Terceme

Müşârun ileyh seksan üç senesinde Kapudâne bulunan Yûsuf Bey'in ʿabd-i halka-be-gûşu ve ʿitk-ı rakabe ʿakabinde sefînesinde çavuşu olup, o târîhde Patrona bulunan Cezâyirli Hasan Paşa ile ülfet ve ʿakd-i şeriket ve bi'n-nefs Özi ve Tuna havâlîlerine âmed-şüd ile tevsîk-peyvend-i ticâret edüp, kevkeb-i bahtı tâbân ve necm-i tâliʿi fürûzân olmak cihetiyle kârında ziyân ve beyʿ ü şirâsında noksân bulmayup, giderek sermâyesi müzdâd ve ribh-i ticâretden hâsıl olan nukūdu mütefâvit-i râdde-i aʿdâd olup, Cezâyirli nâyil-i Rütbe-i Vezâret oldukda, sebk-ı tecribe sebebi ile müşârun ileyhi Hazînedâr ve bir müddetden sonra Kapu Kethudâlığı'yla nâmdâr etmişidi. Makʿad-ı sıdka hırâmân olan Hudâvendigâr-ı sâbık, Cezâyirli gaybetinde biniş tarîkıyla Levend Çiftliği'ne esb-i ʿazîmeti sâyik olup, hengâm-ı ʿavdetlerinde [Ü3 90a] mahdûmu tarafından olarak müşârun ileyh gāyib ü hâzıra hedâyây-ı vâfire ve tuhaf-ı nâdire ʿarz u takdîm ve bu hidmet tabʿ-ı Mülûkâne'ye muvâfık gelüp, hakkında ʿâtıfet ü teveccüh-i Şâhâne taʿmîm olunmuşidi. Cezâyirli Hasan Paşa Âsitâne'ye vürûdunda takdîm olunan hedâyâyı istiksâr ve müşârun ileyhi gûfte-i mikraʿa-i tevbîh u âzâr edüp, bu vazʿ-ı gayr-i meʾmûlden müsteşʿir ve bu behâne ile izhâk-ı rûhuna mübâşir olacağını mukarrebân-ı Saltanat'a beyân ve refʿ-i ʿakīre-i feryâd ü figān etmekle, keyfiyyet sûret-i uhrâda huzûra ʿarz u takrîr ve Sadr-ı vakt bulunan Şâhîn ʿAli Paşa o günkü gün Sâhil-serây-ı Beşiktaş'a keyfe-me'ttefeka gelmiş bulunmağla, müşârun ileyhi Cezâyirli'nin ser-pençe-i işkencesinden tahlîs fikriyle Rikâb hidmetlerinin birinde istihdamı zebân-güzâr-ı Hıdîv-i rûzgâr oldukda: [Ü4 15a] “Azl ü nasb-ı gayr-i mûcib ile havâtır-ı erkânı tenfîr, sû'-i tedbîr kabîlindendir" deyü verdiği cevâb-ı hatîr tabʿ-ı Mülûkâne'yi tagyîr edüp, bilâ-mukābele sükût ile mu'âmele olunup, Sadr-ı müşârun ileyhin ʿavdetinde: “Yûsuf Ağa'ya Vezâret'le Mora Eyâleti'ni verdim. Şimdi getürdüp hilʿatini ilbâs eyleyesin” deyü hatt-ı katʿiyyü'l-medlûl Baltacılar Kethudâsı vesâtatiyle vasat-ı bahrda yed-i Sadr-ı vakūra vusûl bulup, velhân u hayrân serâyına şitâbân olup, fi'l-hâl müşârun ileyh ihzâr ve yevm-i mezkûr -ki bin yüz doksan [dokuz] senesi Şevvâl'inin on ikinci günü idi- bâ-Rütbe-i Vezâret Mora Eyâleti'yle des[t]-nevâzende-i kadr ü iʿtibâr kılınup, Mora'ya ʿazîmet ve birkaç mâh idâre-i memleket etmişidi. Sadr-ı vakt bulunan ʿAli Paşa ru’yet-i umûr-ı devletde râcil ve bâ-husûs sanʿat-ı kırâ'at ü kitâbetde kara câhil olduğundan, beyne'l-Emîr ve'l-Vezîr istitârı [Ü3 90b] vâcib olan serâyir, muzga-i efvâh-ı sagîr ü kebîr ve ʿazli savâb-dîd-i müşîr ü müsteşîr olup, nazm: İnne's-saʿâdete şey'ün leyse yüdrikuhâ Kavmün mine'n-nâsi illâ bi'l-mekādîr Memnûʿatün ʿan-ünâsin tâlibîne le-hâ Ve kad tükādü ilâ nâsin bi-teysîr me'âlinden rû-pûş-i gaflet olan Sadr-ı müşârun ileyh Vezâret'e lâyık görmediği kimse havl ü kuvvet-i Mâlikü'l-mülk-i ʿale'l-ıtlâk ile bin iki yüz senesi Rebîʿulâhır'ının yirmi dördüncü Pençşenbih günü hem-tâk-ı felek-i nüh-tıbâk olan Sadr-ı devlete takrîb olunup, kezâlik [nazm]: "Devlet ne be-iktisâb-ı ʿilm ü hüner est Vâbeste be-ahkâm-ı kazâ vü kader est" me'âlinden zâhil ve ʿatıyye-i Hakk'da kābiliyyet şart olmadığından gāfil Müfti'l-vakt ve Re'îsülküttâb Seyyid Feyzullah Efendi ittihâd ve nâ-azmûdegî-yi hâl [Ü4 15b] ve ʿillet-i hudûs-i ikbâl ile Sadâret'e ʿadem-i istîhâlini îrâd eylediklerini hılâl-i râhda istimâʿ ve Sadr-nişîn-i sürâdikāt-i iclâl olduğu gibi, ikisini birden ʿazl ve vatanlarından ibʿâd ü izmâʿ edüp, bu sebeble kibâr u sigār savletinden hâyif ve umûr-ı devlete keyfe-mâ-yeşâʿ mütevellî vü mutasarrıf olmuşidi. Merkezinde ʿale'd-devâm kıyâm ve iktisâb-ı şeref ve tahsîl-i merâm içün pûşîde-encâm olan ceng u hisâm kapuların açmağa ihtimâm edüp, Müfti'l-enâm bulunan zât dahi Sadr-nişîn-i Fetvâ olmazdan mukaddem temyîz-i üserâ mâddesinde medhûl ve beyne'n-nâs hidmeti gayr-i makbûl olup, isnâdât-ı nâsı defʿ irâdesiyle semt-i mümâşâtı ihtiyâr ve bu bâbda müşârun ileyhe hevâdâr olduğundan gayri, Feyzî Süleymân Efendi -ki o vakit ʿuzamây-ı ricâlden maʿdûd idi-: "Bu sefer on bin kîse ile hıtâm bulmak mukarrerdir. Ve Moskovlu'nun müttehidi olan Nemçelü ihtiyâr-ı külfet-i ceng etmeyeceği ems-i dâbirden ezhardır" deyü [Ü3 91a] Sadr-ı müşârun ileyhe ilkāy-ı hâdise vü vesvâs ve bu mülâbese ile hıdmet-i Riyâset'i ihtilâs edüp, müsteşrifân-ı hâl ü keyfiyyet olan hayr-hâhân-ı devlet "Lâ-tetemennev likā'e'l-ʿadüvv" mefhûmuna nazaran bu re'y-i beyyinü'l-butlânı tehcîn ü tezyîf ve esbâb-ı ceng mükemmel olmadığı muʿayyen ve düşmen bir iken iki olacağı emr-i müteyakkın olmağla, şimdilik düşmene müdârâ ile vakt-i istikmâl-i esbâba cengi tevkīf, devlete min-külli'l-vücûh hayırlu olduğunu taʿrîf etmişler iken müfîd olmayup, bu re'ye tâbiʿ olanlar mehân ve cengi istihsân edenler menâsıb ve iltifât ile kâm-rân olmuşlar idi. Mukaddemâ sefer ne netîce verdiği maʿlûm ve zaʿf-ı re'y ve noksâniyyet-i ʿakl ne âfetler tevlîd eylediği [Ü4 16a] sahâyif-i havâtırda mersûm olup, sâl-i mezkûr Receb'inin yirmi altıncı günü Sadâret'den min-gayr-i müsâderetin ʿazl olunup, beyne'n-nâs mehâbet-i zâtiyye ve kuvvet-i mâliyye ile müştehir olduğundan, umûr-ı seferiyyede istihdâmı münâsib görülüp, Vidin Serʿaskerliği'yle kadr ü şânı muhâfaza vü vikāyet ve o hılâlde Sivas ve baʿdehû Karaman eyâletleriyle müşârun ileyhe iʿânet ve iki yüz beş Safer'inde Köstendil Sancağı'yla tahkīr ve iki yüz beş Rebîʿulevvel'inde Bosna Eyâleti'yle tevkīr olunup, mebde'-i âheng-i ceng olmak hasebiyle “Dâğ-est-i hemân çâre-i dâğî ki köhn şod. Hem-nakş-ı kadem mahv-kuned nakş-ı kadem-râ" mefhûmuna riʿâyeten maslahat-ı âştî vü sitîz ʿuhdesine ihâle olunmak tecvîz-kerde-i erbâb-ı temyîz olup, Köstendil'den hareket ile Bosna Yeni-bâzâr'ına vusûlünde, tekrâr mühr-i hümâyûn ile karîrü'l-ʿayn ve ʿunvân-ı Serdâr-ı ekremî ile me'mûr-ı muhârebe-i hasmeyn oldu. İki yüz altıda terk-i mükâfeha ve ʿakd-i musâlaha ile Âsitâne-i saʿâdet'e ʿavdet ve sâl-i mezkûr Ramazân'ının [Ü3 91b] on birinci günü Sadr-ı devletden müfârakat edüp, ʿizz u vekār ile Anapa Serʿaskerliği ve Trabzon Eyâleti ʿuhdesine tefvîz olunup, cânib-i mezbûra şitâb ve iki yüz yedi senesi Cumâdelûlâsı'nın on sekizinci günü Cidde mansıbı ve Medîne-i münevvere muhâfazasıyla ʿizz ü şeref iktisâb edüp, yedi sene o makām-ı vâcibü'l-ihtirâmda hıdmet-i reft-rûbî-yi Ravza-i Seyyidü'l-enâm ʿaleyhi efdalü's-salâti ve's-selâm ile iştigāl ve târîh-i mezkûrda dâr-ı fenâdan dâr-ı bekāya irtihâl eyledi. Müteveffây-ı müşârun ileyh mehîb ü vakūr ve müşekkel ü gayûr, Beytülmâl-i Müslimîn'i itlâf ü izâʿadan [Ü4 16b] mücânib ve ihâta-i idrâki kadr-ı nâmûs-ı Saltanat'ın hıfzına müvâzıb olduğundan gayri, menhiyyâtdan keşîde-pâ ve icrây-ı vâcibât-ı dîniyye ile rızâ-cûy-ı Hudâ olup, eyyâm-ı mesâffda metîn ve celâdetde mânend-i şîr-i ʿarîn ve cûd ü sehâda muʿtedil ve gıll ü gışşdan pâk-dil bir Vezîr-i dilîr idi. Ancak berrânîden gelme Vezîr olduğundan, rüsûm-ı devletden bî-haber ve ricâl-i devlete sû'-i zannı olduğundan, akvâl-i esâfil-i etbâ'ı 'indinde muʿteber olup, çok kerre ittifâk ile karâr bulmuş maslahat-ı devleti dâyiresinden ednâ bir kimse gelüp, hanzalistân re'yiyle telh ve o mâddeyi ibtâl ü fesh edüp, bu sûretle etbâʿına mağlûb ve nâsa hüsn-i zann etmekle maʿyûb idi, “Ve eyyü'n-nâsi leyse lehû 'uyûb”. Penâh Süleymân Efendi müşârun ileyhin Sadâret-i ûlâsında bu fenâ-gehden rıhlet edüp, mutasarrıf olduğu Anadolu Muhâsebesi münhall olmuşidi. Kapucu-başıların muʿteberlerinden biri o günkü gün keyfe-me'ttefeka müşârun ileyhin ziyâretine varup: “Penâh Efendi vefât edüp, mansıbı olan Anadolu Muhâsebeciğili mahlûldur. [Ü3 92a] İsterseniz size tevcîh edeyim" dediği meşhûr u mütevâtir ve resm-i devletden bî-haber olduğu zâhirdir. Ancak “Ve fi'l-havâdisi ve'l-eyyâmi tecrîbü” mefhûmu üzere giderek dekāyık-ı devlete tahsîl-i vukūf edüp, şân-ı devleti muhâfaza ve nev-be-nev Devlet-i ebed-müddet'e hidmet etmeği mülâhazadan hâlî değil idi. Sâhib-i terceme ile mahdûmu Zuhalî ve kevkeb-i bahtları dâyimâ müstaʿlî bulunup, baʿzan sukūt u vebâl sebebleriyle kendülerine idbâr u inhitât târî olsa bile, fi'l-hâl nuhûsetleri saʿda münkalib ve necm-i râciʿ-i ikbâlleri [Ü4 17a] istikāmeti müstevcib olup, bu 'illetle aʿdâları çok kerre intihâz-ı fursatla vücûdlarına îsâl-ı mazarrat kaydında oldular ise dahi, min-külli'l-cihât mekr u keydlerinden masûn ve biri hâmil-i mühr olduğu hâlde ve dîgeri böyle bir makām-ı mübârekde zâyik-ı şerbet-i sekret-i reybü'l-menûn oldu. Müşârun ileyh Muhâdiye Cengi'nde Nemçe taburunu şikest ve İmperator'un sît-i debdebesin pest ve devleteyn-i müttefikayn ile ʿakd-i musâlaha ve tavâyif-i ecnâd ve reʿâyây-ı zaʿîfü'l-iyâda teʿalluk eden zahmet ü meşakkat-i seferiyyeyi izâha edüp, Medîne-i münevvere'de yedi sene emr-i muhâfazada vech-i murzî üzere kıyâm ve Yenbûʿ Vakʿası'nda bezl-i cehd-i tâm ile o erâzî-yi mukaddeseyi mahrûs-i zarar-ı aʿdây-ı li’âm eylediğinden fazla, celb-i zehâyir ve emniyyet-i turuk u meʿâbir mekāsıdıyla diyâr-ı Necid'e müstevlî olan Vehhâbiyân ile kerem-i ülfet ve pey-der-pey celb-i erzâk ile sükkân-ı Tîbe-i tayyibe'yi vâreste-i zîk-ı maʿîşet ve şiddet-i siyâsetle etrâf-ı şehirde olan lusûs-ı Aʿrâb'ı terhîb ve dâhilde olan bî-edebânı teʾdîb ile ehâlîyi gunûde-i pister-i râhat u huzûr ve şahs-ı vâhid bir merhale mahalle münferiden gidüp gelmek ancak vaktinde vâkiʿ olduğu meşhûr ve bâğ-zâr-ı cihânda meyve-i merâmı kemâle yetmiş muʿammerînden idüği gayr-i mestûrdur; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî.
Attribution
Citation:
"Terceme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_496.html
Item Details
Title:
Terceme
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1215
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota