Etrâf-ı memâlik-i ma'mûrede devâ'î-yi şeref-i saltanat ile teferrüd eden mülûk ü selâtîn-i 'izâmın her biri muhît-i dâyire-i devleti olan emâkin-i vesîʿanın umûr ve husûsunu bi-nefsihî idârede ʿâciz olup, âharın i'ânetine muhtâc olduğu zâhir ve muʿâvinlerin akvâ ve elzemi dahi vülât ve 'ummâl olup, mutasarrıf oldukları memâlikin zavâhî vü nevâhîsinde müdebbir ü 'âdil Vâlî ve ʿâmil-i müstekarr olduğu hâlde memleketleri ma'mûr u âbâd ve ehâlîsi refâh-ı hâl ile dil-şâd olacağları bedâhet-i ʿakl ile sâbit olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik Şehriyâr-ı İskender-haşem dâme mâ dâme'l-ʿâlem hazretleri bu keyfiyyeti nûr-i ilhâm ile keşf ü tahkīk buyurup, eşref-i tabakāt-ı enâm ve mümehhid-i kavâʿid-i Devlet-i ebed-kıyâm olan vüzerây-ı 'izâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmın intizâm-ı hâllerine ihtimâm olunmasını iltizâm buyurup, şöyle ki, [Ü2 30b] seferler takrîbi ile şerâfet-i zâtiyye ve 'arâkat-ı asliyyeden muʿarrâ kati çok kimesneler mesbût-ı cerîde-i vüzerâ ve mukayyed-i defter-i ümerâ olup, vüzerâya mahsûs olan menâsıb-ı ʿaliyye, 'illet-i kesret ile ekall ve bi'z-zarûre mîr-i mîrânlara muhtass olan elviye, taraflarına muhavvel olup, kalîlü'l-cedvâ menâsıbda teʿayyüşleri düşvâr ve fukarâ vü zuʿafâyı tâkat gelmeyecek derecelerde garâmet-i mâliyye ve tezâyuka giriftâr eylediklerinden gayri, beylerbeyiler dahi bilâ-mansıb zevâyây-ı arzda tek ü tenhâ zîk-ı ʿayşa mübtelâ ve Memâlik-i mahrûse nâfizü'l-hükm ve kaviyyü'l-iktidâr vülâtdan hâlî kalup, taraf taraf gürûh-ı eşkıyâ zuhûruyla "el-Hükmü li-men galebe" beliyyeleri rû-nümâ olmağa başlamış idi.
Hifz-ı memleket muktedir vüzerânın vücûduna merbût ve kudret husûlü, kesîrü'n-nemâ menâsıb tasarrufuna meşrût olup, bu fesâdın indifâʿı [Ü1 30a] zımnında iʿmâl-i fikr ü
reviyyet ve müceddeden bir nizâm-ı müstahsen vazʿıyla tegayyüründen mücânebet olunması katʿâ matlûb-ı Pâdişâh-ı Felâtûn-menkabet olduğundan, erkân-ı devlet ve müdebbirân-ı Saltanat bir mahalle gelüp, kadh-i zinâd-ı ʿukūl ve bu mâdde-i lâzimü'l-ihtimâma vazʿ-ı kavânîn ü usûl etmişler idi. Kānûn-nâme-i mezkûre defâtir-i teşrîfâtda ber-vech-i tafsîl mukayyed olup, mâdde-i asliyyeye halel terettüb etmemek üzere semt-i îcâz ve ihtisâr ihtiyârıyla mecelle-i vekāyiʿa sebti istihsân ve ol bâbda tahrîk ve intâk-1 hâme-i dü-zebân kılındı.
Maʿlûm ola ki, ehliyyet ü istihkākları zâhir olan vüzerây-ı ʿizâmdan bir müddetden berü menâsıb tevcîhinde câyize-i muʿayyeneden fazla boğça-behâ alınmak hukūk-ı sâbite menziline resîde olup, ehliyyeti olmayanlar lâ-mahâle kuvvet-i mâliyye ve nukūd-ı muʿaccele ile tahsîl-i matlab ede [Ü2 31a] -gelmeleriyle, ʿalâ kile't-takdîreyn vukūʿ bulan mesârıf-ı zâ'idenin ihrâcına ihtimâm lâzım gelüp, vüzerâ zulm ü iʿtisâfa mecbûr ve bu sebeble fukarâ vü zuʿafâ perîşân u mağdûr olmuşlar idi. Tahsîl-i fâyideteyn iltizâmıyla fîmâ-baʿd vüzerây-ı ʿizâm ve Mîr-i mîrân-ı kirâmdan ibkā ve tevcîh-i menâsıbda boğça-behâ alınmak memnûʿ olup, bu defʿa tahsîs kılınan câyize ile iktifâ ve bi-hasebi'l-iktizâ bir seneden mukaddem ʿazl vâkiʿ olduğu hâlde mukaddem verdikleri câyize hisâbıyla takāss olunup, ziyâde şey' iddiʿâ olunmaya. Ve müddet-i kalîlede vülât-ı ʿizâmın bilâ-sebeb menâsıbdan infisâllerinin zarar u ziyânı evvelen bizzât fukarâya ve sâniyen bi'l-ʿarz taraflarına ʿâyid olup, şöyle ki, vüzerânın bir mahalden bir mahalle hareketlerinde etbâʿa bahşiş ve yollarda hükkâm ü aʿyân makūlelerine pûşiş masrafları derece-i kemâle bâliğ olup, [Ü1 30b] kezâlik fukarâ dahi yem ve yiyecek ve kudûmiyye nâmıyla mesârıf-ı kesîreye giriftâr olacakları bedîdâr olduğundan gayri, vülât ve ʿummâlın menâsıbda istikrârları ʿimâr u âbâdânî-yi vilâyete ve kendülerinin tedrîcî kesb-i refâhiyyetle nizâm-ı hâllerine sebeb olup, zarûret ilcâ etmediği hâlde ekalli üç sene mansıblarına mutasarrıf olup, ʿazl lâzım geldikde civârda vâkiʿ menâsıbın biri tevcîh ve tevcîhâtda dahi münâsebet-i emkine ve riʿâyet-i ezmine iltizâm olunup, farazâ bir Vezîr nemâlu mansıbın birinden istîfây-ı hazz eyledikde, kalîlü'n-nemâ menâsıbda mütemekkin olanların biriyle mansıbı mübâdele olunmak ve sevâhil ü cezâyirde vâkiʿ menâsıba tevellâ eden vüzerâ, deryâdan baʿîd mahallere sevk olunmayup, mücâvir oldukları menâsıbın biri tevcîh ve tedârük-i mevâşî vü havâşî kaydıyla gāyileden [Ü2 31b] vâreste vü tenzîh ve kezâlik kapusu maʿmûr ve devâbb ü mevâşîsi mevfûr olan vüzerâya cezâyirde vâkiʿ menâsıb teklîf
olunmayup, tedârükü vakte muhtâc olan devâbb ü merâkibi izâʿa vü itlâf olunmaya. Ve eyâlât dâhilinde vâkiʿ olup, mîr-i mîrânlara mahsûs olan menâsıb, tevcîhât mevsiminde ve hall-i İlâhî vukūʿunda Vâlî-yi Eyâlet ʿarzıyla münâsiblerine tevcîh olunup, bu sebeble vüzerânın nüfûz ve iʿtibârları istihsâl olunmak ve ihâta-i menâsıbdan hâric kalan mechûlü'l-hâl mîr-i mîrânlar Âsitâne'ye gelüp, hâl ü şânları tahkīk olundukdan sonra, kābil-i istihdâm olanları vüzerâya taksîm ve eyâletlerinde vâkiʿ elviye birkaç senede bir münâvebeten mûmâ ileyhime ʿarz olunup, fi'l-hâl tevcîh ve emri terkīm olunmak ve vüzerâ dilerler ise beylerbeyilerinin baʿzılarını Kethudâlık hıdmetlerinde istihdâm eyleyeler. Ve şimdiki hâlde dâyire-i Saltanat yirmi üç eyâletden ʿibâret olup, [Ü1 31a] vüzerây-ı ʿizâm dahi, bu ʿadedi tecâvüz etmeyüp, hall vukūʿunda ve mülhakāt infikâkinde Mîr-i mîrân-ı kirâmın mütedeyyin ve munsif ve mücerrebü'l-etvârından biri ve yâhûd Devlet-i ʿaliyye'de perverde olmuş mizâc-ı devlete vâkıf ve tedbîr-i mülk ve siyâset-i reʿâyâya ʿârif kimseler intihâb olunup, nâ-ehlin sevk ü takrîbinden ictinâb olunmak ve bir şahıs hakkında Vezâret irâde olunup, şahs-ı mezkûrun ʿadem-i kābiliyyeti maʿlûm olduğu hâlde, hakīkat-i keyfiyyeti huzûr-ı lâmiʿü'n-nûr-ı Pâdişâhî'ye ʿarz ve mahzûru beyân olunup, hıfzan li'n-nizâm sarf-ı irâdeye ihtimâm olunup, te'vîlât ve tesannüʿât ile tervîc-i mâddeden ihtirâz oluna. Ve Mîr-i mîrânlık tevcîhi dahi Vezâret gibi [Ü2 32a] olup, şurût-ı mezkûreye riʿâyet oluna. Ve zulm ü gadr, memleketlerin harâbına sebeb olacağı bedîhî olmağla, vüzerâ ve Mîr-i mîrân dahi mutasarrıf oldukları eyâlât ve elviyede vedîʿa-i Bârî olan fukarâ vü zuʿafâya zulm etmeyüp, vukūʿ bulan daʿvâlarını hükkâm-ı şerʿ maʿrifetleriyle hakk u ʿadl üzere fasl edüp, müsvedde vü bühtân ile reʿâyâyı izrârdan ve şerʿî görülmüş mâddeleri istînâf ve mâdde-i vâhideyi tevsîʿ içün müstakıllen bir karyeye ilkāy-ı şerr ile ehâlîyi tecrîm ü tagrîmden istinkâf eyleyeler. Ve vukūʿ bulan deʿâvî zımnında taʿyîn eyledikleri etbâʿa kurb ü buʿd-ı emkineye nazar ile muʿtedil ücret-i kademiyye tahsîs olunup, karyenin daʿvâsı kasabaya ve kasabanın karyeye sirâyet eylemeyüp, mübâşirin müddet-i ikāmetinde vukūʿ bulan mesârıfı dahi, mutlakā müddeʿâ-ʿaleyh tarafından ru'yet ve hıdmet-i Mübâşiriyye husûsu müddeʿî-yi mütemerrid şurûtuna tatbîk oluna. Ve vüzerây-ı ʿizâm dâ'ireleri ʿan-asl eclâf ü erâzil-i nâsdan masûn iken, el-hâletü hâzihî ekser etbâʿları düzd ve harâm-zâde makūlelerinden [Ü1 31b] müretteb olup, fi'l-asl ʿutuvv ü fesâd o misillü eşhâsdan zuhûr edegeldiği mütebeyyin olmağla, vüzerây-ı ʿizâm bu keyfiyyete dahi
dikkat edüp, dâ'irelerinde bulunan etbâʿi zabt ve semt-i tecâvüz ü taʿdiye sülûkünden menʿ edüp, mütenebbih olmayanları tard u tecnîb ve yedlerinde izni hâvî buyuruldu olmadıkça sâyir vüzerâ dâyirelerine idhâl etmeyüp, fukarâyı ızrâr kasdıyla serserî geşt ü güzâr edenleri, bulundukları mahallerin vülât ve zâbitânı vech-i lâyıkı üzere te'dîb eyleyeler. Ve yedlerinde buyuruldu bulunanların tevârîhi, mekân ve zemâna tatbîk [Ü2 32b] olunup, hîle zuhûrunda kemâ-kân mâ-yelîkleri icrâ oluna. Ve bir zemândan berü vüzerâ kapu kethudâlıkları nâ-ehle münhasır olup, miyânede olan dâd ü sitedleri dahi mühmel ü müşevveş olduğundan fazla, ferdi zevc ve hazîzi evc eyleyerek, mesârıf-ı mechûle tertîb ü tanzîd ve usûl-i mesârıf 'add eyledikleri emvâli yevmen-fe-yevmen tevlîd ve ferʿi asl ve nemâyı vasl eyleyerek, re's-i senede defterlerin tecdîd ile vüzerâyı edây-ı deyn eyleyecek merkezden tecrîd eyledikleri mütehakkak olup, binâ'en-ʿalâ-zâlik bundan böyle vüzerây-ı ʿizâm kapu kethudâları altı nefer devlet müteʿayyinlerinden ve sadâkat ü istikāmet erbâbından olup, ahz ü iʿtâlarını hakk u ʿadl üzere görüp, re's-i senede mesârıfât-ı sahîhalarının gass ü semîni Sadrıaʿzam kethudâları tarafından ba'de't-tefrîk temhîr ü tasdîk ve vüzerây-ı ʿizâmın yedlerine vusûl buldukda, mevcûdundan edây-ı deyn mevcûdu olmadığı hâlde ceste ceste teslîmini farz-ı ʿayn bilmek ve vüzerâdan kable edâ'i'd-deyn vefât edenin Kapu Kethudâsı'na olan deyn-i sâbit ü sahîhi ibtidây-ı emrde muhallefâtından te'diye olunup, kezâlik kapu kethudâlarından biri fevt olur ise alacağı [Ü1 32a] tahsîl, veresesine teslîm olunmak ve Kapu Kethudâlık tebdîli lâzım geldikde, bâlâda muharrer altı neferin birine ihâle vü tefvîz ve hâricden şahs-ı âhar tedârük olunmayup, bunlardan biri mefkūd olduğu sûretde evsâf-ı sâbıka ile mevsûf âdem taʿvîz olunmak kānûn kılınup, işbu kānûn-nâmenin bâlâsı hatt-ı hümâyûn ile tezyîn ve ilâ-mâ-şâ'allah düstûru'l-ʿamel olup, bir maddesi ilgā vü terkīn olunmamak esbâbı tahkîm ü tarsîn kılındı. [Ü2 33a]
Nizâm-dâden-i ahvâl-i vüzerâ ve Mîr-i mîrân
Attribution
- Citation:
- "Nizâm-dâden-i ahvâl-i vüzerâ ve Mîr-i mîrân", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_081.html
Item Details
- Title:
- Nizâm-dâden-i ahvâl-i vüzerâ ve Mîr-i mîrân
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1210
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota