[59b] Zuhûr-ı fütûhât der-cânib-i Yergöğü

Kala-i mezkûre kilîd-i memleket-i Eflak ve nehr-i Tuna kenârında bir ma'kıl-ı şedîdü'l-visâk olup, evvelki seferde Rûsiyyelü tarafından baʻzı ihdâsât ile tahkîm ve ba'de'l-musâlaha Devlet-i ‘aliyye tarafından bekāyâ-yı metânet ü rasâneti tetmîm ve bu defa dahi 'asker ü mühimmât ile istihkâmına bezl-i mâ-hasal-i kudret ve sedd-i menî ittihâzıyla berü tarafa medâr-ı emniyyet kılınmışidi. Bükreş taraflarında tavîle-bend-i ihtişâd olan hergele-i aʻdâ kal‘a-i mezkûrenin mühimmât u ‘askerden hulüvvünü mülâhaza ile bir mahalde istihlâsını imzâ ve birçok sâʻat mahalline kırk bin kadar müşrik ile gelüp, kal‘ayı ihlâ kasdıyla irsâl-i peyâm ve derûn-ı kal‘ada bulunan Mîr-i mîrân ‘Abdullah Paşa ve Cengîz Girây Sultân irâ’e-i hüsâm-ı intikām ile Nazm: Kûnnâ esvede's-sûdi tahmî gābehâ, Lâ-kâlü 'avlü'l-‘asmi taʻsımühâ'z-zer'a. mefhûmuyla redd-i kelâm eylediklerinde düşmen-i muhazzil varoş-ı kalʻaya vüsûl içün mütemekkin olduğu mahalden hey'et-i mecmûʻasıyla hareket ve fî'l-hâkīka varoş tahsîl-i kurbiyyet eylediği manzûr-ı hizebrân-ı âcâm-ı celâdet olup, fî'l-hâl cünûd-ı muvahhidîn tarafından varoş-ı kalʻa ihrâk ve ervâh-ı habîse-i aʻdâyı izhâk içün iʻdâd-ı seyf-i berrâk eylediler. Çünki düşmen-i dînin Yergöğü Kal‘ası'na hücûmu Ruscuk ehâlîsinin maʻlûmu oldu. Maʻâzallah kal‘a-i mezkûreye bir bâdire vakiʻ olur ise, Ruscuk Kasabası serhadd ve ehâlîsinin müzâyaka vü ıztırabı müştedd olacağı zâhir olmağla, imdâd ü iʻânede yeksâk-ı ittihâd ve Ruscuk'da bulunan Sadrıaʻzam birâderi Mehmed Efendi pey-ender-pey Yergöğü'ye irsâl-i ecnâd ile medâr-ı tekavvî-yi kulûb-ı erbâb-ı cihâd oldu. Aʻdâ-yı pür-delâl kalʻanın metânetini karâîn-i hâliye ile istidlâl ve mahal-be-mahal tabyalar ihdâs ve top ve humbara ile havâtır-ı müslîmine gubâr-ı melâl îrâs eyledim zuʻmunda iken cünûd-ı zafer-mevʻûd katʻâ himmetlerine fütûr u kesel vermeyüp mukābele vü mücadeleye ibtidâr ve kalʻadan ru’ûs-ı a‘dâya şerâre-pâş-ı nâr-ı demâr ve nedâmet-i [60a] ‘azîmet-i irâ’e ile meydân-ı cengi aʻyen-i kelîlelerine teng ü târ eylediler. Bu keş-â-keşde iken düşmen-i pür-dalâl vâr kuvveti bâzûya getürüp, muhterik olan varoş dîvârlarını siper eyleyerek kal‘aya ittisâl ve yürüyüş fikr-i muhâlinde iken cünûd-ı muvahhidînden birîke-i tebâşîr-i sabâhü'l-‘îd-i nusrat ve mebde-i zuhûr-ı feth ü ganîmet idi. Tedarik-i 'alef kasdıyla kal‘a hendekinden hurûc ve fî'l-hâl düşmen ‘askerinden birkaç nefer ‘alûc başına üşûp, def-i sâyil eylediğini baʻzı ehl-i gayret ru’yet ve derhal nabazân-ı ‘arak-ı hamiyyet ile şedd-i hırâm-ı iʻânet ve giderek tarafında sevâdd-ı cemʻiyyet tekâsüf ve yek-dîgerin imdâd-ı ‘asâkiri tezâʻuf edüp, sebât ü metânet sebebi ile cünd-i İslâm'da âsâr-ı nusrat ve ehl-i küfr ü şirkde ‘alâyim-i hezîmet zuhûrunu bekāyâ-yı ‘asker-i muvahhidîn cezm ve cümlesi birden âheng-i rezm edüp, fazl-ı Mevlâ ve rûhâniyyet-i Sultânü'l-enbiyâ ve himmet-i Şehriyâr-ı sütûde-ârâ ile aʻdâ-yı dîn münhezim ve kemîngâhlarda müterassıd-1 fursat olanların vücûd-1 bed-bûdları esyâf-1 fâtihatü'l-eknâf-1 guzât ile mün‘adim olup, isr-i hezîmet tabur-ı menhûslarına dahi sirâyet edüp, bâr u bengâh ve hayme vü har-gâh ve top ve edevât ve hazîne vü mühimmatların bırakup, dört sâʻat mahalle dek firâr ve derhal çarh-ı felek ve sâyir istihkâmât ile mahall-i mezkûru câ-yı karâr-ı ihtiyâr eylediler. Şücʻân-ı zafer-‘unvân birkaç sâʻatden berü aʻmâl-i seyf ü sinân ile bî-tâb u ta‘bân olduklarına binâʼen, mevâhib-i İlahiyyeden ihsân olunan fevz ü nusrate kanâʻat ve defn-i şühedâya müsâraʻat ve mecrûhların cerîhalarına tedbîr içün ihzâr-ı emâkin istirahat ve bu melhame-i kübrâda düşmen-i dîn ‘askerinden iki bin kadarı vâsıl-ı dereke-i siccîn ve iki yüz mikdârı fitrâk-beste-i müslimîn olup, iki nefer-i müteʻayyinleri dahi visâka-i isre merbût ve otuz kıtʻa mücellâ vü musaykal ve kati çok mühimmat u levâzım-ı harbiyyeleri mazbût ve leşker-i muvahhidînden yüz mikdârı lezzet-bahş-ı nevâle-i şehâdet ve dört yüz [60b] mikdârı renciş-yâb-ı cerâhat ve hakk budur ki, Muhafız-ı kal'a ve Sultân'ın etdikleri gayret ü metânet ve tavâyif-i ‘askeriyyenin sabr u sebât ile izhâr eyledikleri celâdet ‘unvân-ı me’âsir ve vesâyil-i mefâhir olmağa şâyân bir eser-i vâcibü'l-istihsândır. Serdâr-ı ekrem dalâlet-i pîşegân-ı aʻdânın Yergöğü muhâsarasına şürûʻ eylediğini mukaddemce istimâʻ ve ‘asker-i İslâm henüz ictimâʻ etmediğinden galtân-ı bahr-ı fikret ü bûs ve imdâd u iʻâneden me'yûs olup, Ruscuk ve ol havâlîden ihtiyâr-ı istinfâr ve i'ânet-i hayrü'n-nâsırîni talebkâr olup Nazm: Fe-küllü'l-lezî kas kaddreallâhü vâki‘un, Ve-mâ lem-yukaddirhu fe-leyse bi-vâkiʻin. medlûlüyle habere intizâr üzere iken [mısra]: Kāsid resîd ve sâht muʻattar-ı meşâmm-ı men mefhûmu üzere nâgâh bir berîd-i çâpuk-i‘nân haber-i feth ile teşnîf-i ezân-ı ehl-i îmân ve tenşît-i kulûb-ı ikrâr-gerdegân, vahdâniyyet-i mülk-i Müsteʻân edüp, hemân der-ân zemân bu haber-i meserret-eser top şenlikleriyle i‘lân ve aʻlâ vü ednâ bu sûr-ı meyâmin-mahsûr ile hurrem ü şâdân kılındı. Yergöğü Kalʻası'nın bu defa münhedim olan mahallerini taʻmîr ü termîm ve o tarafda bulunan zavâbıt ü efrâd-ı ‘askeriyyenin birer cihetle kadr ü iʻtibârların tekrîm dâʻiyesiyle Sadriaʻzam ve Serdâr-ı ekrem Ruscuk'a 'azîmet ve tedbîr ü iʻlâc içün vürûd eden mecrûhlara ‘atâyâ-yı cezîle ile bi'n- nefs tesliyet verüp, Yergöğü Kalʻası'na mürûr ve takviye vü istihkâmına sarf-ı kuvvet ü zûr edüp, ʻasker-i cedîd idhâl ve levâzım-ı muhafazayı ikmâl ʻakabinde muhafızı olan ʻAbdullah Paşa'ya hilʻat-i vezâret iksâ ve bir kıtʻa mücevher çeleng ile ser-i iftihârını mevsûl, Mollâ ʻAli ve Cengîz Sultân ve maʻiyyetinde olan selâtîne dahi kürkler giydirdiğinden gayri mefârık-ı iftihârların altun çelenkler ile tezyîn ve sâyir efrâd-ı ʻaskeriyye vü zâbitânın zuhûra gelan hizmetlerini tahsîn ve her birinin kîse-i emellerini zer-meskûk-ı Sultânî teşhîn edüp, çelenglerle dahi [61a] tatyîb ü ikrâm ve dirlik ü nân-pâre ile cümlesini mazhar-ı inʻâm eylediler. Bundan sonra Sadrıaʻzam hazretleri Ordu-yi hümâyûn'a ʻavdet ve tezâyüd-i şevk ü gayret zımında cümle serhadlerde mütemekkin olan ru'esâ-yı ʻasâkir-i İslâmiyye'yi bu haber-i hayr-ı dâfiʻü'z-zayr ile dil-şâd-ı meserret edüp, bend-kemend-i isâr olan kefere ile topların bir mikdârını Âsitâne-i saʻadet'e irsâl ve ihtişâd-ı ʻasâkire nazaran tahmîn-i semt-i hatt u tirhâl eyledi.
Attribution
Citation:
"[59b] Zuhûr-ı fütûhât der-cânib-i Yergöğü", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_100.html
Item Details
Title:
[59b] Zuhûr-ı fütûhât der-cânib-i Yergöğü
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1204
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota