Süvârî ocağları Devlet-i ‘aliyye'nin mürettebât-ı kadîmesinden olup, ekser evkātda taraflarından etvâr-ı nâ-bercâ sudûr etmiş ise dahi eyyâm-ı sâlifede hidemât-ı mebrûrları müşâhede olunup, her mevsimde imtiyâzât-ı kadîmelerine riʻâyet olunarak, müstağrak-ı ni‘met-i devlet ü memleketlerinde her biri yektâ-rev-i meydân-ı şöhret olmuşlaridi. Tekādüm-i sinîn [115b] ve tetâvül-i vakt ü hîn iktizâsıyla nizâmları bozulup, defâtir-i Hakānî'de mesbût ve muharrer olan on bin muvazzaf nefer mevcûd ve lede'l-iktizâ iki bin nefer tedarikinde zâbitlerinin kudreti mefkūd ve esâmilerin küllîsi ketebe ve çavuşân zümresinde bozma taʻbîriyle terâküm ve mevâcib evkâtinde eyâdî-yi ecânib kabz-ı me bâliğde tezâhüm edüp, bu hâl ile sefere me'mûr ve ikinci senede iktizâ-yı hâl ile Babadağı meştâsına ‘azîmetleriçün fermân sudûr etdikde, neferâtları ma‘dûm ve hîn-i hareketlerinde hâlleri maʻlûm olacağı meczûm olduğundan, "Hılâf-ı kānûndur" behânesiyle ‘azîmetden âbâ ve nihâyetü'l-emr cebr ile Babadağı meştâ eylediklerinden haklarında igbirâr hâsıl ve hıdmet-i Devlet'e yaramayacağları rütbe-i tahkīke vâsıl olup, yoklama kazıyyesine dahi vukūflarından nâşî var kuvveti bâzûya getürüp, ecnâs-ı muhtelifeyi başlarına cemʻ ve usûl-ı edeb ü
erkânı berkende vü kam‘ etmişleridi. O hâl ile Ordu-yi hümâyûn'a celb olunmalarında fâyide-i zâyide melhûz olmadığından gayri bir nevʻ zarar terettübü dahi vâridât-ı havâtırdan olmağla, Ordu-yi hümâyûn'dan tecnîb Kiligra muhafazasına tertîb olunmuşlaridi. Ordu-yi hümâyûn'un Kozluca'dan Hırsova'ya hareketi tahakkuk eyledikde maʻiyyet içün her ocağdan birer adem mevkib-i hümâyûn tarafına irsâl ve âyendegânın sûret-i cedelde hayli muʻârazaları vukūʻ bulup, îrâs-ı kīl ü kāl etmeleriyle, kemâ-kân mahallerinde istikrar üzere olmalariyçün mü’ekked evâmir-i ‘aliyye ısdâr ve yoklama fermânlarıyla egerçi mübâşirler tisyâr olunup, ancak Maçin vakʻasından sonra ordunun Hırsova'ya ‘avdet eylemesi merkūmlara kuvvet-i kalb olup, zâbitlerine hücûm u mugālebe ve Şumnu'ya ‘azîmetlerini mutâlebe eylediklerinde hılâf-ı rızâ hareketlerinden zâbitleri [116a] nefret ve her biri bir takrîb içlerinden çıkup, hufyeten birer mahalde ikāmet ve yoklamayı kabûl etmamek sûretinde izhâr-ı teʻannüd ü muhalefet ve ol hilâlde rencîde-hâtır oldukları eşhâsdan birkaç kimesneyi dahi mazlûmen reh-peymâ-yı âhiret eyledikleri ihbârı refte refte Ordu-yi hümâyûn'a vârid ve ezhân-ı erkân-ı devlete mûceb-i teşvîş zâyid olup, Ordu-yi hümâyûn'un tekrâr Hırsova'dan hareketi ve Maçin'e varılup, mütârekeye nizâm verildiği haberi ma'lûmları olmayarak Şumnu'ya doğru teveccüh eyledikleri ve maʻiyyetlerinde haşerât-ı nâsdan ve Deliorman yâdigârlarından vâfir kimse olduğu Silistre'ye 'avdet olduğu hengâmda mesmûʻ olup, gāyile-i ceng ü âșûb bertaraf bulunmuş olduğundan te'dîb ve gûşmâlleri emr-i heyyin ‘add olunmağla Sadrıaʻzam bir meclis-i hâss tertîb edüp, tefrîk-i cemʻiyyetlerinde cûyende-i tedbîr ve hayr-hâhân-ı devletden baʻzıları: "Çünki cemʻiyyet-i sipâh-1 ecânib ve firarîlerden ve memleketlerine havf-1 cân ile ‘azîmet edemeyenlerinden ‘ibâret olup, içlerinde bulunan sipâh ekall-i kalîl ve anlar dahi iki fırka olup, fırkanın birisi Sivas ve dîgeri Anadolu Eyâleti'nden Çapan-oğlu ve Karaʻosmân-oğlu eyâleteyn-i mezkûreteynde yed-i gālebe ashâbından olmalarıyla vech-i suhûletle tefrikalarına vesîle olabilürler. Farazâ Karaʻosmân-oğlu tarafına müteʻallik bazı sipâhî va'd ü vaʻîd ile istimâle ve kezâlik Çapan-zâde Sivas sipâhîlerini semtine celb eyledikde bekāyâsı yağmaya âmâde bir nev‘ erâzil gürûhu olup, vesîleteyn-i merkūmeteyn ile miyânelelerine halel târî olduğu gibi eclâf-1 nâs
tabîʻatı ile perîşân ve der-be-der olacağları ezher ve kusûrlarının teʻdîb ü takrîʻleri mümkin ü müyesserdir ve sizin dahi bir mikdâr atlu ile Ordu-yi hümâyûn [116b] hareketinden mukaddem Şumnu'ya doğru 'azîmet etmeniz muktezâ görülür. Sadrıaʻzam hadden bîrûn süvârî ile üzerimize müteveccih olup, bizi kâtıbeten ifnâ eyleyecek imiş" âvâzeleri lâ-muhâle şüyûʻ ve şîrâze-i cemʻiyyetlerinin nizâmına bu sûret dahi esbâb-ı inhilâlden olacağı emr-i maktûʻ gibidir. Lakin ‘asker Pâdişâh ‘askeri olmağla zinhar cenge tesaddî olunmaya! Zîra mâdde uzayup, verâsı alınmak müteʻassir olur. Bu mâddede: "Tedbîr hemân ihâfe ve ilkā-yı dehşet ile itmâm-ı kârdır" dediklerinde etrâf bu kelâmı tasdîk ve: "Re'y-i hasen budur" deyü râbıta-i 'azîmet-i Sadrıaʻzam'ı tevsîk etdiler. Çapan-zâde ve Kara ‘Osmân-zâde'ye Silistre'den izin verilüp, tahmînen Şumnu'ya henüz varmışlaridi. Bâlâda tafsîl olunan vesâyâyı şâmil taraflarına tahrîrât gönderüp, Çerhacı ‘Ali Paşa'yı dahi ta'yîn etdikden sonra Sadrıaʻzam bir mikdâr süvârî ile Şumnu'ya doğru ‘azîmet eyledi. Sadriaʻzam'ın Şumnu'ya vusûlünden mukaddem ‘Ali Paşa ve mûmâ ileyhimâ camʻiyyet-i kesîfeleriyle mecma‘-ı sipâh olan mahalle karîb vardıklarında, istikşâf-ı merâm ve istimâle vü celb sûretlerine dahi nihânî nizâm verilmeleriyle sipâh arasında ihtilâf-ı kelime vukūʻ bulup, bilâhare bilâ-emr hareketlerini zarûret-i hâle haml ve dâmen-i istifâya teşebbüs ve tabiʻât-ı sâbıkalarından igmâz olunduğu hâlde kırk bin akçe sa'y-i mîrî eyleyeceklerini te‘ahhüd ü tevakkuʻ ve ‘Ali Paşa dahi bu bâzârlıkdan temettu‘ edüp, Hâcıoğlu bâzârında kışlamak üzere mukīm oldukları mahalden hareket ve Bâzârcığ'a varınca etrâfdan sevâd-ı cemʻiyyetlerine mülhak olan eşhâs dahi müfârakat ve o hılâlde Sadrıaʻzam ve müteʻâkiben Ordu-yi hümâyûn dahi Şumnu'ya
vusûl olup, def-i şürûr-ı sipâhda hıdmeti [117a] mesbûk olanlar mazhar-ı nevâziş ü rağbet oldular. Bu fitneye bâʻis olanlar birkaç günden sonra teftîş olunup, Silahdâr Kâtibi Kadrî Efendi ki, babası Çorum Alay-beyisi iken Üsküdar'da Hüdâvendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultân Mustafa Hân hazretlerinin emr-i kazâ-mazâlarıyla katl ü i‘dâm olunmuşidi, bu mâddenin hudûsüne ‘illet ve kezâlik Silahdâr İkinci Halîfesi ‘Ali Bey işʻâl-i nâr-ı fesâda medâr-ı kuvvet olduğu vâki‘ gayr-i vâki‘ Sadrıaʻzam tarafına ilkā olunup, mûmâ ileyhimâ ile birkaç kimse Bâzârcık Muhafızı ‘Abdî Paşa ma'rifetiyle i'dâm ve sâyir hazelenin cumû‘-1 ruʻûnetleri bu vesîle ile ilcâm olundu.
Ahvâl-i ebnâ-yı sipâhiyân
Attribution
- Citation:
- "Ahvâl-i ebnâ-yı sipâhiyân", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_179.html
Item Details
- Title:
- Ahvâl-i ebnâ-yı sipâhiyân
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1206
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota