Cild-i evvelde icmâlen zebân-güzâr-ı beyân olduğu vech üzere mahzâ meded-kârî-yi 'inâyet-i Bârî ve dest-yârî-yi ikdâm-ı hazret-i Tâc-dârî ile nizâm-gîr-i karâr olan Tersâne ve Baruthâne ve zîrde tafsîli âtî Top-hâne ve Top ‘Arabacısı ve Humbara ve Lağımcı ocağları ve Kılâ‘-1 tis'a yamakānı ve ‘ale'l-husûs Levend Çiftliği Bostâniyân'ı ve sayir umûr-ı cihâdiyyeye dâyir esbâb ve levâzımın 'alâ mâ-hüve'l-matlûb temşiyet ü nizâmı, kıyâm-ı 'imâd-ı devletin ahad-i erkânı olan [Ü2 76b] hazîne-i vâfiye vücûduna menût ve vücûd-ı hazîne dahi, tasarrufât-ı ‘akliyye ve tedbîrât-ı hikemiyye i‘mâliyle ihtirâ‘-1 vâridât-ı cedîdeye mevkūf u merbût olup, umûr-ı zarûriyye-i devlete vefâ etmeyan vâridât-ı mukarrere ile bu
mesâlih-i cesîmenin ru’yeti ve beyne'd-düvel tavr-ı cedîd üzere şâyiʻ olan asker-i müretteb gibi askerin idâre-i maslahatı mümteniʻât-ı ʻakliyyeden olduğu, pîrâmen-güzâr-ı havâtır-ı ekâbir olmağla, bi'l-cümle vüzerây-ı ʻizâm ve ʻulemây-ı kirâm ve ricâl-i devlet birkaç defʻa ʻakd-i encümen-i meşveret edüp, fîmâ-baʻd terk-i esbâb-ı huzûr u râhat ile sâlifü'l-beyân umûrun idâresiyçün ve vukūʻu her bâr muhtemel olan mesârıfât-ı [Ü1 73a] seferiyye içün cemʻ-i hazîneye saʻy ü dikkat olunup, vâridât-ı asliyyeden başka ittifâk-ı ârâ ile bu defʻa müteʻayyinü'z-zuhûr ve bundan böyle refte refte iltihâk-ı efkâr-ı erbâb-ı ʻakl u şuʻûr ile vücûd-pezîr ve meysûr olan zevâyid-i menâfiʻ ü fevâyid dahl ü harc-ı eyyâm-ı hazara ʻadem-i ihtilât ile başkaca bir mahalde hifz u iddihâr olunup, idrârât u levâzımât-ı asâkir-i muʻalleme istîfâ ve bâkīsi maslahat-ı seferiyyeye ibkā olunmak ve katʻ-ı isrâfât ve taʻdîl-i mesârıfât ile vâridât-ı kadîme ihrâcât-ı zarûriyyeye galebe etmek sûretini bulmak esbâbına teşebbüsde müşârun ileyhim yek-zebân-ı vifâk olduklarına binâ'en, tedkīkāt-ı fikriyye ve tahkīkāt-ı nazariyye ile vâhiden-baʻde-vâhidin zihn-i nakkādlarına vârid olan esbâb-ı teksîr-i îrâd bu vechile çekîde-i hâme-i vâsıtı nijâd kılınur ki, [Ü2 77a] topu on kîse fâyizi olan mîrî ve Haremeyn mukātaʻları ve hisselerinden mahlûl olanlar fîmâ-baʻd fürûht olunmayup, mîrîye zabt ve muhâfazasına baş-defterdârlar ve Darb-hâne nâzırları ve ecille-i ricâlden birinin kadri terfîʻiyle me’mûr olup ve bu hıdmet-i âtiyyü'l-beyân Muʻallem Piyâde Askeri Nâzırı olacak zâtın ʻuhdesine ihâle ve merâtib-i celîle-i devletden bir mansıb-ı kadîm dahi, bu mansıba ilhâk olunmak münâsib görülüp, kānûnu şu vechile vazʻ olunur ki, Devlet-i ʻaliyye'ye lüzûmu zâhir olan Taʻlîmlü Asker Nezâreti'ne ʻakl ü rüşd ve sadâkatle mevsûf-ı eʻâzım-ı ricâlden biri me'mûr olacağına binâʼen, Nezâret-i Umûr-ı Cihâdiyye olduğu içün nüfûz-ı iʻtibârı istihsâl olunmak üzere göğeze kaplu üst kürkü ile Dîvân'da Kubbe-altı'nda baş-defterdârların alt yanından kuʻûdları ve yedek götürmeleri kānûn ola. Ve fi'l-asl Şıkk-ı Sânî defterdârları bu makāmda kāʻid olarak umûr-ı istîfânın [Ü1 73b] ahad-i şıkkını bunlar ru’yet eylediklerinden, Şıkk-ı Sânîlik mansıbı dahi ilhâk olunup, “Şıkk-ı Sânî” tesmiye olunmayarak defter-i tevcîhât ve elsine-i nâsda Taʻlîmlü Asker Nâzırı ve Îrâd-ı Cedîd Defterdârı ıtlâk ve fermânlarda “İzzetlü” hitâbı ilhâk olunup, Îrâd-ı Cedîd'in idâre ve muhâfazası ʻuhdesine tefvîz oluna. Ve taʻlîmlü askere ne vechile nezâret edeceğini şâmil yedine nişân-ı şerîf ile muʻanven taʻlîm-nâme vermekle, ʻamden kusûru vâkiʻ olur ise mu'âhaze oluna. Ve kable'n-nizâm Darb-hâne'de olan Haremeyn mukātaʻalarından gayri, [Ü2 77b] şimdiye dek Darb-hâne'den zabt
olunan gerek Tersâne mesârıfına merbût ve gerek mecmûʿ-ı mukātaʿât ve deryâ zeʿâmet ve tîmârları ve hâlâ mîrîden idâre olunan rüsûm-ı penbe ve sâyir mukātaʿât iki yüz sekiz senesinden ve eshâm-ı mahlûlâtı işbu nizâm târîhinden iʿtibâr ile mecmûʿu ve kānûn-ı cedîd muktezâsınca fâyizi on kîseden ziyâde olup, zabt olunacak mîrî ve Haremeyn mukātaʿaları ve eshâmı ve Humbaracı tîmârları bi-cümletihâ Nâzır-ı mûmâ ileyh maʿrifeti ile ilzâm ve idâre ve hâsıl olan mebâliği Kapu-arası'nda müceddeden binâ olunan kârgîr hazînede hıfz olunup, mîrînin ve Darb-hâne ve Enderûn-ı hümâyûn Hazînesi'nin ahz ü iʿtâsına katʿâ karışdırılmayarak, hatt-ı hümâyûn sâdır olmadıkça bir akçası sarf olunmaya. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin ilzâm ve idâre eyleyeceği mukātaʿâtın mîrî ve kalemiyyelerini Hazîne-ı ʿâmire'ye ve mahallerine edâ edüp, fâyizini kendüsi hıfz edecek olmağla, muʿtemed sarrâf ve kefîl alup, mefâlîs ü cebâbîreye kapdırmakdan tevakkī vü mücânebet üzere ola. Ve emvâl-ı mîriyyeyi sıyânet eylediği gibi nizâm-ı mülkü dahi vikāye edüp, hıdmeti istihsân olunmak garazıyla vedîʿatullâh olan fukarâya zulm ü teʿaddîsi muhakkak olan kimselere [Ü1 74a] mukātaʿa vermeyüp, her hâlde ʿadl ü insâfa riʿâyet eyleye.
Ve bir mukātaʿayı ilzâmında mültezimin ism ü şöhretini ve cemîʿ şurûtunu vereceği temessükde beyân ve o temessükü baş-defterdârlar kuyûd u şurûta muvâfık buldukdan sonra telhîs yazup, mûcebince Zabıt Fermânı [Ü2 78a] verile. Ve mukātaʿâtın Mâlikânelik vechiyle idâresinde küttâb ve Çavuş-başı ve Baş-bâkī Kulu ağalara ʿâyid olan Harc Kalemi'ni nâzırlar ahz ve mahallerine tevzîʿ edüp, âhar kimseler şey' mutâlebe eylemeyüp, tuğralı fermânı dahi nâzırlar mültezimlere bi'n-nefs teslîm eyleyeler. Ve iltizâm olunacak mukātaʿâtın bedel-i iltizâmından harc alınmayup, mikdâr-ı fâyizinden alına. Ve yirmi bin guruşdan ziyâde olan mukātaʿâtın ziyâdesinden ve mîrîsinden bir vechile harc alınmaya. Ve hîn-ı hudûsundan iʿtibâr ile Zecriyye hâsılâtının mecmûʿu sermâye olarak Nâzır yedinde hıfz olunup, Nizâm-ı Cedîd mûcebince mîrîden zabt olunacak mukātaʿât-ı mahlûlenin beş senelik ve eshâm-ı mahlûlenin üç senelik hisâbınca muʿacceleleri Baş-muhâsebe'den verilan memhûr ve mümzâ sûret mûcebince Mîrî Hazînesi'ne ve kasr-ı yed olunacak eshâmın beşer senelik muʿacceleleri verilecek sûretler mûcebince fâriglerine teslîm olunup, fekat bunlar içün başka hatt-ı hümâyûn taleb olunmaya. Ve bir mukātaʿa mahlûl oldukda, Baş-defterdâr ve Nâzır-ı mûmâ ileyh fâyizini tahkīk ve ol bâbda birbirini tasdîk eyledikden sonra, beş senelik
mu'accelesi Zecriyye mâlından Mîrî Hazînesi'ne verile. Ve mukātaʿâtdan mahlûl olan hisselerin fâyizi yalnız müteveffânın aldığı ile iktifâ olunmayup, mukātaʿanın topunu idâre eden hissedâr ve mültezim, fâyiz ve kapu harcı ve hediyye ve nâm-ı âhar ile sahîhan etdiği menâfiʿ hisâbıyla fâyiz verir ise hisse-i mahlûle ol kimesneye ilzâm olunup, müştereklerin maglatası [Ü1 74b] istimâʿ olunmaya. Ve şurût-ı Zecriyye'yi şâmil verilan ta'lîm-nâme-i hümâyûn mûcebince Nâzır-ı mûmâ ileyh [Ü2 78b] zecriyye emînlerine Nâzır olup, yedlerinde on bin guruş müctemiʿ oldukça ahz ve Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne vazʿ ve hifz ede. Ve mukātaʿât zabtı nizâmının şurûʿu târîhi olan iki yüz yedi senesi Cumâdelâhıre'sinden sene-i âtiye Cumâdelâhıre'sine dek temâmı on kîseden ziyâde fâyizi olarak mahlûl düşüp, mukaddemce verilan Nizâm-ı Cedîd mûcebince Nâzır tarafından zabt u idâre olunacak mukātaʿât ve hisselerin fâyizâtı baʿde't-tahkīk beş seneliği mikdârı, muʿaccele Zecriyye akçasından Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve bu sûretle târîh-i nizâmdan senesi hıtâmına değin bir senede zabt olunan mukātaʿâtdan kaç kîse fâyiz hâsıl ve o fâyizin beş senelik hisâbıyla Hazîne-i ʿâmire'ye verilan mu'accelesi kaç kîseye bâliğ olduğu, hıtâm-ı senede hisâb ü mîzân olunup, maʿlûm oldukdan sonra sinîn-i âtiyeye mikyâs olup, fîmâ-baʿd ol mikdâr akça sene-be-sene Zecriyye'den Nâzır-ı mûmâ ileyh yediyle defterdârlara teslîm olunup, düşen mukātaʿâtın muʿaccele hisâbına bakılmaya, ya'nî sinîn-i âtiyede mahlûlen zabt olunacak mukātaʿâtın ziyâde ve noksânı müsâvî ola. Ve giderek ibtidâki sene zabt olunan mukātaʿât mu'accelesi mikdârı fâyiz husûlünde kıyâs-ı mezkûr üzere sene-be-sene Mîrî Hazînesi'ne verilecek muʿâccele, fâyiz-i mukātaʿâtdan çıkacağına binâʾen, Zecriyye mâlı ol vakit cümle Îrâd-ı Cedîd olarak kayd oluna. Ve bu hazîne içün Rûznâmçe-i hümâyûn Kalemi'nden bir Kâtib ve Veznedar-başı ve Ocağlusu kefâletiyle bir muʿtemed [Ü2 79a] Veznedâr taʿyîn olunup, bunların ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin muʿtemed bir âdemîsi hazînenin haricinde tahsîs olunan [Ü1 75a] mahalde ikāmet ve Baş-muhasebe'den dahi Nâzır maʿiyyetinde defter tutmak ve emriyle temessükât ve tekārîr ve mekâtib yazmak içün bir Kâtib taʿyîn olunup, harc-1 bâb ve harc-1 temessük mîrîye ʿâyid olmak ve mukātaʿât
voyvodalarından ve sâyir ʿummâl ve muhassılînden Nâzır ve hademesi, hediyye nâmıyla bir nesneye tamaʿ etmeyüp, ederler ise tahkīk ve tazmîn ve muʾâhaẕe olunalar. Ve Nâzır-ı mûmâ ileyhin me'mûr-ı idâresi olduğu mâddelerden kendüye taʿyîn olunan meʿâşı ile Şıkk-ı Sânî olanlara muʿayyen olan hâss akçası cemʿ olunup, hıdmet-i mezkûrede iktizâ eden bahşiş ve ʿatâyâ ve bunlar emsâli mesârıfına medâr olmak içün yüz kîseye iblâğ oluna. Ve murûr-ı zemân ile bu mâddelerden akça almak ve celb-i menfaʿat etmek sevdâsına düşerler ise ʿazl ü teʾdîb ve yerine o makūle mekârihden müctenib biri intihâb ü nasb oluna. Ve Baş-muhâsebe'den me'mûr Kâtib'in bu me'mûriyyeti Kalem'de olan hidmet ve kesb ve tarîkına mâniʿ olmayacağına binâʾen, bu maslahatdan bir akça harc almamak şartıyla mîrîden senevî bin beş yüz guruş ve Rûznâmçe Kalemi'nden taʿyîn olunan Kâtib'in dahi tarîkına halel gelmemek şartıyla dâyimâ hazînede bekleyecek ve bir akça almayacağına binâʾen, senevî iki bin guruş ve Veznedâr dahi tarîkından mahrûm olmayarak ʿale'd-devâm sabâhdan ahşâma dek bekleyüp, taʿdâd-ı nukūd ve muhâfaza-i mevcûd hidmetinde olacağından, ana dahi iki bin guruş meʿâş taʿyîn oluna. Ve bunlar tavʿan ve kerhen [Ü2 79b] bir şeyʾ almayup, taʿdâd olunan akçayı noksân getürmek ve verir iken temâm vermemek misillü irtikâbları zuhûr ederse teʾdîb olunmak ve Rûznâmçe Kalemi'nden taʿyîn olunan Kâtib her gün zabt eylediği îrâd ü mesârıfın bir pusulasını Nâzır'a ve bir pusulasını Baş-defterdâr'a verüp, [Ü1 75b] her ay başında Defterdâr ve Nâzır bir yere gelüp, yevmiyye pusulalarını tatbîk ve üç kıtʿa aylık defteri yazdırulup, Nâzır temhîr ve Baş-defterdâr sahh eyledikden sonra, bir kıtʿası Bâb-ı ʿâlî'ye takdîm ve birer kıtʿası Baş-muhâsebe'ye ve Rûznâme Kalemi'ne kayd oluna. Ve nizâm târîhinden iʿtibâr ile bir sene murûrunda Rûznâmçe'den taʿyîn olunan Kâtib, bir senelik defteri ʿale'l-müfredât defter edüp, Nâzır temhîr ve Baş-defterdâr sahh eyleyüp, tekrâr Baş-muhâsebe ve Rûznâmçe'de olan kayıdları baʿde't-tatbîk mîzândan sonra, Baş-defterdâr ve Nâzır maʿan huzûr-ı Sadrıaʿzamî'ye gelüp, defteri irâʾe ve Sadrıaʿzam dahi Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz eyleyeler. Beher sene mikdârı maʿlûm-ı hümâyûn oldukdan sonra, fazla-i mesârıf Kapu-arası Hazînesi'nden kaldırılup, Darb-hâne-i ʿâmire'de başkaca âmâde etdirilan kârgîr Îrâd-ı Cedîd
Hazînesi'ne nakl olunup, Baş-defterdâr ve Nâzır ve Darb-hâne Emîni, hazîne kapusunu temhîr eyleyeler. Ve bu hazînenin müstakıllen ifrâzı sefer vukūʿunda ekalli yüz elli bin kîse ve belki dahi ziyâde akça cemʿ olup, Ordu Hazînesi'nde ve Âsitâne'de bâliğan-mâ-belağ akça bulunmak ve sefer her ne kadar müstemirr ü mütemâdî olur ise dahi: “Akça yokdur” deyü erbâb-ı [Ü2 80a] sefere fütûr gelmamek irâdesine mebnî olmağla, bir akçası mahall-i âhara sarf ve telef olmaması husûsuna her ʿasrın vükelâsı kemâliyle ihtimâm ü dikkat eyleyeler. İşbu mukātaʿât ve eshâmın fîmâ-baʿd Nizâm-ı Cedîd şurûtu mûcebince cânib-i mîrîden zabt olunması ittifâk-ı ârâ ile bâ-hatt-ı hümâyûn karâr bulmuş mevâddan olmağla, bu nizâmın bozulması maʿâzallah mahzûr-ı ʿazîmi mûcib olup, hılâfını tecvîz değil, hayâl ü hâtıra getürenler dahi mazhar-ı la'n olalar. Ve bu nizâm târîhine gelinceye dek [Ü1 76a] kul mevâcibi ve ümenâ mürettebâtı ve Kalyoncu mevâcibi ve bunlar emsâli mesârıf-ı mühimme-i sâyire usûl-i vâridât-i mîriyye ve zuhûrâtdan mîrîye ʿâyid emvâlden idâre olunagelüp, el-hâletü-hâzihî muktezây-ı nizâmât-ı cedîdeye nazaran Humbaracı ve Lağımcı ve Topçu ocağlarının mesârıf-ı sâbıkasına tezâyüd gelüp, muʿallem askeri dahi ihtirâʿ olunduğundan gayri, Kalyoncu neferâti ve zâbitânı, râbıta-i uhrâya idhâl olunmağla, bu cihetler ile bu mâddelerin mesârıfı tezâyüd kabûl edüp, gerek işbu tezâyüd kabûl eden ve gerek kānûn-i cedîd muktezâsından olarak bundan sonra ihtirâʿ olunacak mesârıfın cümleten idaresine Mîrî Hazînesi müsâʿid olmadığı tehakkuk eyledikde, hatt-ı hümâyûn ile işbu Îrâd-ı Cedîd'den mâdde ve mikdâr ve mahall-i sarf tasrîhiyle iʿânet câyiz ola. Ve defterdârların cemîʿ-i Beytülmâl-i Müslimîn'e nezâret-i ʿâmme ve şâmileleri olmağla, bu mâddeye dahi kemâ-kân nezâret ve cemîʿ mesârıfda Îrâd-ı Cedîd'i ke'l-ʿadem farz edüp, nizâm-ı mezkûra halel gelmamek ve sehv ü hatâ vukūʿ bulmamak hâlâtına [Ü2 80b] dikkat eyleyeler. Etmezler ise mes'ûl ü mu'âteb olalar. Ve fâyizi on kîseden dûn mukātaʿanın temâmı ve yâhûd hissesi mahlûl oldukda, sekiz senelik fâyizinden noksân muʿaccele ile fürûht olunmamak dahi kānûn kılınmağla, mukātaʿâtın fâyizleri tahkīkına dikkat oluna. Maʿâzallah sekiz seneliğinden noksâna fürûht olunmak ve mukātaʿât-ı mahlûleden birinin fâyizi on kîseden ziyâde iken, teharrîde kusûr ve yâhûd merʿiyyü'l-hâtır bir tarafdan fâyizi noksân ihbârına mebnî tahkīkde
müsâmaha olunup, recâ vü şefâʿat ve hâtıra riʿâyet ve yâhûd şefîʿ-i mücbirin sevretinden havf ü haşyet ile noksâna verilmek lâzım gelürse aʿzârı kabûl olunmayup, mazhar-ı mu'âhaze-i şedîde [Ü1 76b] olunalar. Ve fâyizi kable't-tashîh bir takrîb dûn muʿaccele ile fürûht olunan mukātaʿanın bâyiʿ ve müşterîsi muʿâteb olalar. Eğer aldığı vakit mukātaʿanın fâyizi kalîl olup, idâresiyle yâhûd mukātaʿayı maʿmûr etmesiyle fâyiz-i mukātaʿa ziyâdeye çıkar ise, tahsîne mazhar kılınup: “Rahîs behâ ile almış” deyü taʿarruz olunmaya. Ve bu bâbda hılâf-ı inhâdan nâşî satılacak mukātaʿanın sekiz seneliğinden dûn muʿaccele ile verilmesini mûcib ve yâhûd fâyizi on kîseden ziyâde olmak takrîbiyle mîrîden zabt olunacak mukātaʿanın: “On kîseden noksândır" deyü ihbârına binâ'en, fürûhtunu şâmil hatt-ı hümâyûn dahi sudûr eder ise defterdârlar, Sadrıaʿzam'a ve Sadrıaʿzam dahi 'atebe-i 'ulyây-ı Mülûkâne'ye 'arz edüp, bu sûretle dahi kānûn-ı cedîdin hılâfı hareket [Ü2 81a] olunmamasına dikkat oluna. Ve işbu mukātaʿât ve eshâm, gazâ vü cihâd ve umûr-ı devlet ve asâkir-i mansûreye sarf olunmak üzere Beytülmâl-i Müslimîn iken, herkesin hakk-ı sarîhi gibi taht-ı tasarruflarına geçdiğinden, devletin îrâdı azalup masrafı çoğalmağla, Devlet-i 'aliyye zulmen akça cemʿine mecbûr olmağla, bu keyfiyyet harâbî-yi memlekete bâʿis olduğundan, bi't-tedrîc îrâd-ı devlete vüsʿat ve Beytülmâl-i Müslimîn'e kesret gelmek içün ʿale'l-ittifak fâyizi on kîseden ziyâde olan mukātaʿâtın ve mecmûʿ-ı eshâm-ı mahlûlenin zabtına nizâm verilmekle, bundan böyle sebeben mine'l-esbâb ve vakten mine'l-evkāt baʿzı behâne ile yâhûd: “Bu mâdde halka gadr oldu. Geçinecek kalmadı. Halk ne yapsun?” deyü sûret-i terahhum u hakkāniyyetden gelerek bu nizâmı bozmak ve yâhûd âhara sirâyet etmamek şartıyla nizâmın hılâfı birine mukātaʿa ve sehm verilmek misillü hâlet vukūʿ bulursa, bunu tecvîz edenler devletin izmihlâline [Ü1 77a] mûcib olacağlarına binâ'en, maglatalarına iʿtibâr olunmayup, eğer bu teklîfe düşenler cevâb verilemeyecek ve muhalefet olunamayacak mahall ise, işbu nizâmın tertîbi ne hikmete mebnî olduğu ve hılâfı hareket devlete hasâret olacağı maʿlûm olmak içün kayıdları ihrâc ve Sadrıaʿzam tarafından Rikâb-ı hümâyûn'a 'arz ile işbu nizâmın ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel tutulmasına ihtimâm oluna.
Ve Îrâd-ı Cedîd Defterdarlığı ve Muʿallem Asker Nezâreti cild-i evvelde zikr olunduğu üzere ecille-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den Reşîd Mustafa Efendi'ye ihâle olunmuşidi. Bu hıdemâtın cümlesi evâyil-i maslahat ile umûrun ʿadem-i kesreti [Ü2 81b] hikmetine
ibtinâʾen, mûmâ ileyhe münferiden tefvîz olunup, giderek ocağlar ve Îrâd-ı Cedîd'in şevâgılı tekessürüyle ihâtada ʿacz nümûdâr olduğu hâlde, zikr olunan hidemâtın tefrîki ve baʿzısının âhara ihalesi câyiz olup, iktizâ hasebiyle başka başka âdemlere tefvîz olunduğu hâlde tahsîs olunan meʿâş, vech-i münâsibî üzere tefrîk u tahsîs olunup, işbu şart dahi bâlâda mezkûr kānûn-i Hâkānî'ye izâfe olundu.
Mühimme ve zikr-i şurût-ı Îrâd-ı Cedîd
Attribution
- Citation:
- "Mühimme ve zikr-i şurût-ı Îrâd-ı Cedîd", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_142.html
Item Details
- Title:
- Mühimme ve zikr-i şurût-ı Îrâd-ı Cedîd
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1210
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota