Zuhûr-i haber-i sürûr ez-cânib-i Vâlî-yi Saydâ Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ve icmâl-i ahvâl-i ceng der-ʿAkkâ

Kâffe-i ahvâli bâlâda tahrîr olunan “Bonaparta” nâm kâfir, Kıbt ve milel-i sâyireden tertîb eylediği asker-i vâfiri sevâd-ı cemʿiyyetine ilhâk ve mühimmât ve levâzımât ile meşhûn ince donanmasını dahi sâhilden tesyîr u ıtlâk edüp, teshîr-i Şâmât fikr-i fâsidiyle Kāhire'den hareket ve “Arîş” nâm mahalle müsâraʿat edüp, ʿArîş muhâfazasına me'mûr olan cemʿ-i maʿdûd müdâfaʿa emrinde bezl-i mechûd edüp, yârây-ı mukāvemet mefkûd olduğundan, ʿavdete zarûret ilcâ ve aʿdâ der-kafâ olarak sevâd-ı Gazze hüveydâ oldukda, muhâfazasına taʿyîn olunan Mısır Vâlîsi Vezîr ʿAbdullah Paşa'da istiʿdâd-ı mukābele münʿadim olduğundan, tebdîl-i mekân ve düşmen-i bed-peymân hılv-i meydân ile Gazze ve Remle'yi ber-vech-i sühûlet zabt edüp, Yafa'ya doğru revân olup, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'den Serʿasker maʿiyyetine taʿyîn ve Yafa'da mekîn olan Topçuyân, züll-i esri kabûl etmeyüp, tarh-ı karʿa-ı kıtâl ve katʿî çok küffârı istîsâlden sonra, cümlesi nûş-i şerbet-i şehâdet ve vâsıl-ı ser-menzil-i fevz ü saʿâdet [Ü1 230b] oldular. Bundan sonra düşmen-i bed-râh matlab-ı aslîsi olan ʿAkkâ gāyilesini ber-taraf eylemek kasdıyla, ʿAkkâ Kalʿası üzerine sevk-ı sipâh-ı müşrikîn ve fi'l-hâl meteris ve tabya ve hendek hafriyle etrâfını tahsîn ve toplarını kalʿaya havâle ile humbara ve sâyir sanâyiʿ-i âteş-bâzîyi iʿmâl ve tazyîk u hasr-ı kalʿa levâzımını istikmâl etmişidi. Aʿdânın ʿAkkâ'ya sû'-i kasdını İngiliz donanması Başbûğu İsmit Ceneral istimâʿ ve fi'l-hâl feth-i şirâʿ ile Hayfa açıklarında olan [Ü3 20b] Françelü'nün ince donanmasını ihâta ve kasd-ı bedlerin izâle vü imâta eylediklerinden gayri, sefînelerin baʿzısını ihrâk ve bakıyyesini zabt ve askerlerini istirkāk eylediler. ʿAkkâ Kalʿası'nın edevât ü mühimmâtı ve esbâb-ı muhâfaza ve istihkâmâtı müheyyâ bulunup, aʿdâ vürûdunda derûn-i kalʿada mütehassın cünd-i gayret-şiʿâr, işʿâl-i nâyire-i kâr-zâr ve düşmen başına deşt ü sahrâyı teng ü târ eyleyüp, bu hâl-i müteşettitü'l-bâl yirmi yedi gün müstemirr olup, aralık aralık düşmen-i dîn maʿiyyetinde olan eclâf-ı Aʿrâb ve müşrikîne gayret-dâde ve nehb-i emvâl ü hazâyin tamaʿlarına cümlesini üftâde ve kırk defʿa nerdübânlar vazʿıyla kalʿaya hücûm ve her bir hecmesinde niçe bin kâfiri süyûf-ı mücâhidîn maʿdûm edüp, yevm-i muhâsaranın elli beşinci günü küffâr kuvvet ve miknet-i istidrâciyyelerine igtirâr ile baʿde'l-ʿışâ hâric-i kalʿada olan meterislere ve tabyalara ve nefs-i kalʿaya taraf taraf yürüyüş gösterüp, “Burc-ı ʿAli” nâm kulleyi dahi lağım ile rahne-dâr etmeleriyle, fürce-i kulleden kalʿaya vâfir kâfir yol bulup, maʿâzallah bir hâlet-i müdhişe vukūʿ bulmak hâletleri müşâhede olunup, o esnâda cünûd-ı Muvahhidîn Cenâb-ı hayru'n-nâsırîn'e iʿtizâd u istinâd ve rûhâniyyet-i [Ü1 231a] hazret-i Seyyidü'l-mürselîn'den istiʿâne vü istimdâd ile aʿzam-ı ʿalâmet-i nusrat ve akvây-ı emâret-i selâmet olan sebât ü istikrâra karâr, beyt: Ve'l-harbü in bâşertehû hel-lâ-yekün fîke'l-feşel / Isbir ʿalâ ehvâlihâ lâ-mevte illâ bi'l-ecel mezâyâsını tezkâr eyleyerek, sû-be-sû üzerlerine gelan küffârı top ve tüfeng-i şuʿle-bâr ve hadd-i seyf-i tâb-dâr [Ü3 21a] ile âğuşte-i hûn-ı kahr u demâr eylediler. Vardıkça âteş-i harb-ı zebâne-keş-ı iştiʿâl ve hecemât-ı pey-der-pey-i ehl-ı küfr ü dalâl, mûcib-ı tezâyuk-ı hâl olduğu sûret-i maʿrekeden istidlâl olunup, “Âhirü'd-devâʾi el-keyyü” mefhûmu üzere fi'l-hâl iki yerden lağımlara âteş verilüp, tâb-ı kûh-efgen-i bârût ve hark-ı usûl-i zemîn ve kâse-i semâyı pür-tânîn eyleyüp, bin kadar küffârı cevv-i hevâya itâre ile reh-neverd-i vâdî-yi siccîn ve kalʿaya dâhil olan müşrikîni, guzât-ı zafer-simât ser-bürîde-i tîğ u sikkîn eylediler. Leyle-i mezkûrede elli bin deste fişeng, tuʿme-i dehen-i tüfeng olduğu ahbâr-ı sikāt ile tevâtür-yâb-ı iştihâr ve ne mikdâr kâfir hâk-i helâke düşdüği bu kıyâs ile maʿlûm-i uli'l-ebsârdır. Bu vakʿadan sonra kāyid-i aʿdây-ı bed-mekāsıd olan Bonaparta, ehl-i İslâm'ı iğfâl kasdıyla Muhâfız-ı Kalʿa'ya ʿArabiyyü'l-ʿibâre mektûb yazup, mefhûmu lâşelerin kaldırmak ve tarefeyn üserâsı ibdâl olunmakdan ʿibâret olmağla, [mısra]: es-Seyfü asdaku enbâʿen mine'l-kütüb meʿâli düstûru'l-ʿamel kılınup, nâme-resleri irâʿe-i tîğ-i hûn-bâr ile matrûd-ı vâdî-yi idbâr kılındığı hılâlde tekrâr ʿAkkâ Kalʿası üzerine yürüyüş edüp, ehl-i İslâm ʿavn-i Melik-i ʿallâm ile aʿdây-ı liʾâma bu defʿa dahi göz açdırmayup, mahall-be-mahall âteş-efşân ve düşmen-i pür-haybet ü husrânı deryây-ı hûna galtân eyledikleri anda, Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey ile Levend Çiftliği Bostâniyânı ve Kılâʿ-ı tisʿa yamakānı ve İzmir askeri dahi vâsıl ve mahsûr olan mücâhidîne küllî kuvvet-i kalb hâsıl olup, aʿdâyı meterislerine dek taʿkīb ve ekserini vâdî-yi [Ü3 21b] cehenneme tesrîb eylediler. Bu esbâb ile gürûh-ı mekrûh-ı düşmene taraf taraf perîşânî vü inkılâb tareyân ve aʿdâd-ı kutelâları yirmi bine resân olduğundan gayri, [Ü1 231b] müdîrân-ı asker-i nuhûset-eselerinden vâfir Cenerâl ve katʿî çok ofiçyâl küşte-i abtâl-i ricâl, hemân leyle-i mezkûrede mecmûʿ zehâyir ve hıyâm ve eşyây-ı sâyirelerin ʿarz-ı zâtü'd- dırâm-ı nâr ve sakīlü'l-hacm ve ʿasîrü'n-nakl olan edevât-ı peykârı vedîʿa-i tahte'l-arz istitâr eyleyerek, bakıyyetü's-süyûf dört-beş bin kadar mecrûh ve ʿamel-mânde küffâr Yafa tarafına firâr eylediler. ʿAle's-seher kalʿa kapuları küşâd olunup, aʿdây-ı bed-nihâdın güzergâhları olan meʿâbir ve mesâlikine taʿyîn-i ecnâd kılınup, ʿakab-gîrân-ı İslâm aʿdâ-yı li'âma ʿinân-rîz-i vusûl ve seby ü fetk ile meşgûl ve bu maʿrekede dahi katî çok küştenîlere belây-ı âsumânî ve kazây-ı nâgehânî nüzûl edüp, on dört nefer ceneral ve üç yüz on kadar Ofiçyal kelleleri bürîde-i şemşîr-i siyâset ve berîd-i nusrat-nüvîd olan Vezîr Cezzâr Paşa, Baş-çukadârı'yla galtân-ı meydân-ı züll ü hevân oldu. Bu gāyile-i ʿazîme sebebi ile Cerde Başbûğu'nun nasbına zemân müsâʿid olmayup, hüccâc-ı hidâyet-minhâcın ʿavd u kufûlü hengâmı dahi tekarrüb etmişidi. el-Hâletü hâzihî fazl-ı hazret-i Hakk ile düşmen gāyilesi ber-taraf ve meşgale-i Serʿaskerî hâl-i evvele nisbetle heyyin ü ehaff olduğuna binâʿen, umûr-ı Cerde dahi fi'l-hâl tanzîm ve hatb-ı cesîm-i hüccâc tetmîm olunduğu haberi müşârun ileyh tarafından terkîm olunup, nigeh-dâr-ı fevz ve nusrat-ı Îzed-i Kahhâr olan Şehriyâr-ı gayret-şiʿâr dâme fî ʿavni's-Settâr hazretleri bu ahbâr-ı meserret [Ü3 22a] -âsârdan gāyetü'l-gāye mübtehic ü mesrûr ve sipâs-güzâr-ı Rabb-i Gafûr olduğundan gayri, sâye-i hemâ-vâye-i Husrevâne'lerinde müstezill-i sâye-bân-ı âsâyiş ü râhat olan havel ü ʿabîd ʿîd ber-bâlây-ı ʿîd eylediler. “Akkâ'da ictimâʿ eden asâkir-i Pâdişâhî -ki ʿadedleri fi'e-i kalîleye mütenâhî idi- pâ-ber-cây-ı merkez-i sebât ü istikrâr olmayup, mukābelede cür'et ve mukātelede fütüvvet izhâr etmeseydiler, aʿdâ kalʿayı istîlâ ile tarîk-ı Hicâz'ı bi'l-külliyye sedd edüp, Ordu-yi hümâyûn varıncaya dek refte refte zabtı muhtemel olan husûn ve kılâʿa istihkâm-ı tâmm verüp, Devlet-i ʿaliyye teshîr-i mülk-i magsûb zımnında hazîneler nisâr ve niçe bin nüfûs-ı İslâmiyye terk-i kâr ü bâr ederler idi. Dâhil-i dâyire-i ittifâk olan İngilterelü'nün sefîneleri kalʿa mahsûrlarına [Ü1 232a] medâr-ı tesliyet ü itmi'nân ve bahran katʿ-ı imdâd-ı aʿdâ ve muhâfaza-i rûy-i deryâ emrinde saʿy ü gayretleri nümâyân olup, sergerdeleri dahi baʿzı istihkâmât-ı kalʿaya mevcûd-ı maʿiyyeti olan mühendisler ile bi'n-nefs ihtimâm-ı tâmm edüp, leyle-i feth u zafer -ki nümûne-nümây-ı hevl-i mahşer idi- aʿdânın sû-be-sû hecemât-ı şedîdesini müşâhede ile kalʿadan me'yûs ve şiddet-i ihtirâk-ı lağım ile hevâ-gîr olan eczây-ı türâbiyye ve ahcâr isâbetinden ihtirâz ile sefînelerini alarga edüp, muntazır-ı ʿâkıbet-i kâr oldukları her ne kadar efvâh-ı nâsdan mesmûʿ ve karâyin-i hâliyyeden mahsûs olmuş ise dahi, bu bâbda maʿzûr ve merkūmlara isnâd-ı kusûr hadd-ı insâfdan dûrdur. Bu müjde ile vürûd [Ü3 22b] eden Vezîr Cezzâr Paşa'nın Baş-çukadârına bir sevb aʿlâ semmûr iksâ ve bir kıtʿa altûn çelenk ile ser-i iftihârı müzeyyen ü muhallâ kılındığından gayri, nemâlu bir zeʿâmet tevcîh ve Kıbrıs eshâmından bir sehm ile hâli terfîh olunup, mukaddemce vârid olan kaçak tatarlar dahi ilbâs-ı hilʿat ve çelenk ve ʿatâyâ ile nâyil-i meserret oldular. Bir müddetden berü ehl-i İslâm'a târî ve belki kâffe-i sekene-i mülk-i Şehriyârî'ye olan endûh u gamm ve iztırâb u elem, tîğ-i hurdenî-yi düşmen-i ʿahd-şiken ile reh-peymây-ı diyâr-ı ʿadem olup, ekdâr-ı ʿâlem mütebeddil-i ferhat ve kalak-ı derûn-ı nâs mütehavvil-i meserret olmağla, bi-fazlihî Teʿâlâ fîmâ-baʿd gün-be-gün tebâşîr-i subh-ı sâdık-ı saʿâdet bâhter-i ümmîdden tâliʿ ve neyyir-i ziyâ-pâş-ı feth u nusrat burc-ı emelden lâmiʿ olup, tûde-i küfr ü ʿinâddan ʿibâret olan hey'et-i ictimâʿiyye-i aʿdâ, meded-kârî-yi sarsar-ı kahr-ı Hudâ ile "Ke'l-ʿihni'l-menfûş" ve ol kavm-i müstehıkku'l-levm bezm-i rezm-i Muvahhidîn'den tecerruʿ-ı ke's-i menûn ile her bâr lâ-yaʿkıl ve medhûş olmak recâ-kerde-i erbâb-ı tevhîd ve temennî-dâşt-ı ashâb-ı tecrîddir. Serʿasker Paşa'nın dest-yârî-yi asâkir-i Tâcdâri'yle sebkat eden hidmeti nezd-i ferd-i Pâdişâhî'de meşkûr olduğuna binâ'en, tahsîn ü âferîni muhtevî bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tevşîh u tezyîn olunmuş bir kıtʿa emr-i celîlü'ş-şân ile bol yenlü serâsere kablu bir sevb aʿlâ semmûr ve serâpâ murassaʿ bir altûn çelenk ve idâre-i umûr-ı Serʿaskerî içün mukaddemâ baʿs olunan üç yüz kîseden başka, bu defʿa dahi beş yüz kîse akça irsâl olunup, Ordu Kadısı Debbâğ-zâde'ye matmah-ı nazarı olan Mekke Pâyesi [Ü3 23a] ve kubûr yenli bir sevb-i kākum [Ü1 232b] ve kezâlik Ordu Defterdârı Mehmed Efendi'ye ve Rodos Mutasarrıfı Hasan Bey'e ve Kapucu-başı Ohrili İsmâʿîl Bey'e birer altûn çelenk ile birer sevb kubûr yenli kākum kürk gönderilüp, İngiliz donanması Başbuğu dahi bir sevb-i semmûr ve girân-behâ bir âvize ile ser-germ-i râh-ı hubûr kılındı. Biz yine sadede gelelim. Düşmen-i bed-sigâl ʿAkkâ Sahrâsı'nda abtâl-i ricâl-i Müslimîn'den müşâhede eylediği eşedd-i kıtâl ile müşevveşü'l-hâl olup, Yafa İskelesi'ne vusûlünde Gazze ve Remle ve ʿArîş ve sâyir mahallerde muhâfız nâmıyla bırakdığı asker-i menhûsuna feryâdcılar ibʿâs ve cümlesini cemʿ etdikden sonra Yafa'da meterisler ve tabyalar ihdâs edüp, o hilâlde talîʿa-i cünûd-ı İslâmiyye bedîdâr ve hâl düşmen-i mekkâr mukābeleye ibtidâr etmişidi. Bi't-tecribe maʿlûmları olan savlet-i İslâmiyye'ye tâb-âver olamayup, “el-Leylü cünnetü'l-hâribi" fehvâsınca leylen yine firâr ve bu mahalde dahi vâfir eşyâsını tuʿme-i ejder-i nâr eyleyerek, Gazze'de karâr eylediği istihbâr olundukda, ʿakab-gîrân-ı İslâm taraf taraf hezz-i nevk-i sinân ve sell-i şemşîr-i berrân eyleyerek mesfûrlara göz açdırmayup, Gazze'ye pâ-nihâde-i vusûl ve katl ü fetk-i düşmen ile meşgûl olmalarıyla, o mahalde dahi pây-dâr olmayup, ʿArîş'e doğru münhezim ve andan dahi cânib-i Mısır'a esve'-i hâl ile ʿâzim olduğu haberleri Serʿasker Paşa tarafından vürûd ve ehl-i İslâm'a mûcib-i sürûr-ı nâ-mahdûd oldu. Tâ'ife-i mesfûrenin ceyş-i Çengizî gibi vardıkları mahallerde galebeleri ve ʿAkkâ vakʿasına gelinceye dek hasımlarından ednâ mertebe rû-gerdân [Ü3 23b] olmadıkları, erbâb-ı ʿukūla bâʿis-i endîşe vü fikret ve sâhib-i hurûc olmak mülâhazalarıyla ashâb-ı düvel me'yûs-ı galebe vü nusrat olmuşlar iken, mü'eyyed min-ʿindillâh olan Devlet-i ʿaliyye-i ʿOsmâniyye sadmesiyle sevret-i ʿâlem-gîrleri zâyil ve kuvvetü'z-zâhir-i istidrâcları olan asâkir-i habîset-eserleri süyûf-ı lüyûs-ı asker-i İslâm ve hüsâm-ı ʿadüvv-iltikām ve hiddet-i giryân-ı enâm ile muzmahill olup, bu keyfiyyet cemîʿ devletlere sebeb-i âsâyiş ü emniyyet ve dil-rîş-i zann ü gümân oldukları mazârr-ı melhûzadan kenâre-gîr-i selâmet oldukları, vâreste-i külfet-i beyân ü işâretdir. Cenâb-ı nusrat-dihinde-i cünûd-ı Muvahhidîn, teʿâlet zâtuhû ʿan-ekāvîli'l-mülhidîn dâ'imâ Devlet-i İslâmiyye'yi mansûr ve gürûh-ı müşrikîni makhûr eyleye, âmîn!
Attribution
Citation:
"Zuhûr-i haber-i sürûr ez-cânib-i Vâlî-yi Saydâ Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ve icmâl-i ahvâl-i ceng der-ʿAkkâ", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_389.html
Item Details
Title:
Zuhûr-i haber-i sürûr ez-cânib-i Vâlî-yi Saydâ Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa ve icmâl-i ahvâl-i ceng der-ʿAkkâ
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1214
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota