Zümre-i kudâtdan olup, mevâlî-yi Devriyye'den İbrâhîm Efendi'nin oğlu ʿAbdülʿazîz Efendi, bir zemândan berü mükibb-i fenn-i tıbb olup, mukaddemâ Hekîm-başı Efendi'nin dâyiresinde hall-i eczâ ve terkîb-i müfredât-ı eşyâ hıdmetiyle imrâr-ı subh u mesâ eyler idi.
Efendi-yi mûmâ ileyh lâ-an-asl bir maddede merkūma infiʿâl [Ü4 231a] ve irâ'e-i sûret-i istiskāl edüp, ol dahi cevr ü ezâsına tâkat getürmeyüp, dâyiresinden infikâk ile [V 102a] husûl-i merâmını bâz-beste-i lutf-i Mevlâ etmişidi. Merkūmun rikkat-i hâli maʿrûf ve cihet-i meʿâşı tabâbete mevkūf olduğundan, bu sanʿata hasr-ı evkāt ve tecribe vü imtihân ile fark-ı nabz-ı erbâb-ı emrâz u âfât edüp, giderek Enderûn-ı hümâyûn ağalarından baʿzıları bi-hasebi'l-beşeriyye ʿarz-ı maraza giriftâr olduklarında merkūmu ihzâr ve tedbîr ü müdâvâtından hıffet müşâhedesiyle vâreste-i renc ü zarar olduklarına binâ'en, hazâkat ü mehâretini Dârü's-saʿâdeti'ş-şerîfe Ağası hazretlerine işʿâr ve Etıbbây-ı Hâssa gürûhuna ilhâk olunması niyâzını tekrâr etmişler idi. Beyne'n-nâs haysiyyeti zâhir ve tedbîr-i merzâya bi't-tecribe kādir olan kimselerin Etıbbây-ı Hâssa'ya ilhâkı âdem yetişdirmek ve erbâb-ı istiʿdâdı lâyıkıyla kayırmak nevʿinden olduğunu müşârun ileyh hazretleri fehm ü idrâk ile merkūmun silk-i Etıbbây-ı Hâssa'ya idhâlini irâde ve bu keyfiyyet Hekîm-başı Efendi'ye ifâde olundukda, gayz-ı kadîmini ifşâ ve baʿzı aʿzâr-ı vâhiye ile defini recâ eyledikde, müşârun ileyh hazretleri ʿulüvv-i menzilet ve sümüvv-i câh ü rütbet sebebi ile halkdan istihyâ ve bu irâde-i cüz'iyyenin sûret-yâb-ı husûl olmaması, tenevvür-i gayret ü hamiyyetini iğlâ edüp, müvecceh ü vârid baʿzı tağrîr ile mûmâ ileyhi mazhar-ı dûr-bâş-ı tekdîr etdikden sonra, keyfiyyeti ʿarz-ı pâye-i serîr-i Şevket-masîr etmekle, fi'l-hâl ʿazline me'zûn ve fenn-i tıbda ʿulemâ ve ʿumelâ hazâkat ü mehâreti mücerreb-i enâm ve hüsn-i hulk [Ü4 231b] u seciyyeti maʿlûm-ı hâss u ʿâmm olan Hayrullah Efendi'nin hafîdi Behcet Mustafa Efendi'yi ihzâr edüp, Riyâset-i Etıbbâ hilʿatini dûş-i istihkākına ilbâs ile mûmâ ileyhi mesrûr u memnûn etdiğinden fazla, bu ʿillete bâdî, [V 102b] yaʿnî Hekîm-başı'nın ʿazline sebeb-i ʿâdî olan ʿAzîz Efendi'yi dahi sımt-ı Etıbbây-ı Hâssa'ya idhâl ile makzıyyü'l-âmâl eyledi.
Nuʿmân Efendi, kuvve-i vâhimeden nâşî, ednâ şeyden tehâşî edüp, müdârâ vü müdâhenede maʿlûm-ı ʿâlemiyân olan ifrâtı kendüyi bu mehlekeye ilkā etmek tasavvur-ı nâsdan hâric iken, bu makūle umûr-ı hasîsede müşârun ileyh hazretleri gibi ʿazîmü'ş-şâna muhâlefet, mukaddime-i fesâd-ı hûş olan ʿillet-i merâkdan neş'et eylediği zâhirdir. Mûmâ ileyhin nâs ile meşhûd olan hüsn-i muʿâşeret ü iʿtilâfı ve fenninde kemâl-i mehâret ile ittisâfı, hakkında bir nevʿ teveccüh ü iltifâtı müstelzim olup, bu hâle iğtirâr ve tarîkde pâye ve imtiyâzât-ı sâyiresine ʿillet olan zât-ı ʿâlî-mikdâr ile münâkaşa vü muʿârazaya ictisârı, kâr-ı
hûş-mend ü ʿâkıl olmadığı rütbe-i tahkīka vâsıldır. Her karn ü ʿasrda birer cihetle mültefet ü manzûr olan zevât, nâyil oldukları niʿmetin kadrini ve rûz-şeb şükrünü kemâ-hüve hakkuhû edâ etmek ve hâric ez-hadd ü edeb tavrını tecâvüzden ittikā ile edeb-i cenâb-ı Rabb ile mü'eddeb olmak, mazhar oldukları teveccüh ü iltifâtın bekā vü istimrârına belki yevmen-fe-yevmen tezâʿuf ü tezâyüdüne sebeb olup, tavr-ı müteʿaref ü meşhûrdan hâric evzâʿa mütecâsir olanlara bi'l-iktizâ istinâd ü ittikânın fâyidesi [Ü4 232a] olmadığı mücerrebdir. Dâyire-i Saltanat-ı ʿuzmâ'da Dârü's-saʿâde Ağalığı merâtib-i sâmiyeden olup, Enderûn-ı hümâyûn'da vâkiʿ hıdemâtın cümlesine nezâret-i mutlakaları olmak haysiyyeti ile vakʿ u iʿtibârları [V 103a] bâlâter ve cemîʿ umûrda sevk etdikleri kelime serîʿu'l-eser olup, mümkin ve gayr-i müteʿazzir olan irâdelerine ʿadem-i muvâfakat kazâyı daʿvet kabîlinden olduğu muhakkakdır. Tabîb-i hâzik aʿzây-ı bedene münteşir olan rutûbât-ı rediyyeyi bir ʿivaz-ı mahsûsa cezb edüp, ana devâ ile aʿzây-ı sâyireyi tahlîs, kānûn-i ehl-i tıbdan iken, maʿzûl-ı mûmâ ileyh bu dakīkadan gaflet edüp, zât u dâyiresine sirâyet edecek âfetden ʿadem-i tehaffuz ile cüz’î bir maddeyi iʿzâm ve nefsin tehakküm ü ibrâmını iltizâm edüp, bu reftâr-ı nâ-hencârı ihtiyâr ile tarîk-ı müdârâdan ʿudûl ü inhirâf üzere olanlara kavlen ve fiʿlen ve resmen ve ʿörfen hekîm ıtlâkı câyiz olmadığı müberhendir. Beyne'l-ʿukalâ mezmûm olan tehevvür ü taʿcîl, bilâhare mûmâ ileyhin heykel-i câh u rifʿatini hiss ü hareketden taʿtîl edüp, nüzûh ʿani'l-vatan ʿilletiyle az kalmışdı ki, seyahati tekmîl ede. Nazm: Hîc düşmen be-düşmen-ân ne-kuned Ki kuned merd-i bî-hired bâ-hod
ʿAzl-i Ser-etıbbây-ı Hâssa
Attribution
- Citation:
- "ʿAzl-i Ser-etıbbây-ı Hâssa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_862.html
Item Details
- Title:
- ʿAzl-i Ser-etıbbây-ı Hâssa
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1218
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota