Müşârun ileyhin [Ü4 259a] maskat-ı re's ve taʿyîn-i nesebinde ihtilâf [V 118a] vâkiʿ olup, baʿzıları Vidin ve yâhûd Nîş kurâsının birinden neş'et eylediğini tahkīk ve Bosna diyârından ser-nümây-ı vücûd olduğuna zâhib olanları, baʿzı ehl-i vukūf tasdîk edüp, bir müddet Edirne ve Tekfûrdağı semtlerinde dâne-çîn-i rızk-ı maksûm ve giderek Hakîm-başı-zâde ʿAli Paşa merhûma intisâb ile reh-peymây-ı hıtta-i Rûm olmuşidi. Müşârun ileyhin tabʿında hubb-ı câh ve istiʿlây-ı menzilet cây-gîr ve bu maksadın esbâb-ı husûlünü leyl ü nehâr semîr-i zamîr edüp, ʿâkıbet müşârun ileyhin dâiresinden münfekk ve Mısır'a varup, kurâza-i tâliʿini sûde-i mihekk ve töre-i Mısriyân üzere meşk-ı zerk-i sinân ve âzmâyiş-i darb-
tîğ-i berrân edüp, müddet-i kalîlede fetk ü batşdan nâşî olan lakab-ı “Cezzâr” ile ittisâf ve giderek min-ihde'l-küşşâf olmuşidi. ‘Âdet-i hâk-i Mısır üzere ümerâdan müstenidi olan şahs-ı müteʻayyin mazhar-ı nekbet ü ibdâr ve Sâhib-i terceme bu sebeble Mısır'da ikāmet edemeyüp, cânib-i Rûm'a firâr ve müteneffisân-ı devletin baʻzıları müşârun ileyhin kābiliyyetini tezkâr ile seksan bir târîhinde Mîr-i mîrânlık Rütbesi'ne sezâ-vâr görilüp, seksan dokuzda Rumeli Beylerbeyiliği ile refî‘ü'ş-şân ve ‘Akkâ'da vâki‘ Zâhir ‘Ömer maʻrekesinde yararlığı nümâyân olup, Cezayirli Hasan Paşa müzâheretiyle sene-i mezkûre Zilhicce'sinde Rütbe-i Vezâret'le kâm-rân ve Saydâ Eyâleti ile müşârun ileyh bi'l-benân olmuşidi. İki yüz beş Muharrem'inde [Ü4 259b] dimâğına hevây-ı Şâm suʻûd ve bezl-i [V 118b] bûd ve ne-bûd ile nâyil-i maksûd olup, iki yüz on üç Receb'inde ber-vech-i ilhâk Cerde Başbûğu nasb u ta'yîn ve müteʻâkıben Mısır seferi zuhûr etdiğine binâ'en, Serʻaskerlik rütbe-i celîlesiyle câme-i iʻtibârı tezyîn olunup, iki yüz on sekiz senesi tekrâr Şâm Eyâleti ile kâm-rân ve ‘azli hengâmında ‘âzim-i dâru'l-karâr oldu.
Müşârun ileyhin tab‘ı tünd ü tîz ve lakab-ı şâyiʻi gibi seffâk u hûn-rîz, hakīkatde ‘âsî, zâhirde mutî‘ ve sûretde devlet-mend ve sîretde vazî‘, mütelevvin ü miksâr ve mütekaşşif ü mihzâr, mürebbî-yi erâzil ü enzâl, hod-pesend ve kerîhü'l-fi‘âl bir şahs-ı garîbü'l-ahvâl idi. Şiddet-i batş ve siyâset-i müfrita ile niçe sinîn ü sâl Dürzî Dağı'na müstevlî olup, ba‘zan Şâmât ve sâyir eyâlâta dahi mutasarrıf bulunduğundan, cem‘ u telef eylediği mâl-i mevfûr, nâ-güncây-ı havsala-i erkām u sutûr olup, ‘uhdesinde olan emvâl-i mukāta‘ât ve sâyir devlete olan idrârâtı nevk-i sinân ile i‘tâ ve müstevfiyân-ı vakti gussa vü derde mübtelâ ve ‘ale'l-husûs bu umûra ta‘yîn olunun mübâşirân-ı devleti zehr-âbe-i kahr-ı tecrî‘iyle ifnâ etmek, ‘âdet-i seyyi'esinden idi.
‘Akkâ muhâsarasında li-emrimmâ zuhûra gelen hidmet ü metâneti bi'l-külliyye mesâvîsini ifnâya vesîle olmuşiken, Ordu-yi hümâyûn'a ‘adem-i i‘âneti ve Serdâr-ı ekrem ve Sadrıazam hazretlerine mu‘ârazât-ı vâhiyye ile muhâlefeti def‘a-i ûlâda vukū‘ bulan [V 119a] perîşânlığa ‘illet-i müstakılle olup, [Ü4 260a] bu sebeble hidmet-i sâbıkası lağv ve
kulûb-ı nâsda hâsıl olan eser-i mahabbeti mahv olmuşidi. Sadr-ı müşârun ileyh hazretlerinin husûl-ı maslahat zımnında Sâhib-i tercemeye olan iʿtibârâtı ve sûret-i tenezzülde olan muhâtabâtı ber-fehvây-ı [mısra]: Ve in ente ekremte'l-le'îme temerredâ iştidâd-ı gayz u hıkdından gayri bir şey'i müfîd olmayup, televvün-i sırf iktizâsıyla Mısır ʿavdetinde telâfî-yi mâ-fât semtine zehâb ve izhâr-ı firûtenî vü nedâmet eylemesi hayret-efzây-ı uli'l-elbâb olup, müddet-i hayâtında bî-cürm ü günâh niçe bin kimsenin mekân ü meʾvâların seyf-i gadr ile hâk-i siyâh eylediğinden fazla, baʿzı hâtıra-i zaʿîfe ile hareminde mevcûd nisâ ve etfâlin hûn-ı nâ-hakların sûret-i katl-i ʿâmmda ihrâk ve vâfir ʿabîd ve memâlîkin harmen-i hayâtların şuʿle-i şemşîr-i zulm ile ihrâk eylediği meşhûr-ı âfâkdır. Şöyle ki, bu bâbda müşârun ileyhden zuhûr eden isrâf-ı katl ve hakn-ı dimâ, âyîn-i Moğol'u insâ ve bu hâlet-i müdhişeye vâkıf olanları teʾlîm ü ibkâ eyledi. Bekāy-ı nevʿ ve terâdüf-i şahs, irâde-i ezeliyye-i Rabbâniyye olup, müşârun ileyhin bu derecelerde rızây-ı Hakk'a mugāyir olan etvârı, ʿakl u şuʿûruna îrâs-ı halel ve bu takrîb hilye-i hüsn-i zandan muʿattal olarak umûr-ı kâ'inâtı sûʾ-i gümân ile muʿallel eyledi.
Müşârun ileyh hâlûmeye mâlik ve fenn-i cifrden istihrâc-ı mechûlâta mütehâlik olup, fâl u tîre misillü teveccüh ü tahmîne müsâdefe eden efʿâlini halkın baʿzısı [V 119b] kerâmetine ve baʿzısı ʿulûm-i cüzʾiyyede [Ü4 260b] kemâl-i mehâretine ve erbâb-ı kulûb, kuvve-i istidrâciyyeden münbaʿis etvâra haml ederler idi. Cûd u ʿatâsı dahi erbâb-ı istihkāka mebzûl olmayup, huzûruna cihet-i isticdâ ile duhûl edenlerin baʿzısını haddinden ziyâde nâyil-i cûd ve baʿzısını dâne-i tüfeng ve nevk-i tîğ ile ʿâlem-i hestîden nâ-bûd edüp, vukūʿ bulan keyfiyyet, bu iki tâyifenin cebîninde menkūş olduğunu yâd ve iʿtikād-ı ceheleyi ifsâd eyler idi. Siniyy-i ʿömrü mâ-beyn-i sebʿîn ve semânîn, bir Vezîr-i vizr-âyîn idi.
Terceme: Cezzâr Paşa
Attribution
- Citation:
- "Terceme: Cezzâr Paşa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_895.html
Item Details
- Title:
- Terceme: Cezzâr Paşa
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1219
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota