ʿÂlem-i mümkinâtın imtinâʿ-ı bekāsı ve besâyit ve mürekkebâtın zevâl ü fenâsı hüccet-i nazariyye ve mukaddime-i zarûriyye ile sâbit olduğuna binâ'en, erbâb-ı basîret ü intibâh ve 'avâkıb-ı ahvâl-i cihâna vâkıf u âgâh olanlar müzahrafât-ı dünyeviyyeye tevcîh-i nigâh etmeyüp, tahsîl-i rızây-ı İlâh ile ıstınâʿ-ı hayrdan ʿibâret olan bâkıyât-ı sâlihâtı istiknâh verâsında oldukları bî-iştibâh olmağla, fe-li-hâzâ dürr-i sadefçe-i kâm-kârî, mazhar-ı sunûf-ı 'avâtıf-ı [Ü2 38b] Kird-gârî, 'iffetlü, 'ismetlü, Vâlide Sultân-ı 'aliyyetü'ş-şân hazretleri zıll-i zâyile mümâsil olan dünyây-ı dûndan selb-i meyl ü rükûn edüp, “ed-Dünyâ mezraʿatü'l-âhıreti" medlûluna riʿâyetle dünyâda neşr-i bezr-i hayr edüp, âhıretde ber-vech-i tezaʿuf
mahsûlüne nâyil olmak matlabı ile bir mahall-i hatîr ü şerîfde baʿzı âsâr-ı hayriyye binâsına niyyet etmişleridi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik civâr-ı hazret-i Hâlid'de vâkiʿ “Bostân İskelesi" nâm mahall-i nüzhet-fezâda işbu bin iki yüz yedi senesi Zilhicce'sinde vazʿ-ı esâs ile bünyâdına şurûʿ eyledikleri ʿİmâret-i pür-bereket ve nuhustîn-i menzil-i âhıret olan türbe-i ʿanber-nükhet ve sebîl-i Kevser-sıfat Kethudây-ı bî-hemtâları Yûsuf Ağa mübâşereti ve Devriyye mevâlîsinden Mehmed Emîn Efendi nezâretiyle ruhâm-ı sâff ve seng-i şeffâfdan gāyet metîn ü müstahkem binâ olunup, [Ü1 37b] bu esnâda temâmen hıtâmı müyesser olduğundan, bir meclis-i hâfil tertîb ve meşâyih-ı Nakşibendiyye'den ʿAbdülhalîm Efendi daʿvet ü takrîb olunup, evvelen bekā vü istikrâr-ı ʿömr ü şevket-i hazret-i zill-i İlâhî ve sânîyen devâm ü istikrâr-ı eyyâm-ı zindegânî-yi ʿısmet-penâhî zımnında dest-güşây-ı duʿâ ve meclisde zânû-zede-i edeb ü hayâ olan efrâd-ı nâsdan zuhûr eden velvele-i teʾmîn-i bâlâ-resân meleʾ-i aʿlâ olup, hıtâm-ı meclis-i duʿâda bir sevb ferve-i meserret-bahş ile şeyh-ı mûmâ ileyh tatyîb ve Binâ Emîni olan Mehmed Emîn Efendi dahi bir sevb-i semmûr ile tatrîb olunduğundan gayri, hıdmet-i mezkûrede kemer-bend-i saʿy ü ihtimâm ve leyl ü nehâr ibrâz-ı sadâkat ve hidmete kıyâm üzere olan sâyir muʿtemedân ve ʿameleye ʿalâ merâtibihim [Ü2 39a] ihsân ü inʿâm olunup, yevm-i mezkûrda bâmdân şâma ve sabâhdan ahşâma dek enâbîb-i sebîlden âb ü nâba bedel şerbet-i sükker ü ʿasel icrâ ve âyende vü revendeden harâret-i teşnegî teskîn ü ıtfâ olunup, bây ü gedâ hulvü'l-mezâk ve bu hayrât-ı hısânın nedret-i vukūʿu bâbında safka-zen-i ittifâk oldular. Bu makūle ebniye-i cesîmede zulm ü teʿaddî ve gasb-ı erâzîye teʾvîlât u tasannuʿât ile tesaddî umûr-ı zarûrîyyeden iken, ʿamele ve levâzımât-ı ebniye ashâbına cevr ü ezâ olunmayup, cümlesinin hukūk-ı mukarreresi edâ vü istîfâ kılındığından başka, mîrî ebniyesinin kesreti ve eczây-ı binâ galâsıyla ʿamelenin kılleti zâhir iken, erbâb-ı hads ü yakînin takdîr ü tahmîninden dûn mebâliğ ile vücûda gelmesi Kethudây-ı Mehd-i ʿulyâ cenâblarının himmet ü sadâkatine mahmûl idüği cây-ı işkâl değildir.
Türbe-i şerîflerinde Ahad ve Pençşenbih günleri mâ-beyne'z-zuhri ve'l-ʿasr resm-i hatm-i hâcegân icrâ ve tehlîl ü tezkîr ile temcîd-i zât-ı [Ü1 38a] Hâliku'l-berâyâ kılınmak İdris
Köşkü'nde olan tekyenin Şeyhı İsmâʿîl Efendi'ye şart kılınup, ol âyîn-i bereket-karîn ilâ-mâ-şâ'allah cârî ve bi'l-iktizâ şart-ı mezkûr câ-nişînlerine sârî olup, el-hakk bu ʿamel-i sâlih ü nâfiʿ türbelerin birinde vâkiʿ olmayup, Mehd-i ʿulyâ hazretlerine hâss, semere-i şecere-i ihlâs olduğu zâhirdir. Cenâb-ı Hakk ve feyyâz-ı mutlak, o Âsiye-üsvet ve Zehrâ-talʿat ve Meryem-ʿismet cenâblarını hemîşe bu makūle vücûh-ı birr ü hayrâta muvaffak eyleye, âmîn!
Binâ ve tekmîl-şüden-i ebniye-i sâyire-i hazret-i Vâlide Sultân
Attribution
- Citation:
- "Binâ ve tekmîl-şüden-i ebniye-i sâyire-i hazret-i Vâlide Sultân", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_099.html
Item Details
- Title:
- Binâ ve tekmîl-şüden-i ebniye-i sâyire-i hazret-i Vâlide Sultân
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1210
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota