Vasf-ı Beç ʿalâ tarîkı'l-icmâl

Beç Kalʿası bir fezây-ı müstevîde Tuna Nehri'nin bir şıkkı kenârında sûru tahmînen on altı zirâʿ kutr u dâʾiresi meşy-i muʿtedil ile yirmi dakīka hendeki ʿarîz u ʿamîk bir mütevassıt kalʿadır. Derûnu dörder beşer kāt kârgîr hâneler ve büyük kenîsâlar ile dopdoludur. Ve hâneleri ekseriyâ kirâ ile îcâr ü istîcâr oluna gelüp, bir hâne içinde beş altı âdem evlâd ü ʿıyâliyle olur. Kalʿa içinde şâdü'r-revân misillü suları ve baʿzı mühimmât içün meydânları vardır. Egerçi kalʿa büyük ve pek metîn deyecek mertebede değildir. Ammâ etrâfında varoşlarının vefreti olup, bağlı bağçeli mükellef hâneleri vardır. Varoşlarının etrâfı yek-pâre hendek kesilmiş ve taraf taraf dervâzelerle tutulmuşdur. Cânib-i garbîsinde kalʿadan bir sâʿat mesâfe ile Alaman Dağı nâmına kaddi yarım sâʿat, cenûbdan şimâle mümted olmuş bir cebel vardır. Tuna Nehri bu dağın cânib-i şimâlîsinden zuhûr ve Beç Kalʿasının cânib-i şimâlîsine doğru murûr hâletinde esâbiʿ-i hamse sûretinde beş şıkka münkasem olup, bir şıkkı Beç kalʿasına mumâs olarak cereyân etmeğin, kalʿanın şimâl tarafında olan kapusuna büyük köprü ile girilür. Ve şimâle doğru gidildikde, Tuna'yı dört yerden cisr ile geçmeğe muhtâc olup, bu sûretde Tuna'nın cedâvili miyânında büyük adalar hâdis ve ekserîsi ormanlar ile doludur. Kalʿanın cânib-i cenûbîsinde Vidin nâmına bir nehr-i muhtasar vardır. O tarafda [M1 132] olan varoşlar ile finây-ı kalʿa miyânını fâsıldır. Ve bu nehir kalʿanın cânib-i şarkīsinde olan hendeklere uğrayıp, Tuna'ya munsabb olur. Kalʿa varoşlarının sükkânı kesret üzere olup, beyʿ u şirâları devletlerine dâʾir ticâret hîlelerine menût olmağın her şeyleri behâludur. Kalʿanın cânib-i şarkīsinde kalʿadan yarım sâʿat buʿd ile “Hüsn-i Beled” maʿnâsına İstatuque (استات قوة) nâmına etrâfı Tuna ile ihâta olunmuş tûl ü ʿarzı birer sâʿat bir mesîreleri vardır. Ekser-i mevâzıʿı hüdây-i nâbit eşcâr ve baʿzı mahallerinde kasda mukārin fezây-ı hâliyesi vardır. Mîrî korularından olmağın, behâr eyyâmı kapuları açılup, ağniyâsı cenûb cânibine ve sûkası şimâl tarafına meʾzûn olurlar. Beynlerinde hâciz yoğiken biribirlerine ihtilât ve müzâhame etmezler. Bundan gayri şimâl ve cenûb tarafında mükellef kral serayları ve bağçeleri vardır. Kibâr u ağniyâsı mevsimleriyle bu bağçelere teferrüce meʾzûnlardır. Ehâlîsinin aʿyân ü ağniyâsı kuşluğa dek uyurlar. Zuhr vakti taʿâma oturup, ikindüye karîb yemekden fâriğ oldukları gibi hintovlara binüp, üçer beşer zikr olunan mesîrelere giderler. Ahşama dek dolanup, vakt-i gurûbda derûn-i kalʿada vâkiʿ opera ve komedya taʿbîr olunan hayâl-hâneye hâzır olurlar. Ve sâʿat üçde hayâl-hâneden çıkup, kapuları önünde fânûslar ve herkesin yedinde yel mumları firûzân olarak biribirlerine müsâferet ve musâhabete giderler. Ve gice taʿâmına oturup, sabaha dek birbirlerinin hânesinde ve sokaklarda kendülere mâniʿ ve müzâhim ve nizâʿ u gavgaya dâʾir işleri yokdur. Muttasıl pîşe vü endîşeleri bu makūle lehv ü luʿba maksûr olmağın, Grandebur ve sâ'ir muʿârızları müdâfaʿasından ne mertebe müteneffir oldukları vâzıhdır.
Attribution
Citation:
"Vasf-ı Beç ʿalâ tarîkı'l-icmâl", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_294.html
Item Details
Title:
Vasf-ı Beç ʿalâ tarîkı'l-icmâl
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1172
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota