında görülen kılaʿın ahsen ü emteni olmak üzere iʿtibâr ve iʿtinâya şâyân bir güzel kal'a olup, kadîmden [M1 127] kalma câmiʿ ve hammâmı hâlâ içinde mevcûd iken, Ada senesi dahi fethine me'mûr olanlar fî-mâ-baʿd me'vây-ı küffâr olmamak mülâhazasıyla cüsûr ve ebvâbın ve kullelerinin tabakāt ve sukūfuna dâ'ir ahşabın ihrâk eylemelerinden nâşî, kābil-i süknâ olmakdan çıkup etrâfı camur yerler olmağla, kış günlerinde köprîsiz derûnuna duhûl ü hurûc müteʿazzir olduğuna binâ'en, zâbitân ve ehâlîsi derûn-i kalʿaya giremeyüp, taşrasında mesken ittihâz etmişlerdir. Bu yakında bundan gayri hisâr olmamaoğla, mahall-i iktizâda Hisârcık [=Grocka] ve Kolar [=Kolari] ve Hasan Paşa palangası [=Smedrevska palanka] ehâlîsi bu kal'aya tehassun ve tecemmuʿ ede gelmek ʿâdet olup, ednâ ʿinâyet ile cüsûr ve ebvâbı taʿmîr ve kābil-i süknâ olmak nefʿi müstelzim idiği baʿzı kābil-i hitâb olan ehâlîsi takrîrinden maʿlûm olmuşdur. Bundan sonra İhrâm [=Ram] ve Güğercinlik [=Golubac] nâm palangalar yanından ve Ada Kal'ası girdâbından Fethu'l-İslâm'a murûr ve andan Vidin Kalʿası pîşgâhından ʿubûr olunup, Rahova [=Oreava/Orjehovo] ve Niğbolu [=Nikopol] ve Ziştovi [=Svistov] şehirleri görülerek on günde Ruscuğ'a vüsûl müyesser ve ʿîd ve kurban sünnetleri icrâsı mukadder olmuşdur. Bundan sonra mâh-ı zilhiccenin on dördüncü günü Ruscuk'da menzil-süvâr ve Hezârgrad'a [=Razgrad] ve andan Şumnu'ya ve andan Karinâbâd'a (Karnabad) ve andan Yanbolu'ya andan dahi Kırk-kilisâ'ya andan Bergos'a [=Burgas/Burgaz] ve Çorlu'ya ve Silivri'ye uğrayarak evâhır-ı zilhiccetü'ş-şerîfede Âsitâne-i saʿâdet-âşiyân'a vusûl ü dühûl müyesser olmuşdur.
Attribution
Citation:
"ʿAvdet-i Ahmed Resmî Efendi ez-Sefâret-i Nemçe", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_292.html
Item Details
Title:
ʿAvdet-i Ahmed Resmî Efendi ez-Sefâret-i Nemçe
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1172
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota