Müşârun ileyh Mekke Pâyesi'yle Burusa Kazâsı'ndan munfasıl Keçeci-zâde Konevî Mustafa Efendi'nin sulbünden [Ü3 57a] bin yüz elli senesi Cumâdelûlâ'sının on yedinci günü füshat-serây-ı ʿâleme kādim ve elli sekiz senesinde Pîrî-zâde'nin matlaʿ-ı meşîhatinde
Mülâzım olup, Dürrî-zâde Mustafa Efendi'nin meşîhat-i ûlâsında kevkeb-i dürrî-yi tâliʿi pertev-i endâz-ı ufk-ı merâm ve yetmiş senesi Rebîʿulâhırı'nın on beşinci günü Hâric Rütbesi'yle dâhil-i silk-i müderrisîn-i kirâm olmuşidi. Pederine Kuds-i şerîf'de Nâ'ib ve ʿavdetde Çelebi-zâde ʿÂsım Efendi'ye Dânişmendlik ile mütekārib ve yine pederine Burusa'da Kassâm ve Veliyyüddîn Efendi meşîhatinde ʿArz-ı hâlcilik hidmetinde pâ-ber-cây-ı merkez-i devâm olup, bundan sonra Şeyhulislâm-ı müşârun ileyhin necl-i asîllerine Kethudâ ve ahadühümâ âharın fiʿlini beğenmeyerek, [Ü1 261a] bir-iki mâh kadar müşâteme vü muhâsama ile imrâr-ı subh u mesâ ve bilâhare mahdûm hazretleri Sâhib-i tercemeyi tard ile mübtelây-ı hakāret ü izdirâ eylemişidi. Bundan sonra Miʿmâr-zâde tarafından niyâbetle Konya'ya ʿazîmet ve Levend eşkıyâsını tahrîk ü ifsâd ile Konya'dan firâr u gaybet ve refte refte baʿzı cesîm niyâbetlere ʿazîmet edüp, ʿİzzet Paşa'nın Sadâret-i ûlâsında Mahmûd Paşa niyâbetine mütevâsıl ve müsâʿade-i külliyyesiyle semm-i helâhilden ʿibâret olan mahsûlât-ı vâfireye nâyil olmuşidi. Doksan dokuz târîhinde Mevleviyyet-i Selânik'e kesb-i istiʿdâd ve bin iki yüz Safer'inde Hubûbât Nezâreti'yle celb-i erzâk-ı ʿibâd eyleyüp, o hılâlde teferrrüd ü istibdâd ile tezehhüd eden Selânikî Nuʿmân Bey ile mühâreşe vü münâkaşaya âgâz ve sâyir ashâb-ı ʿalâkayı şetm ü mezemmetde mîr-i merkūma şerîk ü enbâz [Ü3 57b] edüp, Nuʿmân Bey ise o ʿasırda sâhib-i kelime vü iʿtibâr bulunup, Keçeci-zâde'nin siʿâyetine vukūf ile dâmen-çîn-i intikām ve müzevvir mekâtîb ile ittihâm daʿvâsına düşdüğü Sâhib-i tercemeye sırran ifhâm olunduğundan, Hubûbât'dan keff-i yed ile tahlîs-ı nefse çâre-cû ve her tarafa tek ü pû ile hark-ı maslahatına rüfû talebinde iken, Ordu Kadısı Sıdkī Efendi, merhûm ve yerine birinin nasbı beyyinü'l-lüzûm olup, birkaç defʿa ordu kadılarının müteʿâkıben vefâtı, me'lûf-i tereffüh ü tenaʿʿüm olan ecille-i tarîka medâr-ı teşe'üm ve kime teklîf olunduysa telaʿsüm edüp, İstanbul Pâyesi'yle Ordu Kadılığı'na Sâhib-i terceme izhâr-ı meyl ve sırran kâr-fermâyân-ı devlete varup, takbîl-i zeyl etmekle, fi'l-hâl taraf-ı Fetvâ-penâhî'den telhîs ve pâye ile Ordu Kadılığı müşârun ileyhe tahsîs kılınmışidi. Ordu-yi hümâyûn'a vardıkda, Sadrıaʿzam bulunan [Ü1 261b] Ruscuklu Hasan Paşa ile mukaddemâ Selânik'de olan hukūk u ülfetleri bî-kem ü kâst olduğundan işi râst gelüp, “Katl-i ʿâmî arzu-dârem Hülâgû Hân kocâset?"
terâneleriyle jâj-hâ ve müşâvere meclislerinde “Ene lâ-gayr” teferrüdüyle teʿayyün edüp, tertîb eylediği ebâtîl-i tedbîrini cerh edenler tarafından müstehakk-ı buğz u şehenâ olur idi. Hasan Paşa'dan sonra maʿzûl ve Konya'ya nefy ile mahzûl olup, baʿdehû Burusa'ya nakl ile mazhar-ı merhamet ü işfâk ve iki yüz yedi Rebîʿulevvel'i hılâlinde ʿafv u ıtlâk olunup, Şeyhülislâm-ı ʿasr tarafından mebgūz bulunduğuna binâʾen, iki yüz Ramazan'ında İstanbul Pâyesi [Ü3 58a] üzerinden refʿ ve Selânik Rütbesi'ne vazʿ ile müşârun ileyhi tekdîr ve iftâr ve muʿâyede tezkirelerinde dahi “Sâbıkā Selânik Kadısı” deyü tahrîr etdirmiş idi. İki yüz sekiz Receb'inde pâyesi ibkā ve iki yüz dokuz Muharrem'inin on beşinci günü Konya'ya ve birkaç günden sonra bi-tarîkı'n-nakl Gelibolu'ya iclâ ve sene-i merkūme Cumâdelûlâ'sı gurresinde sebîli ihlâ ve Âsitâne-i saʿâdet'e gelüp, bir zemân cihân ü cihâniyândan keff-i lisân ve lüzûm-ı beyt ile tezkiye-i nefs semtine irhây-ı ʿinân etmişidi. İki yüz on iki Muharrem'i gurresinde Anadolu Pâyesi'ni ihrâz ve on üç Muharrem'i gurresinde bi'l-fi'l Anadolu Kadıʿaskeriliği'yle kesb-i imtiyâz ve sene-i merkūme Şaʿbân'ının on beşinci günü Ahmed Şemseddîn Efendi'ye tekaddüm ile Rumeli Pâyesi'ne nâʾil ve on dört senesi Ramazân'ının selhı olan Bâzâr günü dâr-ı bekāya mürtehil olup, hânesi civârında vâkiʿ Cenbâziyye Mescidi makberesinde defîn-i hâk ve muntazır-ı ʿafv-ı Hâliku'l-eflâk oldu. Müşârun ileyhin kâffe-i ahvâli cild-i evvelde güzârende-i zebân ü beyân ve âfet-i lisân ile dûçâr olduğu mesâyib şümârende-i benân-ı tibyân olup, tekrârı hadşe-resân-ı [Ü1 262a]
ezhân olmağla, be-în-cümle bekāsı mûris-i gezend ü dayr ve vefâtı her hâlde kendüye hayr oldu.
Fevt-i Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi ez-Sadr-ı Rumeli
Attribution
- Citation:
- "Fevt-i Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi ez-Sadr-ı Rumeli", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_447.html
Item Details
- Title:
- Fevt-i Keçeci-zâde Mehmed Sâlih Efendi ez-Sadr-ı Rumeli
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1214
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota