Dâhil-i dâyire-i ʿahd ü mîsâk olan düvel ve müteşebbis-i dâmân-ı emân-ı Pâdişâhî olan milel öteden berü Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'd-devâm tarafından imtiyâzât-ı lâyıka ve mürâʿât-ı fâyikaya sezâvâr u mahall ve ʿale'l-husûs Françelü'ye erzânî kılınan ʿinâyet ve tüccârına verilan ruhsat, inhisâr-ı nefʿ u sûd ile kendülerini [Ü3 60a] enbây-ı cinslerine mahsûd edüp, tesârîf-i edvâr ve tekālîb-i rûzgâr ile Cumhûriyyet'e karâr verdikleri hengâm, devletlerin ekserîsi husûmet ü ʿadâvetlerine kıyâm ve her biri bir tarafdan rağm-ı enf-i ruʿûnetlerine ihtimâm eylediklerinden [Ü1 263b] gayri, Devlet-i ʿaliyye'yi tahrîk ve râbıtaların tefkîk murâd etmişler iken, cânib-i Saltanat-ı seniyye'den gayr ez-fâyide bir vazʿ-ı nâ-mülâyim müşâhede etmemişler idi. Ancak kavm-i mezkûr ber-fehvây-ı “Ve in ente ekremte'l-le'îme temerredâ” cibilletlerinde merkûz olan mefsedeti ve tıynetlerinde muzmer olan melʿaneti icrâ ile ihâta-i ʿakl u şuʿûrdan hâric-i desâyis ü hiyel ile Devlet-i ʿaliyye'nin mülk-i kadîmi olan iklîm-i Mısır'ı bağteten istîlâ ve her hâlde hukūk-ı niʿmet ve râbıta-i silm ü safveti fesh u ilgā etmeleriyle, bir buçuk seneden berü berren ve bahran hudûs eden ceng ü husûmet ve düvel-i müttefikaya ʿârız olan külfet ü meşakkat, mahalleri geldikçe ʿale't-tafsîl tahrîr ü işâret olunmuşidi. Bu esnâda verây-ı sitâre-i gayb ü kümûndan bir sûret-i hayret-füzûn rû-nümûn olup, tafsîline bu vechile âgāz ve tahrîk-i kalem-i sühan-sâz olunur ki, “Li'l-bâtılı
cevletün terkîb-i meşhûru üzere Françelü'nün mukaddemâ etrâf-ı Kāhire'de baʿzan galebe-i istidrâciyyeleri revâc buldu ise dahi, fi'l-asl muhârebe zararı ʿale'l-iştirâk gālib ve mağlûba ʿâyid olmak hasebiyle, cemʿ-i maʿdûddan ibâret olan hey'et-i ictimâʿiyyelerine naks u tedennî târî ve bâ-husûs mu'ahharan vukūʿ bulan ʿAkkâ ve ʿArîş muhârebelerinde o ferîk-ı güm-kerde-tarîkın beş on bin kadar [Ü3 60b] asker-i tebeh-kârı müste'sal-i cüyûş-ı hazret-i Tâc-dârî olmağla, kulûb-ı kāsiyelerine havf u vecel ve şîrâze-i nizâmlarına infisâh u halel ʿârız olduğundan gayri, medâr-ı tereffüh ü teneffüsleri olan İskenderiyye ve Dimyât ve Reşîd boğazları maktûʿ ve imdâdları min-külli'l-cevânib memnûʿ olup, Korfa ve İtalya'da vâkiʿ maʿrekelerde dahi hadden efzûn askerleri [Ü1 264a] âguşte-i hûn-ı menûn ve mülâhaza-i se-yekûn ile taraf taraf hâlleri dîger-gûn olduğundan katʿ-ı nazar, Vezîr-i aʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Âsitâne-i saʿâdet'den bi'l-fevzi ve'z-zafer asker-i kerrâr ve leşker-i encüm-şümâr ile hareketlerini istihbâr eylediklerinden, berren ve bahran mahsûr ve iltikāy-ı askereyn vukūʿunda netîce-i harb verây-ı gaybda mastûr olduğuna binâʾen, mağlûbiyyet ihtimâliyle bi'l-külliyye müstehlek ü me'sûr olacağları evʿiye-i mefâsid olan zamîrlerine hutûr ve ʿale'l-husûs Devlet-i ʿaliyye'nin büyük ordusu “Nusirtu bi'r-ruʿbi min mesîrete şehrin” muʿcize-i bâkıyyesi zuhûruna terakkub ile Mısır'a tekarrüb etdikce, Mısır'ın ekâbirinde tegayyür ve esâgırında teneffür müşâhedesiyle her hâlde tâliʿleri menhûs ve livây-ı melʿanetleri menkûs olduğun bilüp, cümlesi selâmetden me'yûs olduklarından gayri, cesâret edüp bir kerre Ordu-yi hümâyûn ile mukābele murâd eyleseler dahi, lâ-mahâle etrâfa münteşir olan asker-i haybet-eserlerin cemʿa muhtâc u muztarr olmalarıyla, ictimâʿ eden askerlerinin yerleri bi'l-cümle hâlî kalup, cihet-i vahdet-i İslâmiyye mülâbesesiyle ehâlî, hâlî olan emâkin ü mahalli zabt ve verâdan zahîrelerini [Ü3 61a] katʿ ve Aʿrâb-ı bevâdîyi üzerlerine teslît etmek hâtıralarıyla kavm-i mesfûr dem-beste vü muztarib ve âteş-i nedâmet ü hasret derûn-ı mefsedet-
meşhûnlarında müştaʿil ü mültehib olup, ifsâd ve şeytanetde sânî-yi Zerdüşt ve Avrupa ve sâyir mahallerde hudûs eden ihtilâl ü münâzaʿaya sebeb ü ʿillet olarak ʿâleme îrâs-ı dehşet eden Bonaparta nâm sergerdeleri bu rüsvâlıkda bulunmamak ve milel-i muhtelifeden tavʿan e[v] kerhen Mısır'a getürdiği kefere bakıyyesini katl ü esre giriftâr etmeyüp, tahliye-i Mısır'ı selâmetlerine [Ü1 264b] fedâ ve âlet etmek mekāsıdıyla, beş-altı ceneral ve birkaç yüz Sultat ve Foçyâl istıshâbıyla, İskenderiyye'ye gelüp, Mısır ve sâyir mahallere bırakdığı askeri imdâd ve mühimmât ile serîʿan ʿavdet etmek desîsesiyle taglît ü teʾmîl ve rütbe vü iʿtibârda kendüye ʿadîl olan “Kleber” nâm cenerali tevkîl ve maslahat-ı tahliyeyi mufassal taʿlîm-nâme-i hafiyye ile zimmetine tahmîl ʿakabinde, müttefiklerden Devlet-i ʿaliyye'yi tebrîd ve tahliye-i Mısır ile bi'l-infirâd istînâf-ı ʿahd-i kadîmi îmâ eder bazı mukaddime temhîdiyle Sadrıaʿzam hazretlerine mektûb yazup, mukaddemâ Köse Mustafa Paşa ile kayd-ı esre mübtelâ olan hâcegândan Rüşdî Efendi ile Ordu-yi hümâyûn'a isrâ edüp, sugr-ı İskenderiyye'de olan İngiliz donanması dahi bilâ-sebeb ev bi-sebebin Kıbrıs sularına açılmış bulunmağla, deryâ agyârdan hâlî ve hevâ müsâʿid bulunup, işbu şehr-i Rebîʿulevvel'in yirmi birinci Cuma günü nehâran sâʿat üçde Françe memleketine rû-be-râh-ı idbâr oldu.
Vaktâ ki Rüşdî Efendi [Ü3 61b] Ordu-yi hümâyûn'a vâsıl ve hâmil olduğu kağıdı takdîm ile mefhûmuna ʿilm-i hazret-i Âsafî şâmil oldu. İttifâk-ı ârâ ile mesfûrun kağıdına cevâb-ı bâ-savâb tahrîr olunup, Efendi-i mezbûr iʿâde olunmuşidi. Mısır'a vardıkda, Ebu'l-hiyel olan Bonaparta Fransa'ya ʿâzim ve mesfûr Kleber yerine kāyim olduğunu görüp, cevâb-nâmeyi teslîm ve mesfûr dahi kağıd-ı evveli teʾyîd sûretinde bir kağıd yazup, hod-be-hod Rüşdî Efendi'yle bir meclis-i mükâleme tanzîm ve tekrâr Rüşdî Efendi orduya gelüp, mükâleme meclisinde Rûsiyyelü'ye dâ'ir mûmâ ileyh ile bir mâddede suʾâl ü cevâb serd olunduğunu Kleber kağıdında terkîm etmekle, müttefiklerden vukūʿ bulan ahvâlin ketm ü ihfâsı maslahat-ı ittifâka muhıll olup, vâkiʿ [ve] [Ü1 265a] gayr-i vâkiʿ Rüşdî Efendi'den Rûsiyyelü'ye dokunur fuzûlâne suʾâl ü cevâb sudûru, Moskovlu'nun sâmiʿasına vusûl ile tahdîş ü tevhîş hâletleri vukūʿ bulmamak içün Rüşdî Efendi berây-ı maslahat Sakız Cezîresi'ne nefy ile lede'l-lüzûm Rûsiyyelü'nün iskât ü ilzâmına ihzâr-ı sohbet kılındı.
Fransızlar zaʿf-ı hâl ile kuvve-i istidrâciyyelerine zevâl geldiğini karâyin-i maʿlûme ile istidlâl eylediklerinden, merâmlarını ifâde ile Mısr-ı Kāhire'den vekār ve ihtişâm-ı mevhûmlarına noksân gelmamek üzere tahlîs-ı nefs içün vesâyit ve esbâb tahsîline inkibâb üzere olmalarıyla, gâh Ordu-yi hümâyûn tarafına ve gâh İngiliz Kumandanı tarafına ʿale't-teʿâkub mekâtîb irsâlinden başka, Mısır'da me'sûran ikāmet eden Mustafa Paşa'ya dahi [Ü3 62a] dil-hâhları üzere kağıdlar yazup, Hazînedâr'ı ʿAli Ağa'yı birkaç defʿa Ordu-yi hümâyûn'a göndermişler idi. Musâlaha ve mükâleme umûrunda bulunanların taraf-ı hasma cihetün-mâ ile mecbûriyyetleri istizlâl-i nefs ve mümâşâtı müstelzim olarak ifsâd-ı mizâc-1 maslahat eyleyeceği müsellemü's-sübût olmağla, müşârun ileyhin dahi hâlet-i isârda o makūle sohbetlere karışması tehcîn olunup, şimdiye dek ne tefevvüh eylediyse hod-be-hod tefevvüh edüp, Devlet-i ʿaliyye tarafından katʿâ meʾmûriyyeti olmadığı beyânıyla, Serdâr-ı ekrem hazretleri tarafından Fransızlar Sergerdesi'ne mahsûs mektûb tahrîr u irsâl ve müşârun ileyhe dahi iktizâsı üzere ifâde-i hâl olundu. Bundan sonra İngiliz Kumandanı İsmit Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, tertîb olununan meclis-i mükâlemede tahliye-i Mısır içün Françelü ile muhaberesini beyân ve murahhaslar göndereceklerini der-meyân ve birkaç defʿa Françe Sergerdesi'yle mükâtebe vukūʿ bulup, [Ü1 265b] mükâleme içün iki nefer ceneral taʿyîn ü irsâl eyleceklerini ifade etmişler idi. Ordu-yi hümâyûn'da bi'l-fiʿl Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvel olan Reşîd Mustafa Efendi ve bi'l-fiʿl Reʾîsülküttâb olan Râsih Mustafa Efendi taraf-ı Sadâret-penâhî'den Vekâlet-i mutlaka hasebiyle terhîs ve mahall-i mükâleme tahsîs olundukdan sonra, mebʿûslar gelüp mükâlemeye mübâşeret ve miyânelerinde vâfir ebhâs sebkat edüp, Fransızlar maslahatlarını tasavvurât-ı bâtılalarına tevfîk ve derûn-ı habâset-meşhûnlarında muzmer olan hiyel-i kâmineye tatbîk içün her mâddeyi bir rükûna [Ü3 62b] tasʿîb ve Devlet-i ʿaliyye meʾmûrlarını itʿâb u taʿzîb eylediler ise dahi, mehmâ-emken mâddeler cerh u taʿdîl ve ibkā vü tebdîl ile şehr-i Şaʿbânü'l-muʿazzam'ın yirmi sekizinci günü yirmi iki şart ve bir hâtime ile şurût-ı tahliyeye karar vermeleriyle, on günden sonra ber-vech-i mukāvele tarafeyn tasdîk-nâmeleri huzûr-ı Serdâr-ı ekremî'de mübâdele olunup, murahhasân-ı Devlet-i ʿaliyye'ye ve İngiltere Donanması Kumandanı İsmit'e ve mebʿûslara semmûr kürkler iksâ ve üç re's donanmış esb iʿtâ olunduğundan başka, sır kâtiblerine ve tercemânlarına kakum kürkler ilbâs ve cümlesi mazhar-ı lutf-ı bî-kıyâs kılınup, muʿâhede olunan vakitlerde Sâlihiyye ve
Kātıbe'nin zabtı içün şimdiden Mısır Vâlîsi Vezîr Nasûh Paşa taʿyîn olunup, verâsından Ordu-yi hümâyûn ile Sadriaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretleri dahi harekete teheyyü' eylediği ahbârı, Ramazân-ı şerîf'de meserret-resân-ı vürûd ve kâffe-i nâs ser-mest-i sürûr-ı nâ-mahdûd oldu.
Tasdîk-nâme ile vürûd eden Sadrıaʿzam hazretlerinin Selâm Ağası Âmedî Sıbğatullah Ağa, Kapucu-başılık ve senevî beş kîse fâyizlü Edirne'den bir sehm ve bir rubʿ mukātaʿa [Ü1 266a] ve altı bin guruş ʿatâyây-ı Şâhâne ile nâyil-i sürûr-ı evfâ olduğundan fazla, ʿismetlü Mehd-i ʿulyâ hazretleri tarafından dahi üç bin guruş ikrâm ve Dâru's-saʿâde Ağası tarafından bin beş yüz guruş inʿâm olunup, Bâb-ı ʿâlî'den ve Kapudan Paşa hazretleri tarafından kontoş ve bol yenlü birer aʿlâ semmûr [Ü3 63a] iksâ ve ber-minvâl-i muharrer îrâd ve bahşiş ve iltifât ve pûşiş ile Ağa-yı mûmâ ileyhin kadri iʿlâ ve hemyân-ı emeli imlâ olundu. Ânifen beyân olunduğu vech üzere iktizây-ı vakt-i hâle tatbîkan râbıta bulan şurût-ı tahliye min-gayr-i kusûr mecelle-i vekāyiʿa sebt olunmak min-ehemmi'l-umûr olduğuna binâʾen, şurût-ı mezkûre vech-i âtî üzere keşîde-i silk-i sutûr kılındı.
Firâr-ı Bonaparta ez-Mısr-ı Kāhire ve âgāz-ı mükâleme ve ʿakd-i şurût-ı tahliye-i Mısır
Attribution
- Citation:
- "Firâr-ı Bonaparta ez-Mısr-ı Kāhire ve âgāz-ı mükâleme ve ʿakd-i şurût-ı tahliye-i Mısır", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_452.html
Item Details
- Title:
- Firâr-ı Bonaparta ez-Mısr-ı Kāhire ve âgāz-ı mükâleme ve ʿakd-i şurût-ı tahliye-i Mısır
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1214
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota