Havâdisât-ı Mısriyye

Bi-kazâ'illâhi Teʻâlâ kutr-ı Mısır'da vukūʻ bulan vebâ takrîbi ile Şeyhü'l-beled olan İsmâ‘îl Bey mat‘ûn ve ümerâdan baʻzıları ve medâr-ı umûrları olan halkın ekseri ser-mest-i sülâfe-i menûn olup, yerleri hâlî ve fikdân-ı ümerâ vü kâr-güzârân-ı ecnâd-ı memleketin mûcib-i ihtilâlî olup, bu keyfiyyet Cezayirli Hasan Paşa'nın Mısır'a me'mûriyyeti hengâmında zûr-bâzû-yı hazret-i Tâcdârî ile hıtta-i Mısriyye'den ihrâc u teb'îd ve mütemekkin-i memleket-i Saʻîd olan ümerâya zâhir ü bedîd oldukda, cemʻiyetlerine nizâm ve Mısır'a duhûl fikriyle kāmet-i bagy u şikāka hırâm verecekleri resîde-i derece-i şöhret ve giderek bu haber kuvvet bulup, hatîât-ı sabıkalarından inâyet ve hıdemât-ı Devlet-i ‘aliyye'de izhâr-ı sadâkat edeceklerini Mısır Vâlîsi Vezîr ‘İzzet Mehmed Paşa'ya tahrîr ü işâret ve kā‘ide-i Mısriyye üzere ibtidâ-yı emirde izhâr-ı rû-yi mülâyemet etmişleridi. Müşârun ileyh dahi: "Zimmetinize terâküm eden mâl-i mîrîyi ve hukūk-ı nâsı edâ edüp, geldiğiniz tarafa ‘avdet ve yaʻnî ve şikākdan fîmâ- bâd feragāt etdiğiniz hâlde keyfiyyetiniz Devlet-i 'aliyye'ye tahrîr ve 'afv u cerâyiminiz zımnında sâk-ı himmet teşmîr olunur" kelâmıyla redd-i cevab ve muhâlifler kavl-i leyyin ile mücâb olmayup, nehren ve berren cümû'-ı kesîre ile yerlerinden hareket ve Mısır'a karîb geldikleri [112b] haberi vâsıl-ı ser-menzil-i sıhhat olup, 'illet-i vebâ ve şiddet-i kaht u gılâ ile mukāvemetin emekânı mefkūd ve merkūmları sedd u redd eyleyecek esbâb-ı gayr-i mevcûd olduğu muʻayyen ü meşhûd ise dahi müşârun ileyh himmetine îrâs-ı fütûr etmeyüp, li-ecli'l-mukābele ümerâ ve sâyir erbâb-ı şûrâ ile müzakere ve mukābele ve cümlesi bu bâbda yek-dil ü yek-cihet olup, zümre-i muhâlifîn ile mücadele edeceklerini sûret-i cezm ü tahkīkde beyân ve fi'l-hâl etrâf u eknâfa istihkâm u nizâm i‘tâsıyla teşhîz-i seyf ü sinân eylediler. Müşârun ileyh dahi kethudâsını muhafaza-i kal‘aya taʻyîn ve kendüsü bi'n-nefs ‘asâkir-i bâkiye ile her tarafa semt olan Kasrü'l-‘ayn nâm mahallde mekîn olup, zümre-i muhâlifîn ise ye's ü hırmân sûretleri nümâyân olduğu ânda giceyi gündüze katup, Mısır'a üç sâʻat mesâfe olan Turâ nâm mahalle mütelâhik ve iʻrâb-ı etrâfı mahall-i mezkûra sâyik olmalarıyla sevâdd-1 cemʻiyyetlerini teksîr ve birkaç gün ‘asâkir-i Mısriyye ile teʻâtî-yi remh ü tîr eylediklerinde Mısır'a duhûlün imkânını bulamayup, encâm-ı kâr kıllet-i miyah u 'imâr ile iştihâr bulan cebel-i Cüyûşî'den üç günlük hıfza istishâbıyla ‘Azab Kubbesi'ne teveccüh eyleyecekleri münhiyân-ı ahbâr taraflarından tefevvüh ü ihbâr olunup, 'asâkir-i Mısriyye fi'l-hâl mahall-i mezkûre vürûd ile müterassıd-1 ceng ü peykâr ve zümre-i muhâlifîn dahi müteʻâkiben vusûl ile mübâşir-gîrûdâr oldukları hâlde, Mısır Vâlîsi tarafında bulunan ümerânın üç yüz kadar içoğlanları ve verâlarından Şeyhu'l-beled ‘Osmân Bey ile altı nefer ümerâ öte tarafa geçüp, sâyir tavâyif-i nâs dahi fevc feve Mısır'a duhûl ve Cedâvî Hasan Bey ve ümerâ-yı bâkiye firâr ile tehlîs-i nefs dâ‘îyelerine meşgül oldular. Bu sebeble ümerâ-yı [113a] muhâlifîn bi'l-cümle Mısır'a girüp, hakk-ı Kāhire'de "Ve hiye li-men galebe" dedikleri fıkranın ma'nâsı zâhire oldu. "Müşârun ileyhe Mısır mansıblarıdır. Kalʻaya çıksunlar" deyü taraflarından haber tisyâr, o ol dahi [mısra]: Dest-i nâ-berrîden-i düşmen be-bûs ve nih be-ser. mefhûmu üzere vülâta mahsûs olan mahalde temekkün ü istikrar ve vukū' bulan ahvali derbâr-ı ‘Atûfet-medâr'a ‘arz u işʻâr eyledi. Muhâliflerin te’dîb ü gûş-mâlleri emr-i ‘asîr ve hıtta-i Mısriyye'den ihrâcları gayr-i yesîr olmakdan nâșî, cerâyim-i sâbıkaları karîn-i safh-ı cemîl olmak niyâzı gûyâ Mısır Vâlîsi tarafından mukaddemâ ‘arz olunup, iltimâsına mebnî 'afv olundukları zemîninde ümerâ ve sâyire hitâben evâmir-i ‘'aliyye terkīm ve fîmâ-baʻd Devlet-i ‘aliyye'ye kemâl-i istikāmetle hidmet edüp, irsâliyye vü gılâl-i Harameyn ve sâyir matlûbât-ı muʻayyene-i devleti sâl-be-sâl tanzîm ve fîmâ-baʻd hılâf-ı rızâ harekete cesâret olunur ise mukaddemâ vücûda gelan ikdâm u himmet-i Devlet kemâ-kân icrâ olunacağı ifâde vü tefhîm olundu. Saʻîd cânibinde intizâr-ı fursat ile ikāmet eden ümerânın Mısır niyyeti ile hareketleri ve müdâfaʻaya kudret olmayup, hâh u nâ-hâh Mısır'a duhûl edecekleri Mısır Vâlîsi tarafından mukaddemce tahrîr ve vukūʻ bulan seyyi’âtları Devlet-i ‘aliyye tarafından ‘afv olunduğu takdîrde bir râbıta-yı kaviyye irtibâtları şâyed mümkin olur deyü hüsn-i tedbîr olunup, bu kazıyyeyi baʻzı nâs garaz ve celb-i menfaʻate haml ile mülâhaza ve re’yini tezyîf ve zümre-i muhâlifîn Mısır'a müteveccih olurlar ise menʻ ü tard olunmalarını müşârun ileyhe teklîf eylemişler idi. Fikdân-ı esbâb, sedd-i bâb-ı kuvvet ü tâb edüp, bilahâre zikrolunan ümerâ zecren ve kahran Mısır'a duhûl ve vakt ü hâle münasib [113b] tedbîrin icrâ vü tenfîzinde sû-yi zanna mübtelâ olan zevât zühûl eyledi.
Attribution
Citation:
"Havâdisât-ı Mısriyye", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_172.html
Item Details
Title:
Havâdisât-ı Mısriyye
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1205
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota