Mûmâ ileyh Tosya sükkânından olup, eser-i zûd-güzâr-ı nush u pendi bâʿis-i zidûdegî-yi zeng-i fu'âd ve miftâh-ı râst-rev-i vaʿz u tezkîri kufl-güşây-ı kulûb-ı erbâb-ı lehv ü fesâd olan Çilingîr-zâde Vâʿiz ʿAlî Efendi'nin sulbünden bin yüz altmış üç senesinde mastaba-nişîn-i vücûd ve murûr-ı zemân ile fârık-ı miyân-ı ziyân u sûd oldukda, tahsîl-i ʿilme heves ile mâ-lâ-yaʿnîden imsâk-i nefs ve mukaddimâta bed' ile lezzetiyyât-ı niʿmet-i ders olmuşidi. Pederinin vaʿz u nasîhat, meksebi ve aktâr-ı arzda geşt ü güzâr, meşrebi olduğuna binâʾen, mûma ileyhi misvâk tek yanından münfekk etmeyüp, bir aralıkda Kırım'a [Ü3 48a] azîmet ve
merkūmu hem-ʿinân-ı mürâfakat eyleyüp, ʿâdeti üzere Kırım'da vaʿz u tezkîr ve inzâr u tebşîr ile ilâne-i efʾide-i bernâ vü pîr eylediği Kırım Hânı'nın mesmûʿu olup, huzûruna daʿvet ve mazhar-ı birr ü mekremet eyledikde, ihtilâs-ı vakt-i güftâr ve oğlunun dîbâce-i zertâr-ı liyâkatin peymûde-i endâze-i tibyân eyleyerek, aklâmdan birine me'mûriyyetini [Ü1 253a] hâst-kâr olup, ol bâbda Reʾîsülküttâb Efendi'ye bir kıtʿa tavsiye-nâme istihsâl ve makzıyyü'l-âmâl Âsitâne-i saʿâdet'e şukka-güşây-ı istiʿcâl olup, mektûbunu teslîm ve merâmını tefhîm eyledikde, oğlunun siniyy-i ʿömrü endek ve nihâfet ü rikkat-ı cirmde mânend-i nokta-i şekk olduğu beyânıyla, Kalem'e âmed-şüdü müstehcen ve o zemân Âmedci bulunan Edhem Efendi'nin hacr-i terbiyesine verilüp, bir müddetden sonra Kalem'e müdâvemeti müstahsen görülmüşidi. Fi'l-hakīka dâyire-i Edhemî'de tezkiye ve istısfây-ı nefs ve edhem-i hevâ vü hevesi pâ-bend-i terk ü ferâğ ile habs edüp, kesret-i müşevvik ile hattını tezyîn ve kesb-i meʿârife iştigāl ile emeline vusûlü tehvîn etmişiken, Edhem Efendi kayd-ı fenâdan halâs ile reh-peymây-ı dâr-ı âhıret ve Sâhib-i terceme üftâde-i vâdî-yi gurbet-ender-gurbet olup, Yahyâ Paşa-zâde ʿAlî Bey'in kitâbetini ihtiyâr ve o hilâlde Tahvîl Kalemi'ne duhûl ile hatt-ı celîde nâmdâr ve sefer-i esbak evâyilinde Âmedî Odası'na nakl olunup, Râyif İsmâʿîl Paşa istiʿdâdına nazar ile dâyiresine celb ve tehî-destîden îcâb eden fakr u fâkasını selb etmişidi. Halîl Hamîd Paşa, doksan üç senesi Cumâdelûlâ'sında Büyük [Ü3 48b] Tezkireci oldukda, yerine mûmâ ileyh Âmedci ve sene-i merkūme tevcîhâtında Kâğıd Emîni olup, doksan sekiz senesinde ilhâkan Küçük Rûznâme ile münşerihu'l-fu'âd ve iki yüz birde Sipâh Kitâbeti ile ber-murâd olmuşiken, kable'z-zabt mâʿzûl ve der-ʿakab Silâhdâr Kitâbeti'ne mevsûl kılınup, bu hâl ile sefere râhî ve cemʿ-i mansıbeyn şerefiyle mübâhî olmuşidi.
Pâdişâh-ı bende-nüvâz dâme mahfûfen bi-sunûfi'l-iʿzâz hazretlerinin şehzâdelikleri hengâmında baʿzan taʿlîm-i meşk u imlâ [Ü1 253b] hıdmet-i seniyyeleriyle ihrâz-ı derece-i ʿizz ü ʿalâ eylediğine binâʾen, âfitâb-ı ʿâlem-tâb-ı vücûd-ı pür-sûdları taht-ı ʿâlî-bahta ziyâ-pâş ve ednâ münâsebeti olanlar [mısra]:
Bir zerreyüz kerem umarız âfitâbdan istirhâmıyla mazhar-ı mükâfât ü pâdâş oldukları gibi, bunun dahi sâye-i ʿâlem-gîr-i Şâhâne'lerinde emsâli gibi istizlâl eylemesi irâde ve Âsitâne-i saʿâdet'e tesyîri Kāyim-makām Paşa mektûbuyla Serdâr-ı ekrem tarafına ʿarz u ifâde ve tayy-i merâhil ile hâk-i kadem-i Husrevâne'ye rû-nihâde oldukda, Riyâset-i Rikâb hıdmetiyle şeref-yâb olacağı işrâb olunup, kırânât-ı nücûm ve inzâr-ı kevâkib iktizâsıyla, zâyirçe-i ʿâlemde istimrâr-ı nahs rû-nümâ olup, nahsın saʿda inkılâbı vaktine intizâren mâddenin bir-iki gün teʾhîrini işʿâr ve fenn-i tencîmde gûyâ mehâretin izhâr edüp, nâ-gâh âbisten-i hâdisât-ı “Yâ gāfilen ʿan-harekâti'l-felek. Nebbehekellâhu kemâ-ağfelek” takrîʿiyle tevlîd-i mehâlik ü âfât ve lisân-ı zemân-ı “Yâ nâ'imen fi'l-leyâlî gayre müftekkirin. Nebbih cüfûneke [Ü3 49a] v'ahzer min havâdisihâ” tenbîhiyle nâtıka-cünbân olup, tavrından müteneffir bulunanlar mesâvî vü mesâlib ve kabâyih u meʿâyibini berâhîn-i müselleme ile isbât ve tenkīs-ı teveccüh ü iltifât eylediklerinden, mütehakkıku'l-vukūʿ olan hıdmet-i Riyâset'den munsarıf ve semt-i kıble-i ümmîdden münharif olup, Büyük Tezkirecilik ile kadri tenzîl ve Riyâset hidmeti kemâ-kân Râşid Efendi'ye tahvîl olunup, birkaç mâh murûrunda o vakit Rikâb Kethudâsı bulunan İbrâhîm Efendi, Re'îsülküttâb Râşid Efendi maʿiyyeti ile Kāyim-makām Paşa'yı görüp, odalarına giderler iken, Dîvân hâzır ve Çavuş-başı Hamdullah Bey ʿarz-ı hâllere nâzır iken, mûmâ ileyhimâyı gördüğü gibi kıyâm ile vakfe-gîr-i selâm [Ü1 254a] olduğunu Sâhib-i terceme müşâhede ve katʿâ iltifât eylemediğinden gayri: “Şu sefîhlere kıyâm ile inhinâ, hürmet-i Dîvân'ı hetk ü imhâ kabîlindendir” deyü Hamdullah Bey'i dil-rîş-i tevbîh u izdirâ eylediğini, erbâb-ı garaz baʿzı zamâyim ü izâfât ile sâmiʿalarına ilkā eylediklerine binâ'en, te'dîbini izmâr ve temhîd-i mukaddimâta ibtidâr ve mûmâ ileyh dahi tehallüf-i merâmdan nâşî “Rubbe kelâm yu’eddî sâhibehû ilâ kilâm” mefhûmundan gaflet ile gâh u bî-gâh sûz u güdâz ve nâz ü niyâz şeklinde evzâʿ-ı şütür-gürbeye âgāz ve ʿadem-i ittisâʿ-ı havsala ile zeyl-i şekîb ü
ıstıbâra teşebbüs eylemediği, mûcib-i tehevvür-i Şehriyâr-ı ser-efrâz olmağla, li-ecli't-te'dîb iki yüz üç senesi Zilkaʿde'sinin yirmi birinci günü Bozca-ada'ya nefy ü tagrîb olunmuşidi. İki yüz beş senesi evâsıtında mazhar-ı merhamet ü işfâk ve Ordu-yi hümâyûn'a gitmek [Ü3 49b] üzere sebîli tahliye vü ıtlâk ve Şumnu Sahrâsı'na vusûlünde Yeniçeri Kitâbeti ile bedr-i ikbâli kâmilü'l-işrâk olup, o hılâlde Nemçe Musâlahası hıtâm-pezîr ve Orta Elçilik ile mûmâ ileyhin me'mûriyyeti karâr-gîr ve baʿde'l-ʿavd Cizye Muhâsebeciliği ile hurrem ve iki yüz yedi senesinde Baş-muhâsebe ile mükerrem olmuşidi. İki yüz sekiz senesinde Şıkk-ı Sâlis ve Hubûbât Nâzırı nasb olunup, iki yüz dokuz târîhinde Re'îsülküttâb ve on bir senesi Safer'inin on dördüncü günü ʿazl ile mübtelây-ı igtirâb ve on dört senesi evâsıtında ber-vech-i muharrer mahnûkan sûy-i âhırete sefer eyledi. Mûmâ ileyh fenn-i kitâbete vâkıf ve şiʿr ü inşâda selîkası müteʿârif olup, ʿilm-i nücûmda hiddet-i fehmi ve sâyir ʿulûmda kadr-i müşterek ʿilmi var idi. Taraf-ı Mülûkâne'den nâyil olduğu iltifâtı [Ü1 254b] hazm ile emsâli gibi ʿâkılâne hareket ve cümle ile hüsn-i ülfet ü muʿâşeret edüp, masdar-ı hayr u şerr olan lisânını zabt ile reh-rev-i semt-i ehl-i temkîn ve mûcib-i mehâfât olan umûrda taʿarruzdan dâmen-çîn olsa idi, ilâ-mâ-şâ'allah ictinây-ı semere-i şecere-i ʿömr-i nâzenîn eyleyeceği zâhir ü müstebîn idi; tecâvezallâhu ʿan seyyi’âtihî.
Terceme
Attribution
- Citation:
- "Terceme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_430.html
Item Details
- Title:
- Terceme
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1214
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota