Hubûbât Nezâreti'nin Şıkk-ı Sâlislik mansıbına inzımâmı ve zehâyir cemʿinin sûret-i hüsn-i intizâmı cild-i evvelde mücmelen beyân ve fevâyid-i şâmilesi ʿalâ tarîkı'l-îcâz zikr ü ʿiyân kılınmışidi. Bu esnâda nezâret-i merkūmeye baʿzı zamâyim ve şurût izâfe olunup, tafsîli lâzım geldiğinden ney-pâre-i kalem-i dü-zebân-ı intâk ve bu vechile tezyîn-i ruhsâre-i evrâk kılınur ki, Âsitâne-i saʿâdet'de ictimâʿı zarûriyyât kabîlinden olan mahlûkātın akvât-ı yevmiyyeleri, eyyâm-ı sayfda ber-vech-i sühûlet idâre vü temşiyet kābil ve şiddet-i şitâda murâkıb-ı bahriyyenin seyri mümteni olduğundan, celb-i zehâyir müteʿazzir ü müşkil olup, bu esbâb ile eyyâm-ı şitâda kaht ü galâ hüveydâ ve nüfûs-ı halâyık zarûret-i teʿayyüşe
mübtelâ olurlar idi. O mevsimlerde kâr-fermâ-yı fürûʿ ve usûl olan erbâb-ı ʿukūl Tersâne'de baʿzı mehâzin binâsıyla şitâ zahîresini vaktiyle mübâyaʿa ve tedârük etmeği maʿkūl görmeleriyle, semen-i bahs ve kıymet-i ehass ile zehâyir mübâyaʿası tertîb ü taʿyîn ve tavʿan [e]v kerhen mukdim mübâşirler ile tahsîl ve enbârlara teşhîn olunmağla, fi'l-cümle defʿ-i zarûret ve husûl-i refâhiyyet tebeyyün edüp, [Ü2 23a] ancak bu sebeble reʿâyâ ve ashâb-ı emlâk tehammül-i bâr-ı zulm ile derd-nâk ve pençe-i saht-gîr-i zalemeden dâmen-i sabr u karârları çâk-çâk olmuşidi. Vaktâ ki nevbet-i Hılâfet ve erîke-i Saltanat bi'l-irsi ve'l-istihkāk Şehriyâr-ı sütûde-ahlâk dâme mâ-dâme [Ü1 22b] 'l-enfüsü ve'l-âfâk hazretlerine teveccüh ve ʿâlem-i sâye-i merâhim-vâyelerinde iktisâb-ı bülga-i tenaʿʿüm ü tereffüh eyledi. Mübâyaʿa beliyyesini refʿ ile fukarâ ve reʿâyâyı vâreste-i zarûr u ziyân ve nâm-ı ʿadâletlerin mersûm-ı kitâbe-i eyvân-ı Keyvân buyurmuşlaridi. Ancak tekallübât-ı rüzgâr iktizâsıyla menbit-i hubûbât olan baʿzı emâkin şimdilik tasarruf-ı devletden mütebâyin olup, bu vechile mukaddem tertîb olunan zehâyir vefâ etmeyüp, sükkân-ı Belde-i Tayyibe zahmet-keş ve kulûb-ı kâr-sâzân-ı devlet muztarib ü müşevveş olup, bu ʿilletin zevâli ve bu müzâyakanın refâhiyyete ibdâli bâbında erkân-ı devlet ser-be-zemîn fikret ve birkaç meclis-i dâyire-nişîn-i meşveret olmalarıyla, bilâhare cemʿ-i zehâyir fîmâ-baʿd tüccârın hîta-i iktidârından hâric olup, sâhib-i vücûd bir zâtın idâresine kuvvet ve himmet-i devlete muhtâc olduğunu Rikâb-ı kâm-yâb'a ʿarz u inhâ ve münâsibi üzere tanzîm olunmak ruhsatı rû-nümâ oldukda, Şıkk-ı Sâlislik mansıbı -ki rütbesi celîl ve hıdmeti metrûk olduğundan mutasarrıfının kadr ü iʿtibârı ekall-i kalîl idi- Hubûbât Nâzırı olanlara ilhâk ve Necm-i Dünbâle-dâr-ı ʿizz ü şânları işrâk olundukdan sonra, hazîne-i mevâhib-i defîne-i Şâhâne'den beş bin kîse ifrâz ve bir hazîne-i müstakille iʿtibâr olunup, râyicü'l-vakt üzere etrâfdan zehâyir iştirâ ve pey-der-pey enbârlara imlâ ve fi's-sayfi ve'ş-şitâ habbâzlara iʿtâ ve devr-i dâyim kāʿidesi üzere hazîne-i mezkûre iʿmâl [Ü2 23b] ve nemâsı istihsâl olunup, umûr-ı uhar-ı devlete bir akçası sarf olunmamak ve Hubûbât Nâzırı'na her vechile nüfûz-ı kelâm ve istikbâl-i tâm verilüp, müdahale-i nâ-becâdan vikāye olunmak şurûtu temhîd ve hazîne-i mezkûre içün cenb-i hazîne-i kadîmede kârgîr bir hazîne binâ vü teşyîd olunup, hıdmetleri [Ü1 23a] matlablarına ve tarîklerine mâniʿ olmamak
şurûtu ile Rûznâmçe-i Evvel Kalemi'nden bir Sergi Halîfesi ve Ocaklusunun kefâlet-i mutlakasıyla Mehterân-ı Hayme-i Hâssa Ocağı'ndan bir Veznedâr nasb ü ihtiyâr ve meʿâşlarına medâr olmak içün Îrâd-ı Cedîd Hazînesi'ne kıyâsen her biri senevî ikişer bin guruş meʿâş ile behre-dâr kılunup, fi-külli-yevm vâkiʿ olan dahl ü harcı Şıkk-ı Evvel ve Sâlis'e takdîm ve sermâye vü hâsılât Veznedar'a teslîm olunup ve noksân zuhûrunda Veznedâr edâsına mütefekkil ve zahîre mebâliğinin cihet-i sarfı sâyir tezâkir-i mîrîye müşâkil olup, gāyet-i emrde nâzırlar zahr-ı tezkireye “Sahh” keşîde etmedikçe, Zahîre Hazînesi'nden akça verilmamek ve mâh-be-mâh îrâd ü mesârıf tezâkir-i yevmiyyeye tatbîk ve Nevl Kalemi'ne kayd olunup, zahîre umûruna dâ'ir akça verilmek lâzım geldikde, Hubûbât Nâzırı taʿyîn-i mâdde ile takrîr yazup, hatt-ı hümâyûn sudûrundan sonra iktizâ eden meblağ verilmek ve müstaʿcelen tüccâra akça iʿtâsı muktezî oldukda, aklâma mürâcaʿat fevt-i vakti mûcib olur ise, teshîlen li'l-maslahati nâzırlar akçayı verüp, baʿdehû Defterdar Efendi telhîs edüp, kāyime ve tezkire oldukdan sonra, sergiye masraf-ı kayd ve bilâ-tezkire kayddan hazer olunmak, Kapan Veznedârı habbâzândan tahsîl eylediği zehâyir akçalarını ʿarîn-ʿani'l-gışş nakd-i sahîh olarak Zahîre Hazînesi'ne getürüp teslîm [Ü2 24a] ve zimmet-i sûretlerine işâret ü terkîm ve lede't-tekmîl tahvîl ve rûznâmçe olunup, temessük verilmek ve zahîre mâddesi ʿan-asl Nevl Halîfesi maʿrifetiyle idâre olunagelüp, el-hâletü hâzihî hubûbât umûru tecessüm edüp, hazîne ifrâziyle müstakıll Defterdârlık olduğundan, bir kalem-i mahsûsa muhtâc olduğu bedîdâr ve Nevl Halîfesi kalem-i mezbûrun [Ü1 23b] Baş-halîfesi iʿtibâr olunup, nevl hisâbını ve zimem ve enbârın ahz ü iʿtâsını ʿalâ hidetin defâtire kayd ve teslîmâtı zabt u sebt ve bu umûra dâ'ir tahrîri mühimm olan evâmir ve takrîr içün Nâzır maʿiyyetinde bir Mektubçu ve bir Kîsedâr'ın vücûdu lâzım olup, nasb ü ʿazilleri Nâzır yedinde olup, Mektubçu olanlar hâcegândan olursa, bu hidmet emeline mâniʿ olmayup, münâvebe tarîkıyla tevcîhâtda Nâzır iltimâsiyle mansıb olmak ve Nevl Halîfeliği münhall oldukda, maʿiyyetinde tertîbât-ı zabt eden Kâtib müstaʿidd olduğu hâlde câ-nişîni olup, anın yerine zabt-ı kuyûd-ı ahkâm eden muktedir ise taʿyîn oluna. Ve haftada iki günden gayri taʿtîlleri olmayup, Kapan'a vürûd ile yevmiyye sarf olunan zehâyir, Hubûbât Nâzırı'nın maʿlûmu olup, vukūfu olmadan bir mahalle habbe-i vâhide verilmemek ve mahsûs âyende vü revendeye nezâret içün bir muʿtemed
âdemîsi Kapan'da ikāmet edüp, muttaliʿ olduğu ahvâli haber vermek ve Hubûbât Nâzırı'na beher mâh Zahîre Hazînesi'nden müretteb olan üç bin guruşdan maʿiyyetinde olan Mektubçu ve Kîsedâr ve sâyirin meʿâşları idâre olunamayup, anlara dahi mikdâr-ı vâfî meʿâş lâzım gelmekle, binâ'en-ʿalâ-zâlik Mektubçu ve Kîsedâr'a senevî beş bin guruş ve Veznedâr'a ve Tertîbât Kâtibi'ne ve Ahkâm Mukayyidi'ne senevî ikişer bin guruş -ki cemʿan on üç bin guruş- kezâlik Hazîne-i Zahîre'den meʿâş [Ü2 24b] taʿyîn olunup, fekat Kapan'a taʿyîn eyleyeceği âdemin şehriyyesini mûmâ ileyh vermek ve Nevl Kalemi'nin ʿan-asl sefâyinden binde üç guruş harc-ı kalemi olup, bu fâyideden mahrûm olmamalariyçün binde bir guruş alınup, re's-i şehirde ne mikdâra bâliğ olursa kâğıd ve defter ve odacı mesârıfı çıkdıkdan sonra [Ü1 24a] bâkīsi Nevl ketebesi beyninde iktisâm olunup, Gümrük emînleri dahi zahîre mâddesine kemâliyle dikkat edüp, bi-hasebi'l-iktizâ defʿ ü reddi ve ru'esânın gümrükde küfelâsı alınup, tazmîn lâzım geldikde küfelânın müteʿahhid-i zamân olması ve zahîre umûruna me'mûr olanların kātıbeten tecnîb ü takrîb ve te'dîb ü terhîbleri zahîre defterdârlarına muhavvel olup, nüfûz u iʿtibârları kemâ-yenbagī muhâfaza olunmak ve Arnabûd tâyifesi tevzîʿ bedelini vermekde ʿan-asl teʿannüd üzere olup, mîrî ve tüccârın katʿî çok akçası zimmetlerinde terâküm ve kendüleri sûret-i iflâsda görünüp, akçaları nâs üzerinde kalmış vâdîlerinde izhâr-ı tezallüm edegeldikleri zâhir olmağla, fîmâ-baʿd mahlûl olan furûn merkūmlara verilmeyüp, bir zemân hâlî kaldıkdan sonra reʿâyâdan birine verilüp, mefkūd olan etmekçi zimmetinde mîrî akçası tebeyyün eder ise, temâmen mîrîye edâsı teʿahhüd etdirilüp, tüccârın matlûbu çıkarsa bi't-terâzî tenzîl ve taksîte rabt ve bu husûsa İstanbul kadıları ve zahîre defterdârları ihtimâm etmek ve Matbah-ı ʿâmire ve Tersâne Zindânı'nda mîrî enbârlarından verilan zahîrenin akçası bi'n-nefs ümenâdan alınup, Beksimekci-başı dahi râyicü'l-vakt üzere iktizâ eden hıntasını Kapan'dan alup, Kapan'da bulunmadığı hâlde nakden akçası ile mîrî enbârlardan almak ve akçasını pîşîn vermedikçe verilmemek ve Silistre ve Nigbolu [Ü2 25a] ve Ruscuk ve İsâkçı enbârlarında zahîre sermâyesinden iştirâ vü iddihâr olunan zehâyir beher sâl hıfz olunup, tecdîd ve ibdâl sûretinde devr olunup, bir mahalle sarf olunmamak ve bi-hasebi'l-lüzûm bir mahalle verilmek lâzım geldikde, akçası Zahîre Hazînesi'ne teslîm olunmak ve vülât ve ʿummâl buyruldusuyla taleb ü ahz menʿ olunup, bu makūle teʿaddî vukūʿunda müteʿaddîlerden [Ü1 24b] bilâ-ihmâl bedeli tahsîl olunmak ve
zahîre celbi külliyyen cânib-i mîrîye münhasır olmak Kapan tüccârının katʿ-ı erzâk ile ye's ü hirmânlarına sebeb olacağı âşikâr olmağla, celb-i zahîrede olan tekellüfden vâreste olmak içün mütemevvil tüccâra zahîre sermâyesinden akça verilüp, âfâtına mîrî karışmayarak celb ve enbârlara teslîm eylediklerinde, Kapan'da cârî olan râyicinden üç beş pâre noksân ile hisâbı ru'yet olunmak ve sermâyeden hâsıl olan nemâdan zahîreye müteretteb olan umûr ru'yet olunup, temâdî-yi vakt ile nemâda kesret hâsıl olursa Darb-hâne'ye nakl ve lede'l-iktizâ seferiyye umûruna ve serhadler levâzımına sarf câyiz olup, sermâyeye sirâyetden ittikā olunmak üzere bu maslahat-ı cesîmeye telâhuk-ı efkâr ve tedâbîr-i uli'l-ebsâr ile karâr verildiği huzûr-ı mevâhib-mahsûr-ı Mülûkâne'ye ʿarz u işʿâr olundukda, “İşbu nizâm Dîvân-ı hümâyûn'um ve nevl kalemlerine kayd olunup, ʿale'd-devâm icrâsına kıyâm ve hılâfından hazer-i tâmm ve zahîre sermâyesini hıfz u vikāyet ve tahsîlâtına dikkat ve tüccârı sıyânet birle istihsâl-i esbâb-ı isticlâb-ı zehâyire ikdâm oluna” deyü hatt-ı hümâyûn-ı şeref-bahş sudûr olup, bâlâsı hatt-ı şerîf ile müzeyyen nizâm-ı mezkûr, [Ü2 25b] Dîvân Kalemi'ne kayd ve ʿilm ü haberi Nevl Kalemi'ne verilüp, bir sûreti dahi Zahîre Nâzırı'na iʿtâ ve Nâzır ve ketebeye müstakıllen bir dâyire binâsının lüzûmu ʿarz-ı bârgâh-ı bâlâ kılınup, tahsîl-i ruhsat ʿakabinde Defterdar Kapusu'nun bir tarafında mahsûs bir dâyire binâsıyla maslahat-ı mezkûre tetimmâtıyla resîde-i hayyiz-i hıtâm ve râbıta-gîr-i hüsn-i nizâm oldu.
Zikr-i nizâm-dâden-i zehâyir-i Âsitâne-i saʿâdet
Attribution
- Citation:
- "Zikr-i nizâm-dâden-i zehâyir-i Âsitâne-i saʿâdet", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_060.html
Item Details
- Title:
- Zikr-i nizâm-dâden-i zehâyir-i Âsitâne-i saʿâdet
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1209
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota