Zikr-i ba'zı mehâsin-i kāimimakām-ı mekârim-intimâ ve Kapudan-ı Deryâ Cezayirli Vezîr Gāzi Hasan Paşa

Müşârün-ileyh hazretlerinin bedr-i sâmi-i kadr-i vücûdları ufk-ı imkândan lem'a-rîz-i tulûʿ oldukda, Nazm: “El-mer'ü leyse bi-bâliğin fî-arzıhî / Ke's-sadri leyse bi-sâ'idin fî-vekrıhî” medlûlü üzere (250-b) seyr ü harekete meyl ü rağbet ve ücme-i şîr-dilân-ı zamân ve gābe-bebr-i jiyân-ı merdân olan mahrûse-i Cezayir'e azîmet edüp zât-ı fütüvvet-simâtında vediʿa-i dest-i meşiyyet olan şecâʿat-i müfrita hasebiyle az vakit içinde kesb-i nâm u şöhret ve zor-bâzû-yı celâdet ile ihrâz-ı rütbe-i emâret edüp heybet ü salâbeti kulûb-i küffâra mâye-ru'b ü hirâs ve cemrü'l-fezâ-yı serâmet ve besâleti arzû-keş-i germiyyet ve fürûsiyyet olan dilâverlere vesîle-i iktibâs olduğundan gayri etrâfda vâkiʿ olan eşrâr-ı urbân şiddet-i savlet ve siyâsetinden mânend-i berg-i hazân mühtezz ve lerzân ve gerden-keş-i tavk-ı tavʿ olan sebük-magzân-ı zamân berîk-i seyf-i ahzü'l-hayfından tîre-çeşm-i mezellet olarak ferden-ferdâ nâtıka-cünbân-ı “Ene'n-nezîrü'l-uryân” olup ne mahalle azîmet eder ise hızr-ı tevfîk-i refîk ve yâverî ve avn-i Hakk muʿîn ü rehberî ve saʿâb-ı umûr ve müşkilât-ı cumhûr bilâ-taʿab meysûr ve musahharı olmağla ol-havâlide nâm-ı sâmîleri devvâsü'l-leyl ve zeydü'l-hayl derecelerine müntehî ve taʿayyün ve teferrüd kasdiyle hâhişger müsâraʿa ve mukāraʿası olan tîre-bahtân-ı rûz- gâr kuvvet-i batş u fetkini tahkīk ile her biri gûyâ-yi "Mâ ene bi'l-mevti eştehî" olup bir zamân bu hâl imrâr-ı vakt ve nâm-âverân-ı Cezâyir-i zebûn serpençe-i saht u makt eyleriken, [Mısraʿ:] "Ve eyyu naʿîmin lâ yukeddiruhu'd-dehr" mefhûmu üzere Cezâyir'den rıhlet iktizâ ve darb-ı dest ile mâlik olduğu emvâl-i sâmite ve nâtıkası dest-bürd-i kazâ olarak ferîd ü şerîd Âsitâne-i saʿâdet'e nihâde-i pây-i meymenet (251-a) ve hâl ü şânı maʿlûm-ı erkân-ı saltanat oldukda, [Beyt:] Pâk-tıynet gûşe-i gurbetde hâr olsun mu hiç / Gevher âgûş-ı sadefden dûr olur kıymetlenür, mü'eddâsınca yevmen fe-yevmen nevâziş ü iltifât-ı devlet-i ebed-müddete mazhar ve ümerâ-i deryâya iltihâk ile müceddeden şems-i mahcûb-ı ikbâli ziyâ-güster olup seferler vukūʿunda deryâ ve sahrâda muʿâyene olunan cesâret ve dilâverliği inşâ-yi kıssa-i Rüstem-i Destân ve imhâ-yi ahbâr-ı Sâm ve Nerîmân ve bâ-husûs Limni cezîresini kefere-i fecere mânend-i zulmet ihâta ve muhâsara etdikleri anda cezîrede mühimmât ve zehâirin nedreti ve cünûd-ı islâmiyyenin gāyet-i kılleti ve insidâd-ı turuk ile imdâd ve iʿânetin usreti olup bu takrîb ile me'yûs-ı kayd-ı imdâd ve hasm-ı bed-nihâd ise dem-be-dem iʿmâl-i sanâyiʿ-i âteşbâzî ile cîderân-ı kalʿayı berbâd ve baʿzen vaʿîdât-ı mûhişe ile hadşe-i kulûb-i müslimîni müzdâd etmekle nâçâr düşman tarafından teklîf olunan baʿzı şart-ı vahîm ile miftâh-ı kalʿayı teslîm etmeği tasmîm etmişler iken, [Mısraʿ:] "Fî adyaki'l-vakti ye'ti'llâhu bi'l-ferec" medlûlü üzere müşârün-ileyh hazretleri tedârük edebildiği merâkib-i sagīre ve fi'e-i kalîle ve nezîre ile cezîreye vusûl bulup derhâl alem-efrâz-ı harb ü sitîz ve maʿiyyet-i müşîrîlerinde bulunan neberd-azmâyân-ı islâma ale'l-infirâd Beyt: اصبر على أهوالها لا موت الا بالاجل الحرب ان با شرته هلا يكن فيك الفشل me'âlini beyân ile şemşîr-i kasd u azîmetlerini tîz etdiğinden gayri bi'n-nefs mübâşir-i harb ü kıtâl ve küffâr-ı hâksârdan yirmi kadar dûzahîyi Dârülbevâr'e îsâl ile ihrâz-ı destmâye-i gazâ vü cihâd ve i'dâd-ı (251-b) zuhr-ı yevm-i maʿâd eylediler. Sâir guzât-ı islâmiyye dahi tertîb-i sâk u kalb ve taraf taraf iş'âl-i nâire-i harb ü darb edüp katlâ-yi müşrikînden fezâ-yi cezîre mâlâmâl ve ru'ûs-i menhûse-i a'dâdan mahall be-mahall tilâl ü cibâl nümûdâr olup bakiyyetü's-seyf olan küffâr havf-ı cân ile sâhilde olan sefînelerine firâr ederler iken yekdiğeri ta'kībdan nâşî gavta-hor-ı deryâ-yi dimâr ve miyân-ı âteş ü âbda enfüs-i habîselerini teslîm-i dest-i hâzin-i nâr eylediler. Bundan sonra donanma-yi a'dânın kuvvetü'z-zahrı şikest ve ber-muktezâ-yi istidrâc beyne'd-düvel tahsîl etdikleri şöhret-i kâzibeleri dûn u pest olup bu feth-i celîl ve cedîd fırka-i nâciye-i muvahhidîne îd ber-bâlâ-yi îd ve kulûb-i müşrikîne nâr-vakīd olmağla ba'd-ezîn müşârün-ileyh hazretlerinin ism-i sâmîlerine lafz-ı azîz gāzi ilhâk olunup Devlet-i aliyye'de şöhret-i sâbıkası intișâr ve gün be-gün zât-ı celâdet-simâtı mezîd-i iştihâr bulup hüner ve hüsn-i eser ile nâil-i rütbe-i ülyâ-yi vezâret ve bi'l-fi'il deryâ kapudanlığı ile dahi manzûr-ı çeşm-i devlet olup gavâil-i sefer ber-taraf oldukdan sonra bir zamândan berü Akkâ ve Yafa ve Sayda ve Beyrut ve nice memâlik-i pâdişâhîyi tegallüben zabt ve emvâl-i mîriyyeyi peyvend-i cem' ü iddihâra rabt eden Tâhir Ömer nâm şakī udvân u tuğyânını müterakkî edüp birkaç def'a kümâştegân-ı Devlet-i aliyye ile mukābele ve pâ-ber-câ-yi merkez-i mukātele olup def'-i vücûd-ı bî-sûduna imkân gayr-i müsa'id ve katı çok mühimmat müte'ayyinetü'l-fevâid giriftâr-ı kabza-i tasallüfü ve hadden bîrûn silâh ü kifâh ve eşyâ-i milâh dâhil-i mahda'-i tasarrufu olmağla her ferd müteneffis-i mahall-i ba'îdden, [Mısra:] خلابك (252-a) الجو فیضی و اصغری makālini hakkında darb eder olduklarına binâen kibr ü ru'ûneti iştidâd ve memâlik-i mahrûse-i pâdişâhîye tama' u hırsı izdiyâd üzere olup derhâl müşârün-ileyh hazretleri Donanma-yi hümâyûn ile me'mûr oldukda şakī-i merkūmun tecezzîden mümteni' olan cem'iyyetini tefrîk ü teştît ve mütehassın olduğu kal'a-i menîʿatü'l-erkânı darabât-ı top ra'd-ı âşûb ile tahrîb ü teftît edüp kelle-i bî-devletini kâlbüd-i bedenden kat' ve halîfetü'l-müslimîn ne adem-i inkıyâd ile teferrüd ve istibdâd dâʿiyesinde olan hasm-ı şedîd ve düşmen-i ʿanîdin tasallutunu suhûlet ile izâle ve defʿ etdiğinden gayri Beyt: Koyma a'dâdan eser fursat girerse destine Bed nihâdâne husûmet müntakildir irs ile mefhûmuna riʿâyeten hîş ü tebârından memâlik-i mezbûreyi tasfiye ve tathîr ve cümle kılâʿını âverde-i kemend-i teshîr edüp sinîn-i çendinden berü o câniblerde nakş-pezîr-i levh-i hudûs olan gavâil-i müneşşefe-i hüsn-i tedbîr ve hoşgîr-i re'y-i dil-pezîr ile mahv u zâil oldukdan sonra Mora memleketine müstevlî olan Arnabud tâifesinin dahi ihrâc u izʿâclarmda vüzerâ-yi ʿizâm âciz olup mes'ûl-i gayr-i makbûllerine müsāʿadede mecbûr ve irâde-i bâtılalarınm isʿâfında fıkdân ve tâb ü tevân sebebi ile maʿzûr olmuşlar iken müşârün-ileyh hazretleri berren ve bahren memleket-i mezbûreye ilkā-yi ruʿb u rehber ve tâife-i mezkûreyi garîk-i teyyâr-ı dehşet edüp muhârebeye tasaddî edenlerin sihâm-ı kazâya hedef ve rû-gerdân-ı vâdi-i itāʿat olanlarını şemşîr-i zafer-te'sîre tuʿme ve alef etmekle zîr-destân (252-b) ve fukarâyı irâhe ve şâmilü'l-etrâf olan zulm ü iʿtisâflarını bi'l-külliyye izâhe ile Mora'ya fâtih-i sânî ve istîlâ-yi mükerrer ile mükedder olan ahâlinin medâr-ı rāhat ve itmi'nânı olduğundan gayri kâffe-i umûr-ı seniyyelerinde zeyl-i tevekküle teşebbüs pençe-tâb-ı erbâb-ı ukül ve nehy ve hûş-rübâ-yi ashâb-ı dirâyet ve cahy olan lezâiz-i zûd-güzer-i nefsâniyyeden âzâde ve mûcib-i gazab-ı Rabb olan nukūş-ı muharremât ve menhiyyatdan sahâif-i a'mâli sâde olmağla her hâlde havf-ı Bârî yâr-ı gârı ve taleb-i mesûbât ve ucûr nuhbe-i efkârı ve bâ-husûs tahsîl-i rızâ-yi şehriyârî derheme-evkāt semîr-i zamîr-i bâhirü'l-envârı olduğundan gayri tarîk-i dîn-i hanîfde kadem-i sıdk ile râkız ve te'yîd-i devlet-i islâmiyyede ʿazîmet-i sâdıka ile mütenâhiz ve umûr-ı dîn-i mübînde müstahiff ve mütekäsir olanlara bi't-tabiʿ şâhın ve bâgız olduğu ve levme-i lâimden ʿadem-i ictinâb ile dâimâ kavl-i hakkı kāil hisâl-i zemîme-i hıkd u hasedden kalb-i bî-selb-i nûr-enîsi sâlim olarak her hâlde menhec-i istikāmete mâil olup şunât u udâtı her mevsimde mahrum-ı rûy-i felâh ve hânümân-ı üstüvârları كهشيم تذروه الرياح olduğu ve tahsîl-i marzât-ı hâlik-i mevcûdât içün refte refte sarf etdiği sîm ü zer mütefâvit-i merâtib-i a'dâd ve mahall be-mahall binâ ve îcâd eylediği tâlâb ve icrâ etdiği âb-ı nâb müzîl-i zamâ u ihtiyâc-ı ibâd olup hulûs-ı ʿakîdet ve safâ-yi taviyyetden nâşî murâd etdiği şuʿân-ı ʿasîretü'l-husûlü cenâb-ı müs- hilü's-sı'âb teshîl (253-a) ve teysîr ve mümteniʿ ve muhâl add olunan devâhî ve hutûbu zâtına emr-i gayr-i asîr edüp hattâ defʿa-i sâlise kā'im-makāmlıklarında cumʿa günü muʿtâd üzere rikâb ağaları nezd-i müşîrîlerine gelüp كُلٌّ يَبْحَثُ عَمَّا شُغِلَ بِهِ kāʿidesi üzere kerâ'im-i huyûl sohbeti der-miyân olunup zîr-rân-ı mülûkâneye şâyân sâfinât-ı ciyâdın nedret-i vücûdu zikr ü beyân olundukda huyûl-i asîleden küheylî-nijâd ve selîsü'l-kıyâd bir esb-i yegâne eğerçi mevcûd-ı ıstabl-ı âcizânemiz olup ancak halbetü'l-kümeyt-i ikbâl ve cevelân-gâh-ı semend-i iclâl olan sâha-i felek-mesâha-i hüsrevâneye keşîde kılınmağa elyakını maʿlûmum olmayup sezâ-yi nîm-nigâh-ı pâdişâh-ı bâ-intibâh olacağını idrâk etsem اَلْعَبْدُ وَمَا يَمْلِكُهُ كَانَ لِمَوْلَاهُ fehvâsı üzere bâ-hezâr şerm ü hicâb arz u takdîmine şitâb ederdim deyû feresrân-ı meydân-ı makāl oldukları anda rikâb ağalarına mecâl-i kelâm hâsıl olup rü'yetine tâlib ve beyân-ı hüsn ü kubhuna müte'ehhib olmalarıyla der-ân sâʿat pâ-ber-cây-i hizmet olanların birine taraf-ı müşârün-ileyhden îmâ ve işâret ve huzzârın cümlesi Kum meydânına taʿlîk-i nigâh-ı dikkat etmişler iken Arz odası kapusunda bir arbede ve tarraka zâhir ve herkes verâsına nâzır oldukda esb-i mezkûrun Arz odası vasatında cilve-ger olduğunu müşâhede birle cümlesi vâlih ü hayrân ve bu keyfiyyetin adem-i vukūʿunu beyân ile dest-zen-i şikuft ve engüşt-ber-dehân oldular. Zikr olunan esb dahi Ebû Ubeyde'nin Kitâbu'l-hayl'da sahîfe-zîb-i beyân olduğu muhassenât-ı hayliyyeyi müştemil ve tenâsüb-i eşlâ ve tevâfuk-ı aʿdâda mütemâsil-i endâm-ı hûb-rüyân-ı Halluh (253-b) ve Çiğil olduğundan fazla mesâlib ve maʿâyibden müberrâ ve beyne'n-nâs müteʿârif olan alâ'im-i gayr-i makbûleden muʿarrâ olup ihdâya elyak u ahrâ olduğunu şehâdet etmeleriyle şehâdetlerine binâen der-akab esb-i mezkûr tezyîn olunup hâk-i kadem-i mülûkâneye takdîm olundu. Nazar-ı insâf ile bakılsa otuz-kırk kadar nerdibândan bilâ-isâr ü nifâr esb-i mezkûr Arz odası'na çıkup baʿdehû tekellüfsüz avdet etmesi semere-i azîmet-i sâdıka ve eser-i âdet-i hârika olduğu zâhirdir. Bundan başka an-asıl arslan sibâʿ-ı dârrenin eşeddi olup her bâr icrâ-yı tabîʿat-i sebʿiyye lâzım-ı mâhiyyeti ve tesâdüf etdiği hayvânât-ı mutlaka lâ-muhâle rubûde-i berâsin-i savlet ve mikneti iken el-yevm dâ'irelerinde mevcûd olan şîr-i bî-kayd u zencîr zât-ı âlîlerine musahhar ve huzûr-ı âsafânelerinde mânend-i girbe muhakkar olup sâ'ir nâs şîr-i mezkûru mukayyeden müşâhede etdiklerinde her ne kadar şecâʿat ve cesâretlerine muğterr iseler dahi giriftâr-ı raʿşe-i bîm ü hirâs ve uzakdan merhabâ ile güyâ-yi el-fâs-ı ale'r-res olurlar idi. Cenâb-ı melâzi'l-hâ'ifîn hazretlerinden şiddet-i havf ile tersân ve ukūbet ve gazabından hirâsân olan mehâbîb-i ilâhiyyeye kâffe-i enâm ve bâ-husûs sibâʿ u he- vâmm îsâl-i gezend ü zarara kādir olmayacaklarını tâ'ife-i sûfiyye mebhas-ı havf u recâda tahrîr etdiklerine binâen bu makūle haşerât-ı hâ'ilenin hâ'if mine'llâh olan vezîr-i müşârün-ileyhden insirâf-ı mazarratları istibʿâd olunur umûrdan değildir. Cenâb-ı Hakk hayır-hâhân-ı dîn ü devleti dâ'imâ bu makūle hârik-i âde umûra muvaffak edüp mütehammil-i aʿbâ-i hutûb olan vüzerâ ve vükelâsını dahi hayra masdar ve rızâ-yi pâdişâhîye muvâfık harekete mazhar eyleye, âmîn. (254-a)
Attribution
Citation:
"Zikr-i ba'zı mehâsin-i kāimimakām-ı mekârim-intimâ ve Kapudan-ı Deryâ Cezayirli Vezîr Gāzi Hasan Paşa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_279.html
Item Details
Title:
Zikr-i ba'zı mehâsin-i kāimimakām-ı mekârim-intimâ ve Kapudan-ı Deryâ Cezayirli Vezîr Gāzi Hasan Paşa
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1200
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota