Zikr-i cülûs-ı meymenet-me’nûs-ı hazret-i Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân

Çünki nevbet-i Hilâfet-i ʻuzmâ ve ʻatıyye-i Saltanat-ı ʻulyâ bi'l-irsi ve'l istihkāk zübde-i Şehriyârân-ı âfâk ve güzîde-i Tâcdârân-ı ʻale'l-ıtlâk olan es-Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafa Hân hazretlerine teveccüh ü ikbâl ve ber-fehvâ-yı: İnne'l-arza lillahi yûrisühâ men yeşâ’ü bi'l-cümle mekālîd-i memalik-i ʻOsmânî ve zimâm-ı zimâm-ı kāsî vü dânî dest-i te’yîpeyvest-i Şâhâneleri'ne intikāl eyledi. İşbu bin iki yüz [6b] üç senesi şehr i Receb'in on birinci Salı günü, Nazm: Be-sâʻatî ki tevellâ koned bed ü takvîm, Be-hâletî ki tarâvet dehed be-tabʻ-ı Selîm. Evreng-i meymenet-âheng-i Şâhî, Ve taht-ı ʻâlî-baht-ı Pâdişâhî. nasb ü tezyîn olunup, kutb-ı vakt, yaʻnî Şehriyâr-ı pîr-i ʻakl ü civân-baht, dürr-i girân mâye-i vücûd-ıʻâlem-sûdlarına sedef ü neyyir, hayyir-zât-ı şevket-simâtlarına beytü'ş şeref olan mahall-i menîʻden, "Kulillehümme mâlikü'l-mülki tü’ti'l-mülke men-teşâi" âyet-i şerîfesin tilâvet eylereyerek şaʻşaʻa-perdâz-ı zuhûr ve şeş cihete bahşende-i envâr-ı sürûr olup, câlis-i serîr-i Saltanat ve lâbis-i ridâ’-i Hilâfet oldukda mukaddemâ ihzârları lâzım olan Şeyhülislâm Mehmed Kâmil Efendi ve Kāyimmakām Sâlih Paşa ve Kapudân-ı deryâ Cezâyirli Hasan Paşa ve Nakībüleşrâf ve sudûr-ı kirâm ve sâyir ʻulemâ-yı aʻlâm ve ricâl-i Devlet ve Ocağlu "ʻAleyke ʻavnillah" sedâlarını îsâl-i mele i aʻlâ ve ʻalâ-merâtibihim merâsim-i beyʻat u tehniyeyi icrâ eyledikleri hâlde mahall be-mahall top şenlikleriyle cülûs-ı meymenet-me’nûs iʻlân ü tebşîr ve emâkin-i baʻîdede bulunanların dahi bu haber-i hayr-ı dâfiʻü'z-zayr ile aʻyen-i ibtihâc ü inbisâtları takrîr olunup, vücûh-ı derâhim ü denânîr-i ism-i sâmî-yi Mülûkâne ile nakş pezîr-i hüsn-i zîynet ve ʻunvân-ı evâmir ve menâşîr-i tuğrâ-i bi-himmetâ-yı Şâhâneleri'yle sûret-yâb-ı şeref ü behcet oldu. "Ceʻalallahü esâse saltanatihî müşeyyedeten bi-deʻâyimi'l-bekā’i ve'l-hulûdî ve rezeka lehü'n-nasre ve'l-fethe bî-câhi men-lehü'l-makāmü'l-mahmûd." Lil-Müverrih: Şeh Selîm bin Mustafâ Hân'a, Tâc ü tahtı ede Hüdâ mesʻûd, Sâye-i ʻadl ü dâdını etsün, Tâ ebed-i fark-ı ʻâleme memdûd, Ola ʻasrında aʻyen-i nâsa, Eser-i hayrı gûn-be-gûn meşhûd. Böyle hengâm-ı sürûr-encâmda kurâza-i [7a] karîz ü şiʻr-i ehl-i maʻrifet, mihek-zede-i iştihâr u rağbet olup, karîb ü baʻîdde kayin-i şuʻarâ vü üdebâ kasâyid ü tevârîh inşâdıyla tertîb-i mukaddimât-ı medh ü senâ ve herkes derece-i mâhiyyet ü liyâkatini izhâr u ibdâ edüp, haysiyyet ü istihkāklarına göre taraf-ı müstecmiʻü'ş-şeref i Mülûkâne'den nâyil oldukları sılât ü ʻatâyâ ile ceyb ü dâmenlerin imlâ eylediler. Hayrî Efendi merhûmun zebân-âver-i beyân olduğu târîhdir: Nazım: Bende-i dîrîne-i Hayrî, Re’îs-i Devlet'i, Bezl-i mechûd eyledi târîh inşâd etmede, Geldi bâ-ilhâm-ı Hakk târîhine imdâd-ı gayb, Saltanat mesʻûd ola Sultân Selîm-i esʻade. Sadr-ı Rûm ve Re’îsü'l-ʻulemâ olan Yahyâ Tevfîk Efendi'nin çekîde-i yerâʻa i bâhirü'l-berâʻası olan târîhdir. Hamdünlillâh şimdi târîh cülûsa yetişüp, iki mısraʻ dedi her biri temâm u müstakīm. [Mısra]ʻ: Şerʻi ihyâ eyleyüp Sultân Selîm kıldı cülûs, Oldu zîb-i tâc-ı Şâhî ʻizz ile Sultân Selîm. Nâşid Bey'in inşâd eylediği târîhdir, [Nazm]ʻ: Refʻ edüp Nâşid dûd-ı sitem söyledim târîhini, Müjdeler dünyâya ki, Sultân Selîm etdi cülûs. Rebîʻ-i mevsim-i ʻirfân olan behâr-ı Şîrâzî'nin nâtıka-güzâr-ı belâgat olduğu târîh-i sihr-i helâl ve târîhi ta‘miyesinden ve ta‘miyesi târîhinden a‘lâ olduğu zâhir-i hâl olmağla, sebt-i ceride-i tezkâr ve kayd-ı mecelle-i âsâr kılındı. Nazım: Endûh zayil âmed ve târîh şüd behâr. Sultân Selîm-i efser-şâhî, be-ser-nihâd-ı Şehriyâr-ı vâlâ-nejâd, dâme fî-hıfzi Rabbi'l-‘ibâd hazretlerinin vücûd-ı mes‘ûdları serîr-ârâ-yı mülk-i şühûd oldukda, râyiz-ı yekrân-ı meydân-ı fazl u ‘irfân ya‘nî mevsim-i mezkûrda [7b] İstanbul kādîlarına rüchâniyyeti nümâyân olan Fetvâ Emîni Efendi inşâd-ı târîh zımnında ser-be-zemîn tefekkür olup, [mısra]‘: Câ’e Selîmû sâlis terkîbine eğerçi zafer bulmuşidi. Ancak terkîb-i mezkûrun ‘aded-i vâhidi zâyid olmağla, bi'z-zarûre bâb-ı vâsi‘-i ta‘miyeye duhûl edüp, [mısra]‘: el-Himmetû târîhen e-lâ câ’e Selîmû sâlis makāliyle terkîb-i bend hüsn-i ta‘miye olup, ya‘nî edât-ı tenbîh sûretinde ityân eylediği illâ'dan ‘aded-i vâhide delâlet eden elif'i edât-ı nefy olan lâmelif ile ıskāt edüp, el-elifû leyse bî-‘azimin yâhûd el-elifû lâ-yû‘addû takdîriyle şîve-i nâzikâne izhâr edüp, cülûs-ı hümâyûn-ı hazret-i Zıllullahî vukūʻunda Re’îsü'l-ʻulemâ olan Yahyâ Tevfîk Efendi mûmâ ileyhin taʻmiye tarîkiyle îrâd eylediği illâ'yı ahz ve câ’e'yi terk ile E-lâ Selîmû Sâlis târîhine muvaffak olması ittifâkiyyât-ı garîbeden ve "Hâzihî min-kehâneti'ş şuʻarâ" denmege sezâ vukūʻât-ı ʻacîbeden olduğuna binâ’en, sebt-i cerîde-yi Vekāyiʻ kılındı.
Attribution
Citation:
"Zikr-i cülûs-ı meymenet-me’nûs-ı hazret-i Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_002.html
Item Details
Title:
Zikr-i cülûs-ı meymenet-me’nûs-ı hazret-i Sultân Selîm Hân bin es-Sultân Mustafâ Hân bin es-Sultân Ahmed Hân
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1203
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota