Birkaç seneden berü Anapa'nın esbâb-ı istihkâm ve levâzım-ı nizâmına tekayyüd ü ihtimâm ve ‘ale'l-husûs etrâfında kâyin kabâyil-i Çerâkese'nin istimâle ve incizâblarına dâyir kavlen ve fiʻlen saʻy meʼâlen kelâm olunup, düşmen zuhûrunda Devlet-i 'aliyye ‘askerine yâr ve cenglerde kafâdâr olacağlarını ‘ahd ü peymân ve hılâf-ı rızâ hareketde olmayacağlarını mü’ekkedün bi'l-îmân edüp, bu defʻa Moskovlu ile muhârebe iktizâ eylediği hînde tecdîd-i sevgend ile bend olunmuşlaridi. Havâlî-yi mezkûreye Serʻasker nasb olunan Vezîr Battâl Paşa Anapa'ya ‘azîmet zimnında izhar-ı tüvânî vü fütûr ve baʻzı aʻzâr u tekâlîf îrâdıyla Devlet-i 'aliyye'yi bî-huzûr edüp, hezâr cebr ü ibrâm [103b] ve envâ‘-1 tekellüfât ile ıskât u ilzâm olunarak Anapa'ya imrâr ve sâyir me'mûrlar tarafından hareketi ısrâr olundukca tekmîl-i noksân vâdîlerinde
dâmen-efşân-ı ‘ucb u istikbâr olup, o esnâda Kapudan Paşa Anapa'ya lenger-endâz ve maʻiyyetinde olan Mahmûd Hasekî hâmil olduğu hatt-ı humâyunu ibrâz eyledikde karâra mecâl kalmayup, mütehaşşid olan ‘asâkir-i İslâmiyye ile hareket ve refte refte kabâyil-i Çerâkese tarafına gelüp, ‘ahd u peymânlarında sâbit-kâdem olduklarını beyân ile araba ve sâyir levâzım tedârikinde mümkin mertebe gayret etmişler iken, mezbûrlara 'unf u nahvet ile muʻâmele ve aʻyân-ı tavâyif-i ‘askeriyye ile dem-be-dem muʻâraza vü mücadele eyleyerek nehr-i Kuban'ı güzâr ve o havâlîde ‘asker-i küffâr olduğu ihbâr olunmakdan nâşî, üzerlerine varılmasını müşârun ileyh irâde ve ru’esâ-yı kabâyil bu tedbîri pesend etmeyüp, ibtidâ-yı emrde Kabartay derûnuna duhûl lâzım olduğun ifade etmeleriyle re’y-i evvelden ‘udûl etmeyüp, bitâne-i umûru olan Tüfenkci-başısı'nı bir mikdâr ‘asker ile şekl-i talîʻada aʻdâ üzerine taʻyin ve aʻdâ-yı dîn vâkıf-ı hâl oldukda bir fetîlden toplarına âteş verüp, mukābele kasdıyla varan ‘asker fi'l-hâl müteferrik Serʻasker ordusu üzerine dökülüp, aʻdâ dahi verâlarından lâhık olmağla, orduda bulunan ecnâd-1 Ser‘asker'de cenge müteʻallik isti dâd müşâhede etmediklerinden terk-i cihâd ve seyf-i gazâyı igmâd ile nehr-i Kuban'a doğru ‘azîmet hılâlinde Battâl Paşa birkaç etbâʻıyla aʻdâya nefsini teslîm ve başına gelecek belâyı hîş ü tebârı hakkında ta'mîm eyledi. Tavâyif-i Çerakese bozgun ‘askeri muhafaza eyleyerek selâmete ihrâc ve cümlesi Anapa'ya gelüp, vâki olan hâli mahzarlarına idrâc ve Âsitâne-i saʻadet tarafına birini sevk [104a] ü idlâc eylediler. Hakīkat-ı hâli idrâkde ezhân-ı nâs müteşettit olup, baʻzılar bu vakʻanın zuhûrunu Battal Paşa'nın cübn ü rehâvetine haml edüp, şöyle ki ‘askerin nizâmsızlığı ve kabâyilden "el-Hükmü li-men galebe" vâdîsinde tavr u hareketlerini ihsâs ve tefrika-i 'asker vukūʻunda selâmet-i nefs mutasavver olmadığını teyakkun ile vücûdunu ihtirâs ve teslîm-i nefs ile mezellet-i esri iltimâs eyledi. Baʻzı erbâb-ı ‘akl bunu reddedüp derler ki: "Battâl Paşa meʼmûr-ı maʻiyyeti olan ‘asâkir ile hüsn-i imtizâc u ihtilât edüp, kabâyili dahi tarafına gereği gibi bend etdikden sonra yoluyla cenge mübâşeret ve mümkin mertebe müdafaʻa-i aʻdâ edüp, ahvâl ü nevâyib-i muhârebeye musâberet gösterse idi, nusret ü hezîmet hükm-i Bârî'de olmak mülâbesesiyle ‘asker müteferrik olduğu hâlde meydân-ı cengde bi'z-zarûre kayd-1 esre giriftâr olsaydı bile vaktiyle
çıkup, taraf-ı Pâdişâhî'den mükrem olur idi. Lâkin müşârun ileyh Anapa'ya geçdiği gibi kayd-ı esri ihtiyâr efkârında olup, Devlet-i ‘aliyye'ye infi‘âli sebebi ile bir nev‘ nakīseye mûcib olmak içün tavtîn-i nefs edüp, aʻdâ görüldüğü gibi ızmâr eylediği habâsetini izhâr eyledi. Ve baʻzılar der ki: "Anapa'dan Battâl Paşa hareket ve kabâyil-i Çerâkese Devlet tarafına mütâbaʻat eylediğini Moskovlu işidüp, bezl-i mâl-i bî-şümâr ile kabâyili Devlet-i ‘aliyye'den tebrîd ve firîfte-i vaʻd ü vaʻîd edüp, anlar dahi aʻrâz-ı zâyileye aldanup, musâfât-ı kadîmelerin tecdîd ve müsâdeme-i ‘asâkir-i tarafeyn vukūʻunda bozgunluk îrâs eder. Baʻzı evzâʻ îcâd edeceklerini miyânelerinde te'kîd eylediklerini müşârun ileyh tahkīk edüp, himmetine kusûr ve bâzû-yı iktidarına fütûr 'ârız olup, inkıtâ‘-1 meʼmûl ile mâdde bu sûreti kabûl edüp, 'askerî tâyifesi dahi selâmet-i nefs dâ‘îyesiyle haml-i sakîl-i inhizâmı müşârun ileyhin üzerine tahmîl eylediler. [104b] Ve baʻzılar der ki: "Tavâyif-i ‘askeriyye fî zemânınâ hâzâ serʻaskerlere gālib-i mutlak olup, şahs-1 vâhidin icrâ-yı şerâyit-i gazâda kusûrunu teferrüs eyledikleri gibi lâ-şey makāmına tenzîl ile selb-i garaz u kîn ve teʼyîd-i devlet ü dîn mekāsıdını pîş-nihâd eyleyerek miyânelerinden birini bi'l-intihâb serdâr ittihâz edüp, bi'n-nefs muhârebeye tesaddî vü mübâderet ve ifrâğ-ı cehd ü tâkat etmek umûr-ı mümkineden idi." Lâkin za‘f-1 diyânet ve sâyesinde müstağrak-ı niʻmet oldukları devlete hıyânet kasdıyla her cengde ‘avârız-ı cüzʼiyyeyi behâne edüp, firâr 'ani'z-zahf seyyi’esini irtikâb ve şedâyid-i hurûb u melâhimden ictinâb ile dünyâ ve âhiret saʻâdetini iktisâbdan rû-pûş-ı imtinâ olmakdadırlar. Farz edelim Serʻasker hîn-i muhârebede kazâ-zede oldu. Yâhûd kurb-ı düşmende hatfe enfihî fevt oldu. Şahs-1 vâhidin fikdânı sunûf u ulûf-1 cünûdun tefrikini istilzâm etmez. Teʼyîd-i dîn içün ictimâ eden 'asker bu makūle-i hâdisât-ı kevniyye ile müteʼessir olmayup, muktezâ-yı gayret ü diyânet ne ise vaktinde icrâ etmek levâzım-ı İslâmiye'dendir. "Baş gitdikde ayak pây-dâr olmaz" misilli beyne'l-‘avâm şöhret-gîr ise dahi ihticâca sâlih değildir. Evvelki seferde Koca Nu‘mân Paşa Kaynarca kurbunda ‘asâkir-i kesîre ile hayme-nişîn-i ikāmet ve düşmenin büyük ordusuyla mukāvemete tahsîl-i kudret etmişiken Silistre'den inhizâm-ı fâhiş ile İsmâʻîl tarafına ‘âzim olan a‘dâ ‘an-cehlin üzerlerine uğrayup, 'asâkir-i İslâm dahi gāfil ve ne hâl ise mukābeleye mâyil olduklarında muhârebenin ibtidâsında a‘dâ ‘askerine sergerde olan Visman nâm Ceneral hâlik ve
Moskov ‘askeri mesfûrun helâkını ‘adem-i ifşâ ile sademât-ı İslâmiyye'ye sabr u tehammül edüp, vücûd-ı nizâm-ı ‘askerîden nâşî galebe ile Nu'mân [105a] Paşa ordusuna mâlik oldukları evvelki seferde bizim gibi mevcûd olanlara maʻlûmdur. Vezîr-i müşârun samem ‘illetine mübtelâ olmakdan nâşî maʻzûr ve Serʻaskerlik takrîbi emr-i mahzûr u memnûʻ iken, sevk-i kazâ vü kader ile o hılâlde münakkah bir orduya Serʻasker olup, aʻdânın tekarrubu savt-ı bülend ve hezâr teklîfât ile ifâde vü ismâʻ ve keyfiyyete tahsîl-i ıttılâʻ edinceye dek düşmen gelüp çatmışidi. Dalkılıç 'askeri dahi fâsıla-i baʻîde ile meterisi terk edüp, yürüyüş gösterdiklerinde inkılâb-ı ahvâl-i ceng ile mukaddemâ iztırâb görmüş düşmen hevl-i cân ile âteş-efken olup, derhâl dalkılıçlar ‘avdet ve meterislerde ‘adem-i tevakkuf ile ‘âzim-i semt-i selâmet oldular. Düşmen ‘askeri baʻîd iken yürüyüşünde husûl-ı mazarrat o zemân tecribet-güzâr-ı erbâb-ı basîret olmuşidi. Zîrâ gürûh-ı mekrûh-ı aʻdâya vusûl mümkin olsa bile buʻd-ı mesâfe ‘askeri it‘âb ve ahz u fetk ve kabz u hetke kudret bırakmayacağı bî-irtiyâbdır. Sadr-ı İslâm'da ve belki Devlet-i ‘aliyye'de bu hâlet kirâren ve mirâren vukūʻ bulup, fikdân-ı rü’esâ ile himem-i tavâyif-i ‘askeriyeye fütûr ‘ârız olmadığı tevârîhde mestûrdur.
Biz yine sadede gelelim. Serʻasker Paşa'nın keyfiyyeti ve ordunun vukūʻ-ı hâleti ru'esâ-yı ‘asâkir ve kelânterân-ı kabâyil taraflarından ber-vech-i işbâʻ maʻrûz-ı 'atebe-i gerdûn ittisâʻ kılınup, âhar Serʻasker talebiyle telâfî-yi mâ-fât kaydında oldukları müteʻayyin oldukda Canikliler dâiresinden münşaʻib olup, beyne'l-avâmm fart-ı şecâʻat ü dirâyetle tahsîl-i şöhret eden ‘Abdullah Paşa ki iltifât-ı Devlet ile kadri 'alî ve Erzurum ve Trabzon eyâletlerine Vâlî olup, Anapa fikriyle Trabzon tarafına celb ve ittihâz-ı kuvvet-i kalb olunmuşidi. Fi'l-hâl Anapa'ya Serʻasker nasb olup, bir ân akdem hareket ve icrâ-yı lâzıme-i Serʻaskerî'ye mübâderet eylemesi hutût-ı hümâyûn [105b] ile müvaşşah müteʻaddid evâmir-i 'aliyye ile tenbîh olunmuş iken
imtisâl-i misâl etmeyüp, aʻzâr-ı vâhiye îrâdıyla ifâte-i vakt ve aʻdâ ise Battâl Paşa gāyilesini ber-taraf etdikden sonra Anapa Kalʻası tamaʻıyla istishâb-ı mühimmât edüp, kabâyili hark u selb ve baʻzısını tarafına imâle vü celb ederek teʻâkub edüp, Anapa Kalʻası'nı muhâsara ve on dört gün işʻâl-i nâr-ı müşâcere gece sâʻat yedide yürüyüş edüp, kal'a derûnunda olan ‘askerî tâyifesi yoluyla mukābele ve mümânaʻaya zafer-yâb olamayup, kalʻadan muhârebe kasd-ı bî-hengâmıyla hurûc eden ‘asker-i İslâm ile bî-muhâbâ kalʻaya duhûl ve rû-be-rû bir iki sâʻat cenge meşgül olmağla encâm-ı kâr kal'a ehâlîsinde za‘f-ı küllî bedîdâr ve muhafız bulunan Eybekli-zâde Vezîr Mustafâ Paşa ve Defterdar olan Memiş Efendi kayd-ı esre giriftâr olup, bu sûretle Anapa'yı istîlâ ve derûnunda bılunan ricâl ü nisvânı Kırım tarafına sevk ü isrâ eyledi. el-Umûru tâbiʻatün li'l-mekādîre ve mefâtihü eğlâgihâ bi-yedi't-tesîr demekden gayri çâre nedir?
Ahvâl-i Anapa
Attribution
- Citation:
- "Ahvâl-i Anapa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_161.html
Item Details
- Title:
- Ahvâl-i Anapa
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1205
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota