Devr-i ʿOsmân Hânîde Ebûkuf dimekle maʿrûf Dârü's-saʿâde Ağası Ahmed Ağa'nın, Devlet-i ʿaliyye'de nüfûz-i kelâm ve iktidârı ve îkāʿ-ı tehdîdât ile iştihârı olup, erbâb-ı maslahat kendüye istinâd ve mürâcaʿat ve hediyye nâmıyla takdîm-i envâʿ-ı rişvet ve giderek hırs u tamaʿı resîde-i hayyiz-i gāyât ve maʿlûbât ü meslûbâtı kāt ender kāt olup, sadâkat-kârân-ı devletin ekserî evzâʿ-1 cân-güdâzından biri ve eyyâm-ı ikbâli-
nin müdebbiri olup, lisân-ı hâl ile Halâ bike'l-cevvü fe-bîyzî ve asfirî makālini zebân-âver-i tekrâr ve hüsn-i müdârât ile muhâfaza-i câh u iʿtibâr ederler idi. Dest-dirâzî-yi tesallut u istîlâsı yalnız Âsitâne-i saʿâdet'de mütemekkin tüvângerân-ı zemâneye mahsûs olmayup, kol kol zevâyâ ve enhây-ı saltanata teʿaddîsi sârî ve hükm ü emri kazâ'-i mahtûm gibi her tarafa cârî olup, ez-cümle sinîn-i çendînden berü emâret-i huccâc-ı zevi'l-ibtihâc ile meşgûl ve vaktinde emn-i tarîk ve âsâyiş-i züvvâr fevka'l-me'mûl olan Vezîr Esʿad Paşa, tekâlîf-i şâkkasına ʿadem-i tehâmmül ile hidmetinde taksîr eylediği harâret-i gazabını teşvîr eyleyüp, ʿazlini belki katlini izmâr ve mir'ât-ı kalb-i Pâdişâhî'yi men yesmaʿ yehal mefhûmu üzere refte refte [M1 100] gerd-beste-i igbirâr eyleyüp, mecâhîl-i nâsdan ve müşârun ileyhin baʿzı mahallerde Mütesellimlik hidmetinde istihdâm etdiği kimselerden Mekkî-zâde Hüseyin Ağa'yı hasretü'l-vüzerâ olan Şâm-ı cennet-meşâmma Vâlî ve Şâm dîdebânlarından Mûsâ Ağa nâm kimesnenin Sayda Eyâleti ile kadrini ʿâlî etdirdüp, zuʿmunda ahz-ı intikām ve hasmının ünf-i ruʿûnetini irgām eyledi. Niçe şuhûr u aʿvâm hevâ-yı Şâm ile taʿtîr-i meşâm eden Esʿad Paşa, bu hâdise-i nîş-hûrde-i keder ve tekādüm-i zemân ile kesb-i muʿârefe eylediği eşkıyâsına ʿalâ rivâyetin Cerdeci'yi tahvîf ve huccâcı uzakdan tahzîr u taʿnîf içün irsâl-i haber ve bundan garazı emâret-i hâccın zâtına inhisârını bildirmek ve bu hatb-ı cesîmin âhar kimse ʿuhdesinden gelmeyeceğini anlatdırmak idi. ʿUrbân-ı bî-emân bu teklîfe nisâr-ı cân edüp, bin yüz yetmiş senesi huccâc-ı Müslimîn farîza-i haccı edâ ve Maʿan nâm mahalle otuz sâʿat kalarak Benî Harb ʿUrbân'ı Cerdeci Mûsâ Paşa üzerine hecme-endâz-ı vegā ve ol dahi Sayda'dan bî-ser u pâ cemʿ etdiği iki yüz âdem ile müdâfaʿya ikdâm sûretin gösterüp, ʿUrbân'ın bir hamlesinden târ ü mâr ve üftâde-i tîh-i zarar ü hasâr olup, bu maslahatı ʿUrbân kuvvetden fiʿle îsâlden sonra Mîr-i hâc Paşa'nın dahi askerini perîşân ve reh-girây-ı vâdî-yi beyâbân eyleyüp, huccâc-ı hidâyet-minhâcın emvâl ü eşyaların gasb ve eksiyye ve ardiyelerin selb ve ʿuryân ü büryân katʿ-ı feyâfî ve sahrâyı bî-pâyân eyleyerek ve yollarda terk-i cân ve vazʿ-ı ebdân ederek ne hâl ise pesmândeleri vâsıl-ı ser-menzil-i emn ü emân oldular.
ʿUrbân, huccâcı ʿuryân etdiyse dahi ʿâkıbet-endîşliği elden bırakmayup, mahfel-i hümâyûna ve baʿzı harîme itâle-i dest-i teʿarruz etmeyerek Maʿan'a îsâl etdikleri sübût-yâfte-i sıhhat-i rivâyetdir. Bu haber-i keder-eser Hudâvendigâr-ı sâbık-ı merhûmun intikālinden yirmi otuz gün evvel vâsıl-ı semʿ-i erbâb-ı ʿakd ü hal ve telâfî-yi mâ-fât bâz-
beste-i vakt-i mü’eccel olmuşidi. Şehriyâr-ı sütûde-etvâr hazretlerinin o aralıkda cülûs-i hümâyûnları vâkiʿ olmağın âsâyiş-i memleket lâzime-i ʿuhde-i saltanat ve neşr-i âsâr-ı ʿadâlet muktezây-ı ahkâm-ı serîr-i Hilâfet olmakdan nâşî, istifsâr-ı umûr-i hâss ü ʿâm ve istiʿlâm-ı ahvâl-i enâm eyleyerek, Ağa-yı mûmâ ileyhin celb-i emvâl-i habîseye bi't-tabʿ mâyil ve Der-i devlet'de [M1 101] niçe niçe vazîfesi olmayan umûra tesaddî ile irtikâbâta her bâbdan dâhil olduğu semʿ-i hümâyûnlarına vâsıl olmağla, bâlâda beyân olunduğu vech üzere mesnedinden tenzîl ve Ak-deniz'e doğru tesbîl olunmuşidi. Haber-i mezkûr bu defʿa Şâm tarafından ber-vech-i tafsîl inhâ ile mesmûʿ-i Şâhâne olduğundan başka, Sultân Ahmed Câmiʿi'nde mevlid-i Nebevî kırâ'et olunur iken, beher sâl müjde-i selâmet-i hâc ile vâsıl-ı dergâh-ı hilâfet-penâhî olan müjdeci-başıların ʿadem-i vüsûlü bâʿis-i iştiʿâl-i nâyire-i gazab-ı Pâdişâhî olup, Ağa-yı mûmâ ileyhin ser-felâket-zedesi bedeninden cüdâ ve Orta Kapu'ya vazʿ u ilkā kılındı. Cemʿ etdiği mâl kendüye fâyide etmeyüp, cemʿ-i mâla tergîb edenler ve bu behâne ile kendüleri mâl-ı Kārûn'a mâlik olanlar uzakdan nigāh-endâz-ı seyr ü temâşâ ve 'aleyhi mâ-yestahikku' kelâmıyla dehen-guşây-ı istihzâ oldular.
İşbu sene-i ʿamîmetü'l-meymenede huccâc hidâyet-minhâcın âminen ve sâlimen zehâb ü iyâblarına dâ'yir umûr ve husûsun küllîsine ber-vech-i devâm nizâm vermek içün huzûr-i hümâyûnda ʿakd-i encümen-i meşveret tasmîm olunup, Şeyhulislâm Efendi ve bi'l-fiʿl Sadr-ı Rûm Mehmed Sâlih Efendi ve Sadr-ı Anadolu Çelebî-zâde ʿÂsım İsmâʿîl Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Rûm ʿAbdurrahîm Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Şeyhî Monla Efendi ve sâbıkā Sadr-ı Anadolu Veliyyüddîn Efendi ve bi'l-fiʿl İstanbul Kadısı ve Nakībü'l-eşrâf, Şerîf Mehmed Monla Efendi ve Yeniçeri Ağası ve Sekbânbaşı ve Kul Kethudâsı ve Defterdâr Efendi bi'l-cümle Bâb-ı âlî'ye daʿvet ve salât-ı zuhr edâ olundukdan sonra destâr-ı ʿâdî ile Serây-ı hümâyûn'a ʿazîmet ve sünnet odasında cüz'î istirahatden sonra Silahdâr Ağa vesâtatıyla Revân odasına doğru revân ve takbîl-i dâmen-i Şâhâne'ye şitâbân oldular. Şehriyâr-ı Dârâ-gulâm feth-i kelâm ve: “Huccâc-ı Müslimîn'in nehb ü gāreti mukaddimâtına sebeb olan şahıs, ber-mûceb-i fetvâ iʿdâm olundu. Bundan sonra: “Tedbîr nedir?” deyü cümleye hitâb buyurduklarında, Sadrıaʿzam-ı kaviyyü'l-himem cevaba âgāz edüp, “Sâye-i hümâyûnlarında her husûsun vech-i lâyıkı üzere nizâmı verilür, ez-cümle Mîr-i hâclık tevcîh buyurulan Çeteci ʿAbdullah Paşa kullarına şu siyâk üzere emr-i ʿâlî terkīm ve Re'îsülküttâb Efendi'ye teslîm, ol dahi kırâ'et ile meʿâlini cümleye tefhîm eyledi. “Sizler ne dersiz?” hitâbıyla taraf-ı hümâyûndan huzzâr istintâk olundukda, emr-i şerîfin hâvî olduğu [M1 102] tedbîr müstahsen ve dil-pezîr olduğunu her biri bir vâdîde beyân ü takrîr etdiklerinde: “Âbâ vü ecdâd-ı kirâmımız leyl ü nehâr âsâyiş-i ʿibâd ve te'mîn-i bilâd ve ʿale'l-husûs umûr-i Haremeyn-i şerîfeyn'e hasr-ı evkāt eyledikleri maʿlûmumdur. Sıyânet-i Beytü'l-mâl ve
himâyet-i vedîʿa-i Melik-i Müteʿâl bir mertebe mültezem-i hümâyûnumdur ki, şu bâr-ı mugammede olan hâtem-i zerrîne darb-ı sikke edüp, umûr-i ʿibâda sarf ve helâlî hâtem istiʿmâl ederim” deyü derârîy-i kelâm-ı Mülûkâne'lerin rişte-keş-i intizâm ve: “Cümleden teveccüh-i derûn taleb ederim” hitâbıyla meclisi miskiyyü'l-hitâm buyurdular.
İcmâl-i ahvâl-i hüccâc ve müşâvere der-huzûr-i hümâyûn
Attribution
- Citation:
- "İcmâl-i ahvâl-i hüccâc ve müşâvere der-huzûr-i hümâyûn", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_247.html
Item Details
- Title:
- İcmâl-i ahvâl-i hüccâc ve müşâvere der-huzûr-i hümâyûn
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1171
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota