el-Hâletü hâzihî halkın istiʿmâline münhemik oldukları kahvenin esvâkda beyʿ olunanı, kahve tabîʿatında olan baʿzı hubûbât ile muhtelit ve bu keyfiyyet ümenânın irtikâb ve ruhsatına mürtebit olduğu tahkīk olunup, zikr olunan fesâdın defʿiyle fîmâ-baʿd sırf ve gayr-i memzûc [Ü1 145b] kahve satılmasının sebebleri istihsâl ve bir râbıta tahtına idhâl olunması lâzime-i hâlden olduğuna binâ'en, baʿzı erbâb-ı vukūf ile baʿde'l-müzâkere nizâmı, Îrâd-ı Cedîd Defterdârı Reşîd Mustafa Efendi'ye ihâle olundukda, evvel [Ü2 157a] emirde Tahmîs'de olan fesâd ve Masraf ve Îrâd Emîni'nden su’âl olunup, iki yüz sekiz senesinde elli altı kîseye iltizâm eyleyüp ve o mikdâra mütehammil olmadığından keff-i yed ve dokuz senesi kendüye emâneten ihâle olundukda, kıllet-i kahve sebebi ile ʿattâr ve döğücüler, kahveye baʿzı hubûbât mezciyle masraflarını idâre ve baʿdehû kahve vefret üzere gelmeğe başlayup, kâra iʿtiyâd eylediklerinden, mezci ʿadem-i terk ve bu sebeble sene-i mezkûre hâsılâtı on yedi bin dokuz yüz guruşa bâliğ olup, mesârıf-ı Tahmîs fürû-nihâde olundukda, dört bin dokuz yüz yirmi üç guruş fâyiz kalup, mâl-i mukātaʿaya vefâ eylemediğinden, döğücü ve kahvecilerden şehriyye ve cerâyim nâmıyla bir senede on bin iki yüz altmış beş guruş ahz ve Îrâd-ı Cedîd Defteri'ne kayd ve gayr ez-mesârıf beş bin yedi yüz altmış dokuz guruş fâyiz Darb-hâne'ye teslîm eylediğini takrîr etmekle, husûs-ı mezkûr Gümrük Emîni ve sâyir erbâb-ı ıttılâʿ ile tekrâr müzâkere olundukda, Tahmîs emînlerinin ruhsatı olmadıkça, Tahmîs'de kahveye habbe-i vâhide mezc olunmayacağı her ne kadar muhakkak ise dahi, Tahmîs Emâneti kimseye ilzâm olunmayup, muʿtedil mâhiyye ile bir müstakīm âdemin idâresine taʿlîk olunmak ve kahveye nezâret eden dört nefer kimesneler, sâbıkı üzere kahve ashâbı ve ʿattârlar intihâbıyla taʿyîn olunup, Tahmîs Emîni tarafından dahl olunmamak ve hademe-i Tahmîs'den Mart'da alınan beş yüz guruş ve döğücü naklinde harc nâmıyla alınan on bir guruş [Ü1 146a – Ü2 157b] ve hademeden alınan cerâyim ve şehriyye bundan böyle alınmayup, fekat muʿtâd üzere kavuruculardan ayda otuz guruş ve biri fevt oldukda yerine
geçenden iki yüz elli ve üç yüz guruş harc alınup, bunlardan biri sıladan gelüp, Tahmîs'e duhûlünde, elli guruş Tahmîs'e ve beş guruş bekçi ile çıraklara harc ve bir nefer döğücü sıladan gelüp, Tahmîs'e girdikde, on bir guruş Tahmîs'e ve iki guruş bekçi ile çıraklara harc alınup, bunlardan gayri Tahmîs hademesinden bir şey alınmamak ve Döğücüler Hânı'nda hubûbât kavurmasiyçün mevcûd elek ve dibek bi'l-külliyye menʿ ve nehâran kavrulan kahve hânlara gitmeyüp, kadîmden olduğu gibi Tahmîs'de emâneten hıfz olunup, ʿale's-seher sahk olundukdan sonra, ashâbına teslîm olunmak ve döğücüler, kenâr ʿattârlarına tevzîʿ içün zenbîl ile kol kol kahve götürmeyüp, hammâllar götürüp tevzîʿ eylemek ve kahvelerin kavrulmasiyçün gürgen hatabı alınmayup, kadîmi gibi mîşe alınmak ve furûn ve tâbe ve sâyir şeylerin taʿmîrini bilâ-imhâl Tahmîs emînleri göreler. Ve masraf çok ve îrâd az olduğundan, el-yevm beher kıyyeden alınagelan dört akça mîrî üzerine iki akça dahi zamm ile altı akçaya iblâğ olunmak ve her bir vakıyyede kavurucuların aldıkları üç akçanın kifâyetine nazaran ʿalâ hâlihî ibkā olunmak ve döğücülerin bir vakıyyeden aldıkları altı akça mikdâr-ı kifâyeden dûn olmağla, dört akça zammıyla on akçaya iblâğ olunmak husûsları nizâm bulup, Tahmîs derûnunda olan ebvâb-ı hiyel sedd olunduğu ve kenâr yerlerde olan ʿattârlar meshûk kahveyi alup, hubûbât-ı sâyire [Ü2 158a] mezciyle beyʿ hîlesi hâricde kalup, Tahmîs emînleri şehriyye ile bir Kolçu taʿyîn ve bu melʿaneti ʿâdet edenleri ahz ve Bâb-ı âlî'ye inhâ ve tertîb-i cezâ ile te'dîbleri icrâ olunmak ve ʿamele-i Tahmîs dahi müteʿahhid [Ü1 146b] oldukları vech üzere hılâf-ı irâde vazʿ u hareketden ictinâb edüp, mugāyir-i teʿahhüd fesâdları zuhûrunda cezâları tertîb olunmak ve bu iki fırkanın hîlelerine lâ-mahâle Mısır tüccârı ve ʿattârları vâkıf olacağları bedîhî olmağla, ketm ü sükût muʿâmelâtı hiss olunduğu hâlde anlar dahi muʿâhaze olunmak, hulâsa kahveye habbe-i vâhide halt olunmamak üzere ʿamele ve Mısır Çarşusu tüccârı ve kethudâları müteʿahhid olmalarıyla, fesâda ruhsat içün Tahmîs Emîni tarafından alınan şehriyye ve cerâyim külliyyen refʿ olunmak üzere efendi-yi mûmâ ileyh takrîr edüp, ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye ʿarz olundukda, teʿahhüdleri üzere fîmâ-baʿd Tahmîs'e kahveden gayri bir şey girmeyüp, cesâret-i mezc ile rızâya mugāyir hareket edenler te'dîb olunup, her hâlde
ʿibâdullahın refâhına dikkat olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, nizâm-ı mezkûr ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmak içün Baş-muhâsebe'ye kayd ve Tahmîs Emîni ve ʿAttarlar Kethudâsı yedlerine başka başka evâmir-i ʿaliyye iʿtâ olundu.
Nizâm-ı kahve
Attribution
- Citation:
- "Nizâm-ı kahve", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_202.html
Item Details
- Title:
- Nizâm-ı kahve
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1211
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota